68- Kalem Suresi

(Mekke’de inmiştir; 52 ayettir.)

(Birinci ayetinde kaleme yemin edildiği için bu adla anılmıştır. Bu sureye “Nûn” suresi de denir. İmam Sadık (a.s)’ın şöyle dediği nakledilmiş­tir: “Kim Nun ve’l-kalem suresini farz veya na­file namazlarında okursa, Allah Teala onu fakirliğe duçar olmaktan güvende tutar ve kabir sıkmasından korur.” (bk. Sevabu’l-A’mal.))

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Nûn. Andolsun kaleme ve yazdıklarına

Bazı hadislere göre Nûn, cennetteki bir ırmağın adıdır. (bk. Mecmau’l-Beyan ve Nu­ru’s-Sekaleyn.)

2. Sen, Rabbinin lütfu ve nimeti sayesinde deli değilsin.

3. Şüphesiz, sana kesintisiz bir mükâfat vardır.

4. Şüphesiz, sen yüce bir ahlaka sahipsin.

5-6. Hanginizin deliliğe uğradığını yakın­da sen de göreceksin, onlar da görecekler.

7. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanları herkesten daha iyi bilmektedir. Hidayete erenleri de en iyi bilen O’dur.

8. O hâlde, (Allah’ın ayetlerini) yalan sayanların emrine boyun eğme.

9. Onlar, (putlarına dokunmayarak) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle hareket etsen, onlar da (iki yüzlülükle) sana yumuşak davranırlar.

10. Sakın itaat etme çok yemin eden, aşağılık kimseye

11. Daima kusur arayan, dil uzatan, laf dolaştırana,

12. Sürekli iyiliği engelleyen, haddini aşmış, günaha dadanmışa,

13. Ayrıca da kaba, ve soysuza

14. Mal ve evlat sahibi olsa dahi.

15. Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, “Öncekilerin masallarıdır.” der.

16. Yakında onun burnuna damga vuracağız (kibrini kıracağız).

17.Biz vaktiyle bahçe sahiplerini sınadığımız gibi onları da (kıtlık ve açlıkla) sınadık. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabahleyin erkenden bahçenin mahsullerini toplayacaklarına yemin etmişlerdi.

18. İstisna da etmiyorlardı (“Allah dilerse” demiyorlardı veya fakirlere hiçbir pay ayırmıyorlardı).

19. Ama onlar daha uykudayken Rabbinden gelen bir afet o bahçede dolaştı.

20. Bahçe kapkara kesildi.

21. Sabah erken birbirlerine şöyle seslendiler:

22. “Madem ürünlerinizi toplayacaksanız, ekininize erken gidin.”

23. Yola koyulunca da birbirleriyle fısıldaşıyorlardı:

24. “Sakın, bugün yoksul biri orada yanınıza gelmesin.”

25. Böylece (yoksulları) engellemeyi plan­layarak erkenden hareket etiler.

26. Fakat bahçeyi görünce, “Mutlak, biz yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler.

27. “Hayır; biz (bu bahçenin ürününden) yoksun kaldık.”

28. İçlerinden en iyileri, “Ben size, ‘(Rabbinizi) tenzih etsenize!’ dememiş miydim?!” dedi.

29. “Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu, biz haksızlık etmişiz.” dediler.

30. Ardından birbirlerine dönerek, birbirlerini kınamaya başladılar.

31. “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.” dediler.

32. “Umarız, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Biz, Rabbimize yönelerek O’ndan istemekteyiz.”

33. İşte dünya azabı böyledir. Ahiret azabı ise, bundan daha büyüktür; keşke bilselerdi!

34. Şüphesiz, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimetlerle dolu cennetler vardır.

35. Müslümanları (Allah’ın emirlerine boyun eğenleri) hiç suçlularla bir tutar mıyız?!

36. Ne oluyor size?! Nasıl hüküm veriyorsunuz?!

37. Yoksa size ait bir kitap var da (bu batıl inanışları) onda mı okuyorsunuz?!

38. Onda, beğendiğiniz her şey sizin içindir diye mi (yazılı)?!

39. Yoksa “Ne buyurursanız o yerine getirilir” diye kıyamete kadar geçerli olan, yeminli kesin sözler mi size verdik?!

40. Onlara sor: Bu iddianın sorumluluğunu hangisi üstlenir?

41. Yoksa onların Allah’a ortak kabul ettikleri mabutları mı var?! Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını.

42. O gün baldır açılır (işler büsbütün güçleşir) ve secde etmeye davet edilirler; fakat buna güçleri yetmez.

43. Gözleri horluktan yere dikilir, üstlerine aşağılık çöker. Onlar, sapasağlam oldukları zaman secdeye çağrılmışlardı (ama secde etmemişlerdi).

44. Artık sen bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanları bana bırak. Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştırırız.

(bk. Açıklamalar Bölümü: 162)

45. Onlara (günahlarını artırmaları ve cezalarının şiddetli olması için) mühlet veririm; şüphesiz benim (azgınlara karşı) tuzağım sağlamdır.

46. Yoksa onlardan bir ücret mi istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır borç altında mı kalıyorlar?!

47. Yoksa gaybın bilgisi onların

yanlarında da, onlar mı yazıyorlar?!

48. Sen, Rabbinin verdiği hükme (onlara süre tanımasına) sabret ve balığın arkadaşı (Yunus) gibi olma. Hani o, pek üzgün olarak (Rabbini) çağırdı.

49. Rabbinden bir nimet ona erişmeseydi, kınanmış olarak kuru bir çöle atılırdı.

50. Fakat Rabbi onu seçti ve iyilerden kıldı.

51. Doğrusu, kâfirler Kur’an’ı dinlediklerinde, neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi. “Şüphesiz, o bir delidir.” derler.

52. Oysa bu (Kur’an), âlemler için bir öğütten başka bir şey değildir. 

Meal:Murtaza Turabi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*