49-Hucurat Suresi

(Bu sure adını 4. ayetinde geçen odalar anlamındaki “hucurat” kelimesinden alır. İmam Sadık (a.s)’dan şöyle dediği nakledilmiştir: “Kim Hucurat Suresi’ni her gece veya gündüz okursa, Muhammed (s.a.a)’in ziyaretçilerinden olur.” (bk. es-Safî Tefsiri, Sevabu’l-A’mal’dan naklen.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ey iman edenler! (Hiçbir işte) Allah ve Resulü’nün önüne geçmeyin; Al­lah’tan korkun. Şüphesiz, Allah işitendir, bilendir.

2. Ey iman edenler! Sesinizi Peygam­ber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. (Peygamber’in sesini bastıracak şekilde konuşmayın.) Birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla yüksek sesle (bağırarak) konuşmayın. Yoksa farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.

3. Allah’ın Elçisi’nin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz, Allah’ın kalplerini takva ile sınadığı kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

4. Odaların arkasından seni yüksek sesle çağıranların çoğu, düşüncesiz kim­selerdir.

5. Eğer sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah, çok bağışlayandır ve sürekli rahmet edendir.

6. Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa zarar verirsiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

(bk. Açıklamalar Bölümü: 156)

7. Bilin ki, içinizde Allah’ın elçisi vardır. Şayet birçok işte size uysaydı, kesinlikle sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, imanı size sevdirdi ve onu gönüllerinizde güzel gösterdi. Küfrü, günah işlemeyi ve emre itaatsizliği size çirkin gösterdi. İşte bunlar (böyle olanlar), doğru yolda olanlardır.

8. Bu, Allah’tan bir lütuf ve nimettir. Allah, bilendir ve hikmet sahibidir.

9. Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa, aralarını düzeltin. Eğer biri diğerine saldırırsa, Allah’ın emrine dönünceye kadar saldıranla savaşın. Eğer dönerse, artık aralarını dü­zeltin ve adaletli davranın. Kuşkusuz, Allah adaletli davrananları sever.

10. Muhakkak müminler, ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki, size rahmet edilsin.

11. Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın; belki onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar; belki onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kendinizi ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim tövbe etmezse, işte onlar zalimlerdir.

12. Ey iman edenler! Birçok zandan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Biriniz diğerinin gıybetini etmesin (arkasından çekiştirmesin). Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Şüphesiz, bundan iğrenirsiniz. Ve Allah’tan korkun. Kuşkusuz, Allah tövbeleri kabul eden ve sürekli rahmet edendir.

13. Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz, Allah katında sizin en değerliniz, en takvalı olanınızdır. Allah bilendir ve her şeyden haberdardır.

14. Bedeviler, “İman ettik.” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz; ama “Boyun eğdik.” deyin; henüz iman kalplerinize girmemiştir. Allah’a ve Peygamberi’ne itaat ederseniz, amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz, Allah çok bağışlayan ve sürekli merhamet edendir.

15. Müminler, sadece Allah’a ve Pey­gamberi’ne iman eden, sonra da şüp­heye düşmeyen ve Allah yolunda  mal-

larıyla ve canlarıyla cihad eden kimselerdir. İşte bunlar, doğru olanlardır.

16. De ki: “Dininizi (imanınızı) Allah’a mı bildiriyorsunuz?! Oysa Allah göklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”

17. Müslüman oldular diye seni minnet altında bırakıyorlar. De ki: “Müslüman olmanızdan dolayı beni minnet altında bırakmaya kalkışmayın. Aksine, eğer doğru kimseler iseniz, sizi imana eriştirdiği için Allah’a karşı siz minnet altındasınız.”

18. Şüphesiz, Allah göklerin ve yerin gizliliklerini bilir ve Allah, yaptıklarınızı görür.

Meal:Murtaza Turabi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*