Alevi Bakışıyla Recep Ayı

İnsan denen varlık cismani ve ruhani olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır. İnsanın cismini geliştirmesi ve koruması için yemeye, içmeye, uyumaya, gezmeye, evlenmeye vs. ihtiyacı vardır. Buna göre cisim maddi olduğu için onun gıdası da doğal olarak maddidir.

Nitekim Allah’u Teala Kur’an’da;

“Andolsun ki biz Âdem’i, kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş balçıktan yarattık.” (Hicr:26) diye buyurmaktadır.

Başka yerde de “Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi?” (Kıyamet:37) şeklinde buyurarak, onun bedeninin cismaniyetini belirtmiş ve bu boyuttan onun ne kadar değersiz bir varlık olduğunu belirtmiştir.

Bunun tam tersini ruhani boyutta görmekteyiz. Kur’an’da bu boyutun yüceliği hakkında

“Onun yaratılışını tamamlayıp kemâle getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı secdeye kapanın.” (Hicr:29)

Şeklinde buyurarak ruhun; çamur, balçık ve erlik suyundan oluşan maddeye ne kadar önem kattığını açık bir şekilde beyan buyurmuştur.

Buna göre cismani boyutun gıdası cismani olduğu gibi, ruhun gıdası da onun doğasına özgü olarak maddenin dışında bir şey olması gerekir.

Kısacası insan bedenine her ne kadar iyi baksa da ruhun doğasına özgü gıdasını vermediği sürece bir tarafı hep eksik kalacaktır. Nasıl kuşların uçabilmesi için iki kanada ihtiyaçları var ise, insanın kemale erebilmesi içinde hem maddi hem de manevi yönünü geliştirmesi gerekir. Beden sağlığına verdiği önem kadar ruh sağlığına da önem vermelidir.

Buna göre ruh sağlığına önem vermeyenler için dünyada dar ve sıkıntılı bir hayat vardır:

“Beni anmadan yüz çevirene gelince, dünyada ona dar bir geçim var, kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz.” (Kıyamet:124)

Buradaki dar geçimden kasıt kişinin maddi olarak dara düşmesi değil, iç huzurdan mahrum kalmasıdır. Nitekim Kur’an’da başka bir ayette İslam nimetini bulamayanların aynı gökyüzüne çıktıkça oksijensiz kalmaları gibi göğüslerinin daralacağını ve iç huzurdan mahrum kalacaklarını bildirmiştir;

“Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.”  (Enam:125.

Öyleyse insanın iç huzura erebilmesi için ruhunu ona üfleyen yüce yaratıcıyla olan bağını güçlendirmesi gerekir;

“Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Rad:28)

Buna göre bir insan iç huzuru bulmak istiyorsa Allah’ı anması ve ona kulluk etmesi gerekir.

İşte içinde bulunduğumuz üç ayların ilki olan Recep ayı bizler için iç huzuru bulma fırsatlarından bir tanesidir.

Peygamberimizin (s.a.a) hadislerinde, 12 İmamın (a.s) buyruklarında bu ayın önemi ve yapılması gereken ibadetlerle ilgili bilgiler gelmiştir.

Ancak ne var ki  BİZ ALEVİ TOPLUMUNU KUR’AN’DAN VE EHLİ BEYTTEN KOPARMAK İSTEYEN HANNASLAR, BİZLERİN BU AYLARI TANIMASINI ENGELLEMEK VE ONLARIN MANEVİYATINDAN MAHRUM BIRAKMAK İÇİN RECEP-ŞABAN VE RAMAZANLARI ALAYA ALIP DALGA GEŞMİŞLER VE BU MÜBAREK ZAMANLARIN MANEVİYATINDAN BİZLERİ MAHRUM BIRAKMIŞLARDIR.

TV kanallarında sözde komedi filmi adı altında Şabanlar İnek, Ramazanlar saftirik ve Recepler ahlaksızlığın simgesi haline getirildi. Bizler de güle oynaya onların inancımızı alaya almalarına seyirci kaldık. Hatta yeri geldi alkış tuttuk.

Oysa eğer Recep, Şaban ve Ramazan ayı hakkında Peygamberimizin (s.a.a) ve 12 İmamın (a.s) buyruklarına bakmış olsaydık ne büyük bir kayıp yaşadığımız görecektik.

Ama hiçbir şey için geç değildir. Rahmeti her şeyi kuşatan Rabbimiz bizlerin kendisine yönelmesi için her türlü kolaylığı bizler için sağlamış ve tövbe kapısını yüzümüze açarak o kapıdan giren herkesin dergahında kabul olunacağını bildirmiştir;

“De ki: Ey nefislerine uyup hadden aşırı hareket eden kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin; şüphe yok ki Allah, bütün suçları örter, şüphe yok ki o, suçları örter, rahîmdir.” (Zümer:53)

Şimdi kısaca Peygamberimiz (s.a.a) ve 12 İmamın (a.s) Recep Ayı hakkında ne buyurmuş ona bakalım.

Peygamberimizden s.a.a nakledilen bir hadiste şöyle buyurmaktadır:

“Recep Allah’ın büyük ayıdır. Hiçbir ay hürmet ve fazilette bu aya yetişemez. Bu ayda kâfirlerle savaşmak haramdır. Şunu bilin ki Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır. Kim Recep ayının bir gününü oruç tutarsa, Allah’ın büyük rızasını kazanmış olur, Allah’ın gazabı ondan uzaklaşır ve cehennem kapılarından birisi onun yüzüne kapanır.”    (Fezilu Eşhuru’s- Selase, İbni Babaveyh, s.24)

Başka bir hadiste de Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Doğrusu Allah Teala yedinci kat gökte bir meleği görevlendirmiştir. Adı “DAİ/ÇAĞIRAN”dır.  Recep ayı girdiği zaman bu melek her gece sabah oluncaya kadar şöyle haykırır: “Ne mutlu Allah’ı ananlara ne mutlu O’na boyun eğenlere. Allah şöyle buyurmaktadır: Benimle oturanla dost olurum, bana itaat edenlere itaat ederim, benden bağışlanma dileyenleri bağışlarım. Ay benim ayım, kul benim kulum, rahmet benim rahmetim. Öyleyse her kim bu ayda bana dua ederse kabul ederim, her kim benden isterse ona istediğini veririm, her kim benden hidayet dilerse onu doğru yola iletirim. Bu ayı kendim ve kullarım arasında bir bağ kıldım. Öyleyse her kim ona tutunursa bana ulaşır.” (İkbalu’l Amal, İbni Tavus, c.2, s.268.”

İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet günü olduğunda arşın içinden bir münadi şöyle nida eder: “Nerede Recep ayının kadrini ve kıymetini bilenler? Bu esnada yüzlerindeki nurun kıyamet ehlini aydınlattığı, başlarında yakut ve inciyle süslenmiş taçlar ve her birinin sağında 1000 melek ve solunda da 1000 melek olduğu halde bir grup ayağa kalkarlar. Melekler onlara; Allah Azze ve Celle’nin kerameti tebrikler olsun size derler. Bu esnada Allah Celle Celaluh’un katından şöyle bir ses gelir: ‘Ey kadın ve erkek kullarım! İzzet ve celalime andolsun ki kesinlikle makamınızı değerli kılacağım, bağışınızı bol yapacağım, size altından ırmaklar akan cennet köşkleri bahşedeceğim. Amel edenlerin mükâfatı ne de güzeldir. Doğrusu sizler hürmetini yücelttiğim, hakkını (yerine getirmeyi) vacip kıldığım ayda benim için müstehap oruç tuttunuz. Ey meleklerim! Kadın ve erkek kullarımı cennete götürün.” (Biharu’l Envar, Meclisi, c.94, s.41)

İmam Musa Kazım’dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:

“Recep çok yüce bir aydır. Allah onda iyilikleri artırır, kötülükleri siler. Kim Recepten bir gün oruç tutarsa, cehennem ateşi bin yıllık mesafe ondan uzaklaşır. Kim üç gün oruç tutarsa, cennet ona farz olur.” (Men-la Yahzuruhu’l Fakih, Saduk, c.2, s.92.)

Yine şöyle buyurmuştur:

“Recep, cennette sütten beyaz ve baldan tatlı bir ırmağın adıdır. Kim Recep ayında bir gün oruç tutarsa, Allah (c.c) o ırmaktan ona içirir.” (El-Mugnie, Müfit, s.372.)

İmam Sadık’tan a.s nakledilen bir hadiste Peygamberimizin (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Recep benim ümmetim için mağfiret dileme ayıdır. Bu ayda istiğfar edin (tövbe edin ve bağışlanma dileyin.) Zira Hak Teala, çok bağışlayan ve rahimdir. Recep ayına “Asabb” (dökülen) denir; zira bu ayda benim ümmetimin üzerine çok rahmet dökülür. O halde şu zikri çok söyleyin: “ESTEĞFİRİULLAHE VE ES’ELUHU-T TEVBE—Allah’tan bağışlanma ve tövbe diliyorum.” (En-Nevadir, Ravendi, s.18)

Aynı şekilde üç ayların biz Alevilerin önderleri olan 12 İmamla bağlantısı da çok önemlidir. Çünkü;

Recep Ayının birinci günü İmam Muhammed Bakır’ın kutlu doğum günüdür.

Recep Ayının üçüncü günü İmam Ali Naki’nin şehadet yıldönümüdür.

Recep Ayının onuncu günü İmam Muhammed Taki’nin kutlu doğum günüdür.

Recep Ayının on üçüncü günü İmam Ali’nin kutlu doğum günüdür.

Recep Ayının on beşinci günü Kerbela’nın kadın kahramanı Hz. Zeyneb’in vefat yıldönümüdür.

Recep Ayının yirmi beşinci günü İmam Musa Kazım’ın şehadet yıldönümüdür.

Recep Ayının yirmi yedinci günü Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın Peygamberliğe seçildiği gündür.

İmam Ali (a.s) bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Ramazan Allah’ın ayıdır, Şaban Peygamberin ayıdır ve Recep benim ayımdır.” (El-Mugnie, Müfit, s.374.)

İşte RECEP AYINDAN mahrum kalmak velayetten ve 12 İmamdan mahrum kalmayı da beraberinde getirmektedir.

AMA UNUTMAYALIM MÜMİNİN AMEL DEFTERİNİN BAŞLIĞI

“İMAM ALİ’Yİ SEVMEKTİR” ve O hazretin yolundan gitmektir.

SELAM VE DUA İLE

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*