67-Mülk Suresi

( Mekke’de inmiştir; 30 ayettir.)

(Bu surenin Mülk suresi olarak adlandırılışı birinci ayetinde bu kelimenin yer aldığı içindir. Tabersi bu surenin diğer adının Münciye (kurtarıcı) olduğunu söylemiştir. Çünkü Ehl-i Beyt’ten gelen hadislere göre bu sureyi okumak kişiyi kabir azabından kurtarır.” İmam Muhammed Ba­kır’dan (a.s) şöyle nakledilmiştir: Mülk suresi kabir azabını önleyen suredir. Kim geceleri onu okursa çok Kur’an okumuş ve iyi iş yapmış sayılır ve gaflet içinde olanlardan yazılmaz…. (bk. el- Kafi c. 2 s. 633.))

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüce ve kutludur. O’nun her şeye gücü yeter.

2. Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.

3. Yedi göğü birbirine uyumlu olarak kat kat yaratan O’dur. Rahman olan Allah’ın yaratılışında hiçbir uyumsuzluk görmezsin. Gözünü çevir de bak, onda bir bozukluk ve gevşeklik görüyor musun?

4. Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak. Ama göz (yaratılış âleminde hiçbir eksiklik bulamadan) âciz ve bitkin bir hâlde sana döner.

5. Şüphesiz, biz dünyanın göğünü (yere en yakın olan göğü) kandillerle süsledik. Bunları şeytanları kovmak için atış taneleri yaptık. Ve onlara yakıcı ateş azabını hazırladık.

6. Rablerini inkâr edenlere cehennem azabı vardır. O, ne kötü dönüş yeridir.

7. Oraya atıldıklarında onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

8. Öfkesinden (cehennem) çatlayacak hâle gelir. İçine ne zaman bir topluluk atılsa, bekçileri onlara sorarlar: “Size bir uyarıcı gelmedi mi?”

9. Onlar ise şöyle derler: “Evet, doğrusu bize uyarıcı gelmişti, fakat biz yalanlamış ve “Allah hiçbir şey indirmemiştir; siz büyük bir sapıklık içindesiniz, başka değil.” demiştik.”

10. Ve derler ki: “Eğer dinlesek ve aklımızı kullansaydık, cehenneme atılanlardan olmazdık.”

11. Böylece kendi günahlarını itiraf ederler. Artık kahrolsun o alevli cehennem ehli.

12. Fakat gizlide Rablerinden korkanlara gelince; onlar için, bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.

13. Sözünüzü ister gizleyin, isterse açıklayın. Şüphesiz O, gönüllerde olanı bilir.

14. Yaratan (yarattığını) bilmez mi? O, incelikleri bilen ve her şeyden haberdar olandır.

15. Yeryüzünü size boyun eğdiren O’dur; şu hâlde onun köşe ve bucağında ve yüksek yerlerinde dolaşın ve Allah’ın rızkından yiyin; dönüş ancak O’nadır.

16. Gökte olanın sizi yere batırmayacağından emin misiniz? O zaman yer çalkalanıp durur.

17. Gökte olanının size taş yağdıran bir fırtına göndermeyeceğinden emin misiniz? Uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz!

18. Şüphesiz, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Fakat nasıl olmuştu benim azabım?!

19. Üstlerinde (uçarken) kanatlarını (bazen) açan ve (bazen) toplayan kuşları görmezler mi? Onları Rahman olan Allah’tan başkası tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi iyice görendir.

20. Rahman olan Allah’tan başka, (azap gelince) şu size yardım edecek askerleriniz hani? Şüphesiz, kâfirler sadece bir aldanma ve gaflet içindedirler.

21. O rızkını keserse, size rızık verecek olan kimdir? Hayır; onlar, azgınlık ve haktan kaçışta direnmektedirler.

22. (Küfür ve sapıklıkta) yüz üstü kapanarak sürünen mi doğruluğa daha yakın, yoksa doğru yolda düzgün yürüyen mi?

23. De ki: “Sizi yaratan, size kulak, göz ve kalp veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!”

24. De ki: “Yeryüzünde sizi yaratıp yayan O’dur ve yalnız onun huzurunda bir araya toplanacaksınız.”

25. “Doğru konuşan iseniz, bu tehdit (vadedilen azap) ne zaman (gerçekleşir)?” derler.

26. De ki: “O bilgi, ancak Allah’a mahsustur. Ben sadece bir uyarıcıyım.”

27. Ama onu (azabı) yakından gördükleri zaman, kâfirlerin yüzleri çirkinleşip kararır ve (kendilerine), “İşte sizin arayıp durduğunuz budur.” denir.

28. De ki: “Allah beni ve beraberimdekileri yok etse veya bize merhamet etse, söyler misiniz, kâfirleri acı azaptan kim kurtarır?”

29. De ki: “Merhameti geniş olan Allah, O’dur. Biz O’na iman etmiş ve sırf O’na güvenip dayanmışız. Sizler kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında bileceksiniz.”

30. De ki: “Suyunuz yere çekiliverirse, size kim bir akarsu getirebilir?”

İmam Musa Kâzım (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Yani, imamınız gaybete çekilirse, kim size yeni bir imam getirebilir?” (bk. es-Safî Tefsiri, el-Kâfî’den naklen.)

Meal:Murtaza Turabi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*