37. Hutbe: İmam Ali’nin (a.s) Nehravan Şavaşından Sonra Yaptığı Konuşma

Bu hutbe de Hz. Ali’nin Nehrevan savaşından sonra okuduğu uzun hutbenin özeti konumundadır. Hz. Ali bu hutbesinde kendi halini beyan ederek şöyle buyuruyor:

Güçleri-kuvvetleri yokken ben işe koyuldum. Onlar başlarını yakalarının içine sokmuşlarken (gizlenmişlerken), ben kendimi açık bir şekilde ortaya attım. Onlar dilsizler­ken, ben konuştum. Onlar durmuşken, ben Allah’ın nu­ruyla geçip gittim. Herkesten daha sessiz, ama öne geç­mede herkesten daha üstündüm. Faziletlerin dizginin tuta­rak uçtum ve o faziletlerin ödülünü ben aldım. Şiddetli rüzgârların yerinden kıpırdatamadığı, kasırgaların söküp atamadığı bir dağ gibiydim. Hiç kimse yüzüme karşı veya ardımdan bir ayıbımı-kusurumu söyleyemez, beni kınayamazdı. Düşkün kimse benim nezdimde hakkını (zalimden) alıncaya dek aziz ve üstündür. Güçlü-kuvvetli olan kimse benim nezdimde hakkı ondan alıncaya dek güçsüz ve za­yıftır. Biz Allah’ın kaza ve kaderinden hoşnuduz ve O’nun emirlerine teslimiz. Hiç gördün mü Allah’ın elçisine (s.a.a) yalan isnat edeyim? Allah’a yemin olsun ki ben onu tasdik eden ilk kimseydim. O halde Resulullah’ı vefatından sonra ilk inkâr/tekzip eden ben olamam.

Kendi işime baktım… Gördüm ki (Peygamber’in em­rine) itaat, (halifeye zorla) biatten daha öncelikli ve gerek­lidir ve (İslam’ı koruma için Peygambere verdiğim) söz/misak henüz boynumdadır.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*