60- Mümtehine Suresi

(Medine’de inmiştir; 13 ayettir.)

(Bu sure adını 10. ayetinde yer alan  onları imtihan edin anlamında olan “femtehinûhunne” kelimesinden alır. “Mümtehine” sınanmış, imtihan edilmiş anlamındadır. İmam Zeynelabidin (a.s)’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Kim Mümtehine Suresi’ni farz ve nafile namazlarında okursa, Allah onun kalbini iman için imtihan eder, gözünü aydınlatır, asla fakirliğe uğramaz ve Allah’ın izniyle kendisi ve çocukları deliliğe duçar olmazlar.” (bk. Sevabu’l-A’mal.))

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ey iman edenler! Benim yolumda cihad etmek ve rızamı kazanmak için (yurdunuzdan) çıkmış iseniz, düşmanımı, ve düşmanınızı dost edinmeyin. Onlar, size gelen hakkı inkâr edip Peygamber’i ve sizi, RabbinizAllah’a iman ettiniz diye yurtlarınızdan çıkarıyor ama siz onlara sevgi gösteriyor ve onlarla gizlice dostluk kuruyorsunuz. Ben, sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da daha iyi bilirim. Sizden kim bu işi yaparsa, gerçekten doğru yoldan sapmıştır.

2. Eğer sizi ele geçirirlerse, size düşman kesilirler; ellerini ve dillerini size kötülükle uzatırlar ve kâfir olmanızı isterler.

3. Kıyamet günü yakınlarınız ve çocuklarınız size bir yarar sağlamaz; Allah, sizi birbirinizden ayırır. Allah, yaptıklarınızı iyice görmektedir.

4. Gerçekten İbrahim’de ve onunla birlikte olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar, kavimlerine demişlerdi ki: “Biz sizden ve sizin Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Bir tek Allah’a iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda kalıcı bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.” Sadece İbrahim’in babasına, ”Senin için bağışlanma dileyeceğim; ama Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez.” demesi hariç. “Ey Rabbimiz! Yalnız sana dayandık, sana yöneldik ve dönüş de ancak sanadır.”

Yani, İbrahim’in güzel örnek oluşu bu konuyu içine almaz. Buna göre, kâfir olan bir yakın için bağışlanma dilememek gerekir. (bk. Cevamiu’l-Cami Tefsiri.)

5. “Ey Rabbimiz! Bizi kâfir olanlara bir imtihan vesilesi yapma. Bizi bağışla ey Rabbimiz! Kuşkusuz, sen üstünsün ve hikmet sahibisin.”

6. Gerçekten onlarda size, Allah’ı ve ahiret gününü uman kimselere güzel bir örnektir. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) kuşkusuz, Allah zengindir ve övgüye layıktır.

7. Umulur ki Allah, sizinle onlardan düşman olduklarınız arasında bir dostluk meydana getirir. Allah güçlüdür, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

8. Allah, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve adaletli davranmanızı yasaklamıyor. Allah, adaletli davrananları sever.

9. Allah, yalnız din hakkında sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza destek olanları dost edinmeyi size yasaklıyor. Kim onlarla dost olursa, işte onlar, zalimlerdir.

10. Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size gelince, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onların mümin olduklarını bilirseniz, artık onları kâfirlere geri çevirmeyin. Ne bunlar onlara helaldir, ne de onlar bunlara helal olur. Onların (bu kadınlara) sarf ettiklerini geri verin. Mehirlerini kendilerine Verdiğiniz takdirde bu kadınlarla evlenmenizde size bir sakınca yoktur. Kâfir kadınlarla evlilik bağınızı korumayın. Onlara sarf ettiğiniz mehri (geri) isteyin. Kâfir erkekler de (hicret eden mümin kadınlara) sarf ettikleri mehri (geri) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür; (onunla) aranızda hükmediyor. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

11. Eğer eşlerinizden biri kâfirlere katılırsa ve siz (onlara galip gelerek) bir ganimet elde ederseniz, (o ganimetten) eşleri gitmiş olanlara, sarf ettikleri kadar verin ve inandığınız Allah’tan korkun.

12. Ey peygamber! Mümin kadınlar, Al­lah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, zinadan oluşan çocukları yalan olarak kocalarına isnat etmemek ve iyi işlerde sana karşı gelmemek üzere seninle biat etmek için gelirlerse, onların biatlerini al ve onlara Allah’tan bağışlanma dile. Kuşkusuz, Allah çok bağışlayandır.

13. Ey iman edenler! Allah’ın gazap ettiği bir topluluğu dost edinmeyin. Kâfirlerin kabirdekilerden ümit kestikleri gibi, onlar da ahiretten ümit kesmişlerdir.

Meal:Murtaza Turabi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*