57- Hadid Suresi

(Medine’de inmiştir; 29 ayettir.)

(Bu sure 25. ayetinde demir anlamında “hadîd” kelimesini içerdiği için bu adla adlandırılmıştır. İmam Sadık (a.s)’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Kim Hadid ve Mücadele surelerini bir farz namazında okumayı âdet edinirse, Allah ona, ölünceye kadar azap etmez, kendisi ve ailesi asla bir kötülüğe uğramaz ve bedeni her türlü afetten uzak olur.” (bk. Sevabu’l-A’mal.))

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah’ı tesbih ederler. O, üstündür ve hikmet sahibidir.

2. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. O, diriltir ve öldürür ve O’nun her şeye gücü yeter.

3. O ilktir, sondur, aşikârdır, gizlidir. O, her şeyi bilendir.

(bk. Açıklamalar Bölümü: 160)

4. Gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur. Sonra Arş’a hâkim oldu; yere gireni ve oradan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

5. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Bütün işler, ancak Allah’a döndürülür.

6. Geceyi gündüze geçirir (katar) ve gündüzü de geceye geçirir. O, gönüllerde olanı hakkıyla bilir.

7. Allah’a ve Peygamberi’ne iman edin ve yararlanmada sizi başkalarının yerine geçirdiği şeylerden (Allah yolunda) harcayın. Sizden iman edip (Allah yolunda) harcayan kimselere büyük bir mükâfat vardır.

8. Peygamber sizi Rabbinize iman etmeye çağırdığı hâlde niçin Allah’a iman etmiyorsunuz?! Halbuki eğer iman etmiş kimseler iseniz, O sizden sağlam bir söz almıştı.

9. Sizi karanlıklardan nura çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Ve kuşkusuz, Allah size karşı şefkatli ve merhametlidir.

10. Size ne olmuş da Allah yolunda infak etmiyorsunuz?! Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’a aittir. Sizden Mekke’nin fethinden önce infak eden ve savaşanlar (diğerleriyle) eşit değildirler.

Onlar, derece olarak sonradan harcayan ve savaşanlardan daha üstündürler. Allah, hepsine de güzel mükâfat vadetmiştir. Allah, yaptıklarınızdan iyice haberdardır.

11. Kat kat geri vermesi üzere Allah’a güzel bir borç veren kimdir? Ayrıca ona, (ahirette) değerli bir mükâfat da vardır.

12. O gün mümin erkekler ve mümin kadınların nurlarının önlerinden ve sağ yanlarından hareket ettiğini görürsün. (Onlara şöyle denir:) “Bugün müjdeniz, altlarından nehirler akan temelli kalacağınız cennetlerdir. İşte bu, büyük başarıdır.”

13. O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar, iman eden kimselere, “Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça alalım.” derler. (Onlara,) “Arkanıza dönün de nur arayın.” denir. Bu sırada aralarına içinde rahmet, dışı ise azaba yönelik olan kapılı bir sur çekilir.

14. Onlara (iman edenlere), “Biz (dünyada) sizinle beraber değil miydik?!” diye seslenirler. Onlar, “Evet, ama siz, Allah’ın emri (ölüm) gelip çatıncaya kadar kendinizi büyük imtihanlara soktunuz, bekleyip durdunuz, şüpheye kapıldınız, kuruntular sizi aldattı ve o aldatıcı (Şeytan), sizi Allah hakkında aldattı.” derler.

15. “Bugün artık sizden ve küfre sapan kimselerden bir bedel alınmaz. Barınağınız ateştir. Size layık olan orasıdır. Ne kötü bir dönüş yeridir!”

16. İman edenler için, Allah’ın anılması ve inen hak (Kur’an) karşısında kalplerinin yumuşayıp titremesinin ve daha önce kendilerine kitap verilip de üzerlerinden uzun zaman geçmesiyle kalpleri katılaşan ve birçoğu fasık (yoldan çıkmış) olan kimseler gibi olmamalarının zamanı daha gelmedi mi?!

17. Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeri diriltir. Düşünesiniz diye ayetleri size açıkladık.

18. Sadaka veren erkeklere, sadaka veren kadınlara ve Allah’a güzel borç verenlere kat kat geri ödenir ve onlar için (ahirette) değerli bir mükâfat vardır.

19. Allah’a ve peygamberlerine iman edenler, işte onlar, Rablerinin katında gerçek doğrular ve şahitlerdir; onlara da onların mükâfatları ve nurları vardır. Kâfir olan ve bizim ayetlerimizi yalanlayanlar ise, cehennem ehlidirler.

20. Bilin ki, kuşkusuz dünya hayatı oyun, eğlence, süslenme, aranızda övünme, mal ve evlat çokluğuna düş­künlükten ibarettir; Dünya hayatı bir yağmura benzer, bitirdiği bitkiler ekincileri sevindirir. Sonra (o bitkiler) kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çerçöp olur. Ahirette ise (kâfirler için) çetin bir azap ve (müminler için) Allah katından bağışlanma ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.

21. Rabbinizden olan bağışlanma ve Allah’a ve peygamberlerine iman eden­ler için hazırlanmış olan, genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennet için yarışın. İşte bu, Allah’ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah, büyük lütuf sahibidir.

22. Yeryüzünde ve kendi nefsinizde meydana gelen her musibet, ortaya çıkarmadan önce mutlaka bir kitapta yazılıdır. Kuşkusuz, bu Allah’a göre kolaydır.

23. Bu, elinizden çıkana üzülmemeniz ve size verilene sevinmemeniz içindir. Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

 İmam Ali (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Zühdün tamamı, Kur’an’da iki kelimede açıklanmıştır: “Bu, elinizden çıkana üzülmemeniz ve size verilene sevinmemeniz içindir.” Kim geçmişe üzülmez ve gelecek için de sevinmezse, o zühdün her iki yanını almıştır.”

24. Onlar, cimrilik eder ve insanları da cimriliğe emrederler. Kim (infak etmekten) yüz çevirirse, (bilsin ki,) Allah ganidir ve övgüye layıktır.

25. Gerçekten biz elçilerimizi apaçık delillerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye onlarla birlikte kitap ve ölçü indirdik. Demiri de indirdik, onda çetin bir güç ve insanlar için faydalar vardır. Bir de Allah, kendisine ve peygamberlerine gıyapta yardım edenleri bilmek istiyordu. Şüphesiz, Allah güçlüdür ve üstündür.

26. Gerçekten biz Nuh’u ve İbrahim’i (peygamber olarak) gönderdik ve peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Onların bir kısmı hidayete ermiştir; birçoğu da fasıktırlar.

27. Sonra onların izinden peygamberlerimizi gönderdik. Bunların ardından Meryem oğlu İsa’yı da gönderdik ve ona İncil’i verdik. Ona uyanların yüreklerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince; biz bunu onlara yazmadık; fakat kendileri Allah’ın rızasını kazanmak için onu çıkardılar. Ama onu da gereğince gözetmediler. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik; ama onlardan çoğu fasıktırlar.

28. Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Peygamberi’ne iman edin ki, size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur var etsin ve sizi bağışlasın. Allah, bağışlayandır ve sürekli merhamet edendir.

29. Böylece Kitap ehli Allah’ın lütfundan hiçbir şeyin onların gücü dâhilinde olmadığını, lütfun Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediğini verdiğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Meal:Murtaza Turabi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*