12 İMAM DOSTU BÖYLE OLMALI

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Allah Azze ve Cell peygamberlerden birine şu şekilde vahyetti: Sabah olduğu zaman (beş şeyle karşılaşacaksın) Onların;

İlkini ye,

İkincisini gizle,

Üçüncüsünü kabul et,

Dördüncüsünü ümitsiz bırakma,

Beşincisinden kaç.

Sabah olduğunda o Peygamber yola koyuldu. Karşısına kocaman bir dağ çıktı. Durarak kendi kendine “Aziz ve Celil Rabbim bana bunu yememi emretti,” dedi. Ama şaşkınlık içerisinde ne yapacağını bilmiyordu. Ancak tekrar içinden “Celle Celaluh Rabbim bana yapamayacağım şeyi emretmez” diyerek yemek için daha doğru yaklaştı. Yaklaştıkça dağ küçüldü, küçüldü öyle ki küçük bir lokma haline geldi. Onu yiyince şimdiye kadar yediği en lezzetli lokma olduğunu gördü.

Daha sonra yoluna devam etti. Bir müddet yol aldıktan sonra karşısında altından bir tas belirdi. Kendi kendine “Aziz ve Celil Rabbim benden bunu gizlememi istedi” diyerek toprağı kazıp açtığı kuyuya o tastı bıraktı ve üzerini toprakla örttü. Tekrar yola koyulmuştu ki o tastın yeniden ortaya çıktığını gördü. “Ben Aziz ve Celil Rabbimin emrini yerine getirdim,” diyerek yoluna devam etti.

Yolda yürürken peşine atmaca takılmış olarak hızla uçan bir kuş gördü. Kuş onun etrafında birkaç defa döndü. O peygamber kendi kendine “Aziz ve Celil Rabbim bunu kabul etmemi emretti” diyerek elbisesinin kolunu açtı kuş gelerek oraya saklandı.

Bu sırada onun peşinde olan atmaca dile gelerek “sen benim avımı benden aldın, bir gündür ben onu yakalamaya çalışıyordum” dedi. Bunun üzerine o peygamber kendi kendine “Azil ve Celil Rabbim bunu ümitsiz bırakmamamı bana emretti” diyerek bacağından bir miktar et kopardı ve o atmacaya verdi. Ardından yoluna devam etti.

Yolda yürürken karşısına aniden kokmuş ve de kurtlanmış bir leş çıktı. Kendi kendine “Aziz ve Celil Rabbim bana bundan kaçmamı emretti” diyerek ondan uzaklaştı ve evine döndü.

 Akşam olup ta yatağına yatınca uykusunda ona sana emredilenleri yerine getirdin, ama onların ne olduğunu biliyor musun? dendi.

O, “hayır bilmiyorum” deyince şöyle açıklandı;

Dağa gelince o, “ÖFKE’dir.” Doğrusu bir kul öfkelendiği zaman kendini görmez ve öfkenin etkisiyle değerini unutur. Ama kendini kontrol eder, değerini bilir ve öfkesini dizginlerse onu sonu aynı senin yediğin lokma gibi lezzetli olur.

Tasta gelince o, “İYİLİK’tir.” Kul Allah rızası için yaptığı iyilikleri gizlerse Allah Azze ve Celle onu ortaya çıkararak kulunun süsü ve ziyneti yapar, Tabi bunu yaparken onun ahret sevabından da bir şey eksilmez.

Saklanan kuşa gelince o, “NASİHAT İÇİN SANA GELEN KİŞİDİR.” Birisi sana nasihat ettiğinde onu ve nasihatini kabul et.

Atmacaya gelince o, “SANA GELEN İHTİYAÇ SAHİBİDİR.” Birisi sana bir ihtiyacı için geldiğinde onu geri çevirme.

Kokmuş leşe gelince o, “GIYBET’tir.” Ondan kaçın (çünkü gıybet cehennem köpeklerinin yiyeceğidir.)”

Kaynak: Biharu’l Envar, c.68 s.419

Çorum Ehlibeyt Vakfı Araştırma ve Toplumu Aydınlatma Çalışma Grubu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*