47- Muhammed Suresi

( Medine’de inmiştir. Sadece 13. ayeti Mekke ve Medine yolunda nazil olmuştur; 38 ayettir.)

(bk. Açıklamalar Bölümü: 155)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. İnkâr edenlerin ve Allah’ın yolundan alıkoyanların yaptıklarını (Allah) boşa çıkarır.

2. İman edip doğru işler yapanların ve Rablerinden hak olarak Muhammed’e indirilene inananların günahlarını örter (bağışlar) ve hallerini düzeltir.

3. Bu, inkâr edenlerin batıla uymalarından ve iman edenlerin Rablerinden gelen hakka uymalarından dolayıdır. İşte Allah, insanlara örneklerini böyle verir.

4. Kafir olanlarla savaşa giriştiniz mi boyunlarını vurun. Onları bozguna uğrattığınızda, savaş ağırlığını atıncaya kadar (tutsakları) sıkıca bağlayın. Sonra is-

terseniz onları karşılıksız salıverirsiniz isterseniz de para alıp bırakırsınız. İşte budur (Allah’ın hükmü). Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı; fakat sizi birbirinizle denemek istedi. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.

5. Onları mutluluk yoluna hidayet eder ve durumlarını düzeltir.

6. Ve onları kendilerine tanıttığı cennete koyar.

7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınıza sebat verir (düşmana karşı sarsılmanızı önler).

8. Kâfirler ise, yıkım ve fenalık onlara olsun. Allah, onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır.

9. Bunun sebebi, Allah’ın indirdiğini beğenmemeleridir. Allah da, onların yaptıklarını geçersiz kılmış ve boşa çıkarmıştır.

10. Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı?! Allah, onları helak etmiştir. Bu kâfirlere de onların uğradıklarının benzeri vardır.

11. Çünkü Allah, iman edenlerin sahibi ve desteğidir. Kâfirlerin ise, sahibi ve desteği yoktur.

12. Allah, inanıp iyi işler yapanları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kâfirler ise, (dünyanın geçici nimetlerinden) faydalanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların yeri ateştir.

13. Nice şehirleri biz helak ettik ki onlar seni (yurdundan) çıkarmış olan şehirden çok daha güçlüydüler; onlara bir yardım eden de olmadı.

14. Rabbinden apaçık bir delil üzerine bulunan kimse; kötü işi kendisine süslü gösterilen ve heva ve hevesine uyan kimseye benzer mi?

15. Muttakilere vadolunan cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada onlara meyvelerin her çeşidinden ve Rablerinden bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

16. Onlardan (gelip) seni dinleyenler de vardır. Fakat yanından ayrılınca, kendilerine bilgi verilenler, “demin ne söyledi?” derler. Allah’ın bunların kalplerini mühürlemiştir ve bunlar heva ve heveslerine uyan kimselerdir.

17. Doğru yolu bulanlara gelince, (Allah) onların hidayetlerini artırır ve takvalarını onlara verir (kötülüklerden sakınmalarını sağlar).

18. Artık onlar, kıyamet saatinin ansızın gelip çatmasından başka bir şey mi bekliyorlar? Şüphesiz, onun alametleri belirmiştir. O kendilerine gelip çatınca, öğüt almaları ve hatırlamaları neye yarar?!

19. Bil ki, Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Kendi günahın ve mümin erkekler ile mümin kadınlar için bağışlanma dile. Allah, sizin dönüp dolaşacağınız yeri ve varıp duracağınız yeri bilir.

20. İman etmiş olanlar, “Niçin (kâfirlerle cihad hakkında) bir sure indirilmiyor?” derler. Hükmü açık olan bir sure indirilip, onda savaştan söz edilince de, kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Ölüm onlar için daha iyi!

21. Onlara düşen, itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah’a sadakat gösterselerdi elbette bu kendileri için daha iyi olurdu.

22. İş başına gelecek olsanız, değil mi ki, sizden (ancak) yeryüzünde bozgunculuk yapmanız ve akrabalık bağlarını kesmeniz beklenir?

23. İşte bunlar, Allah’ın lanetlediği (rahmetinden uzaklaştırdığı), sağır kıldığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.

24. Onlar, Kur’an’ı hakkıyla düşünmezler mi? Yoksa kalplerinde kalplere ait kilitler mi var?

25. Şüphesiz, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra (hakka) arkalarını dönenleri, Şeytan aldatmıştır ve uzun arzulara düşürmüştür.

26. Bu, onların, Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara, “Bazı hususlarda size itaat edeceğiz.” demelerindendir. Allah, onların gizlice konuşmalarını biliyor.

27. Melekler onların yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olur?!

28. Bu, onların Allah’ı gazaplandıran şeylerin peşice gitmeleri ve O’nu razı edecek şeylerden hoşlanmamalarından dolayıdır. Bu yüzden Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır.

29. Kalplerinde hastalık olanlar, yoksa Allah’ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?!

30. Dileseydik, onları sana gösterirdik de, onları yüzlerinden tanırdın. Şüphesiz, sen onları konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, işlediklerinizi bilmektedir.

31. Şüphesiz, içinizden cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi (kendinizle ilgili açıklamaklarınızın doğruluğunu) deneyinceye kadar sizi imtihan edeceğiz.

32. İnkâr edip Allah’ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler, asla Allah’a bir zarar veremezler ve Allah onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

33. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve yaptıklarınızı boşa çıkarmayın.

Resulullah (s.a.a) şöyle dedi: “Kim subhanellah derse, Allah bunun için ona cennette bir ağaç diker. Kim elhamdulillah derse, Allah bundan dolayı ona cennette bir ağaç diker. Kim la ilahe illallah derse, Allah bundan dolayı ona cennette bir ağaç diker. Kim Allah-u Ekber derse, Allah bundan dolayı ona cennette bir ağaç diker.” Kureyşli bir adam, “Ya Resulallah! Bizim cennette ağacımız ne de çoktur!” dedi. Peygamber (s.a.a), “Evet ama, ateş göndererek onları yakmaktan sakının. İşte bunun için Allah Teala, “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber!e itaat edin ve yaptıklarınızı boşa çıkarmayın.” buyuruyor.” (Nurru’s-Sekaleyn Tefsiri, c.5, s.45 Sevabu’l-A’mal kitabından naklen.) Bu hadis, İmam Muhammed Bâkır yoluyla nakledilmiştir.

34. İnkâr edip Allah’ın yolundan alıkoyan ve sonra da kâfir olarak ölen kimseleri Allah asla bağışlamaz.

35. Artık gevşemeyin ve üstün olduğunuz hâlde (zilletle birlikte olan) barışa çağırmayın ve Allah sizinledir. O, yaptığınız işlerin sevabını asla eksiltemeyecektir.

36. Doğrusu, dünya hayatı, ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer iman eder ve takvalı olursanız, Allah mükâfatlarınızı verir ve sizden bütün mallarınızı istemez.

37. Eğer hepsini istese ve sizi zorlasa, cimrilik eder ve bu da kinlerinizi ortaya çıkarırdı.

38. Siz, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz ama içinizden kiminiz, cimrilik etmektedir. Oysa kim cimrilik ederse, kendi zararına cimrilik eder. Allah zengindir; sizler ise fakirsiniz. Eğer haktan yüz çevirirseniz, yerinize başka bir toplum getirir de, artık onlar sizin gibi olmazlar.

Meal:Murtaza Turabi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*