52- Tur Suresi

(Mekke’de inmiştir; 49 ayettir.)

(Birinci ayetinde geçen “Tûr” kelimesine binaen bu isimle anılmıştır. İmam Muhammed Bâkır ve Cafer Sadık (a.s)’ın şöyle dedikleri nakledilmiştir: “Kim et-Tûr Suresini okursa Allah dünya ve ahiret iyiliğini bir arada ona verir.”)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Andolsun Tur’a,

2-3. Yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş kitaba,

4. Beyt-i Ma’mur’a,

5. Yükseltilmiş tavana,

6. Dolu ve kaynayacak denize

7. Ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gerçekleşecektir.

8. Onu savacak yoktur.

9. O gün gök sarsıldıkça sarsılır.

10. Ve dağlar yürüdükçe yürür.

11. İşte o gün yalanlayanların vay hâline!

12. Onlar ki daldıkları yerde eğlenip dururlar.

13. O gün itilip kakılarak cehennem ateşine sürülürler.

14. “İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur.”

15. Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?!

16. “Girin o ateşe! Sabretseniz de, sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz, ancak işlediklerinizin karşılığını göreceksiniz.”

17. Şüphesiz, takva sahipleri cennetler ve bol nimet içindedirler.

18. Rablerinin kendilerine verdiği ile sevinirler ve Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

19-20. Onlara, “İşlediklerinizden ötürü, yan yana dizilmiş tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için.” denir ve onları, ceylan gözlü eşlerle evlendiririz.

21. İman eden, soyları da imanda kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığının rehinidir.

22. Onlara, diledikleri meyve ve etten bol bol veririz.

23. Orada saçmalamaya ve günah işlemeye yol açmayan bir kadehi birbirlerinden alırlar.

24. Sedefteki inciler gibi olan genç hizmetçileri etraflarında dolaşırlar.

25. Birbirlerine dönüp soruşurlar.

26. Derler ki: “Doğrusu, biz bundan önce ailemizin arasında korku içindeydik.”

27. “Allah bize lütfetti ve bizi öldürücü azaptan korudu.”

28. “Doğrusu, biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik yapandır, sürekli merhamet edendir.”

29. Sen öğüt ver; Rabbinin nimetiyle (lütfuyla) sen ne kahinsin, ne de delisin.

30. Yoksa senin için, “Ölümünü gözlediğimiz bir şairdir.” mi diyorlar?

31. De ki: “Gözleyin; doğrusu, ben de sizinle beraber gözleyicilerdenim.”

32. Bunu onlara akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir kavim midirler?!

33. Yahut, “Onu kendi uydurdu” mu diyorlar?! Hayır; onlar iman etmezler.

34. Eğer doğru söylüyorlarsa, benzeri bir söz getirsinler.

35. Yahut onlar bir şey olmaksızın mı yaratıldılar, yoksa yaratanlar kendileri midir?!

36. Yoksa gökleri ve yeri mi yarattılar?! Hayır; onlar yakin etmezler.

37. Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?! Yoksa onlar mı (her şeye) hâkimdirler?!

38. Yoksa üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var?! Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.

39. Yoksa kızlar Allah’ın, oğullar sizin mi?!

40. Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?!

41. Veya gayb onların yanındadır da, onlar mı yazıyorlar?!

42. Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar?! Ama o tuzağa yakalanacak olanlar, küfre sapanlardır.

43. Yoksa Allah’tan başka bir ilahları mı var?! Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir.

44. Gökten azap olarak düşen bir parça görseler, “Üst üste yığılmış buluttur.” derler.

45. Çarpılıp ölecekleri günleriyle karşılaşıncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.

46. O gün, tuzakları kendilerine bir fayda vermez; onlara yardım da edilmez.

47. Zulmedenlere, şüphesiz bundan ön-ce de -veya bundan başka da- bir azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler.

48. Rabbinin hükmüne sabret; doğrusu, sen bizim gözetimimizdesin; ve kalkarken Rabbini överek tespih et.

49. Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O’nu tespih et.

Meal:Murtaza Turabi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*