15- Resulullah’ın (s.a.a) Sahabe Hakkındaki Görüşü

1- Havuz Hadisi

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki:

Kıyamette (havuzun) başında durduğum an bir grupla karşılaşacağım ve onları tanıyacağım. O an-da onlarla benim aramda bir kişi kalkıp onlara gelin diyecek. Ben nereye doğru gelsinler diyeceğim. “Allah’a andolsun ki, cehenneme doğru, diyecektir?” “Bunlar ne yapmışlar?” diye soracağım. “Bun-lar senden sonra dinden çıkıp cahiliyeye döndüler.” diyecektir.

Bunların içerisinden -sürüden ayrılıp kendi başına yayılan develer gibi- az bir grup dışında kurtulan olmayacaktır.[1]

Ve yine Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

Ben sizden önce havuza varacağım. Bana gelen herkes, o havuzun suyundan içer ve artık susamaz. Bazı gruplar da bana gelirler ki ben onları tanırım, onlar da beni tanırlar. O arada benimle onların arasına arılık düşer: ‘Bunlar benim ashabımdır’ diye seslenirim. ‘Sen bilmiyorsun, bunlar senden sonra ne yaptılar?’ denilir. Bunun üzerine ben de: Benden sonra dinimi değiştirenler uzak olsun, uzak olsun derim.[2]

Eğer Ehlisünnet âlimlerinin, sahih kabul ettiği hadis kitaplarında ve müsnetlerinde yazmış oldukları bu hadislere iyice dikkat eden olursa, artık sahabeden çoğunun Re-sulullah’tan sonra dinden döndüğünden ve dinin hükümlerini değiştirdiğinden bir şüphesi kalmaz. Gerçekte Resulul-lah’tan sonra az bir grup dışında herkes hakka sırt çevirdi.

Bu hadisi sadece üçüncü kısım sahabeye tatbik ettiremeyiz; çünkü Resulullah (s.a.a) açıkça söz konusu hadiste, bunlar benim ashabımdır diye buyurmuştur. Bu hadisler, geçmişte naklettiğimiz ashabın dinden döneceğini haber veren ve onları azapla tehdit eden ayetlerin mânâ ve tefsiri durumundadır.

2- Dünya İçin Yarışmak Hususundaki Hadis

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki:

Ben sizden önce kıyamette havuzun başına varacağım ve amellerinize şahit olacağım. Allah’a an-dolsun ki, ben şimdi havuzumuzu görüyorum. Yer-deki hazinelerin (veya yerin anahtarlarının) bana verildiğini görüyorum. Allah’a andolsun ki benden sonra müşrik olmanızdan korkuyorum, benden son-ra dünya için yarışmanızdan korkmuyorum.[3]

Resulullah’ın buyurduğu haktır. Sahabeler, dünya için o kadar birbirleriyle yarıştılar ki, hatta dünya için kılıç çekip savaşıp birbirlerini tekfir ettiler.

Sahabeden bazılarının altın ve gümüş biriktirdikleri meşhurdur. Hatta Mes’udî “Mürucu’z-Zeheb” adlı eserinde ve Taberî ve diğerleri de kitaplarında yazıyorlar ki, sadece Zübeyir’in serveti elli bin dinar ile bin tane at ve bin tane köleye ulaşmıştı; diğer malları da Basra, Kûfe, Mısır ve başka şehirlerde mevcut idi.[4]

Yine Talha’nın Irak’tan elde ettiği günlük gelirinin bin dinar olduğu nakledilmiştir. Bazıları, bu gelirin daha fazla olduğunu ile söylemişlerdir.

Abdurrahman İbn Avf’ın yüz atı, bin devesi, on bin ko-yunu olduğu yazılmıştır. Hatta öldükten sonra kadınlarına verilmek için ayrılan malların sekizde biri 84 binmiş.[5] Osman İbn Affan kendinden sonra sayısız miktarda koyun, deve ve emlakin yanı sıra yüz elli bin dinar da bırakmıştı. Zeyd İbn Sabit öldükten sonra yüz bin dinar değerindeki mülklerinin haricinde o kadar altın ve gümüş bırakmıştı ki, onları taksim için baltalarla kırıyorlardı. Öyle ki birkaç kişinin eli balta sallamaktan yaralandı.[6]

Bunlar bazı basit örneklerden ibarettir. Bu gibilerinden tarihte çok kaydedilmiştir. Ben bu konuyu fazla uzatmak istemediğimden bu kadarıyla yetiniyorum. Bütün bunlar gösteriyor ki, dünya, ashabı kendine çekmiş ve onların göz-lerini kamaştırmıştı.


[1]– Sahih-i Buharî, c.3, s.94’den 99’a kadar ve s.156 ve c.3, s.32 ve Sahih-i Müslim, c.7, s.66, Hadis-i Havz.

[2]– Sahih-i Buharî, c.3, s.94’den 99’a kadar ve s.156 ve c.3, s.32 ve Sahih-i Müslim, c.7, s.66, Hadis-i Havz.

[3]– Sahih-i Buharî, c.3, s.100-101

[4]– Mürucu’z-Zeheb, c.2, s.341

[5]– Mürucu’z-Zeheb, c.2, s.341

[6]– Mürucu’z-Zeheb, c.2, s.341

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*