Alevi- Caferilik Zulme Boyun Eğmemektir

Zulüm ve baskı var oldukça onun dehlizlerinde gizlenen ve yemlenen yarasalar ve çakallarda var olacaktır. Zülüm karanlığını adalet ve hak güneşiyle aydınlatmadıkça güzellikler de var olamaz. Hakkın savunucusu yiğit önderler zulmün saraylarını yıkıp hak ve adalet binalarını dikmek için tarih boyunca mücadele etmişlerdir. Aleviler de önderlerinin iftihar dolu mücadele hayatlarını örnek alarak zulüm ve zalimlerle mücadele ederler.

İmam Hüseyin (a.s) kıyamının sebeplerinden bir tanesinin zalimlerin zulmü altına girmemek ve onunla mücadele etmek olduğunu vurgulamış ve Aşura günü Kerbela’da yaptığı konuşmada şöyle buyurmuştur:

“Allah’a hamt ve Peygamber’e salât ve selamdan sonra: Ey cemaat, kahrolup kederden kurtulmayasınız. Bizi yardımınıza çağırdığınızda biz koşarak size yardım etmeye geldik; sizse elimizdeki kılıcı kendi aley­himize çektiniz; ortak düşmanımızı yakmak için tutuşturduğumuz ateşi bize karşı alevlendirdiniz. Dostlarınızın aley­hine ittifak edip, düşman­larınıza destek oldunuz. Hâlbuki onlar ne aranızda bir adalet yaymışlardır, ne onların gele­ceğine bir ümidiniz vardır ve ne de bizde bir bidat ve hata görülmüştür.”

“Yazıklar olsun size! Kılıç kınında iken kalp rahat ve karar kesinleşmemişken bizi kendi halimize bırakmadınız; çekirge seli gibi süratle (bize) geldiniz ve kelebekler gibi uçuşup kaçtınız. Ey ümmetin zalimleri, hiziplerden ayrı düşenler, Kur’an-ı atanlar, şey­tanın tükürükleri, sözleri tahrif edenler, sünnetleri söndürenler, zinayı nesebe karıştıranlar ve Kur’an’la alay edip onu parçalayanlar! Yazıklar olsun size! Allah’a ant olsun ki bu vefasızlık, sizin herkesçe bilinen tavrınızdır; damar­larınıza işlemiştir bu. Kökleriniz bundan kuvvet almıştır. Sizler, sahibi­nin boğazında kalan, ama gasıba tatlı bir lokma olan en kötü meyve­siniz. Allah’ın lâneti, antlaşma kesinleştikten sonra, Allah’ı kefil kılmakla birlikte onu bozanların üzerine olsun.”

“Bilin ki, zina zade oğlu zina zade ( Yezid’in Kufe valisi Ziyad oğlu Ubeydul­lah) bizi iki şeyden birini seçmeye mecbur bırakmıştır: “Din veya zillet. Zilletse bizden uzaktır. Ne Allah, ne Resulü, ne mümin­ler, ne bizi yetiştiren pak etekler ve ne de izzetli ölümü alçak kimselere itaate tercih eden onurlu kimseler bunu bizden kabul etmezler.”

 “Ben düşmanın yırtıcılığına ve sayısının çokluğuna ve yardımcının yardımını kesmesine rağmen, bu az sayıdaki ailemle onlara doğru yürüyeceğim. Bilin ki, (bu kavim benden sonra) an­cak süvarinin bineğe bindiği bir süre miktarınca eğlenip durur ve daha sonra savaşın değirmeni onların aleyhine dönüp boyunları dara çekilir. İşte bu, babam (Ali’nin) (a.s) bana ilettiği bir vasiyet­tir. Kararınızı alın ve bana mühlet vermeden planınızı uygulayın.”

“Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a tevekkül etmişim. Bütün canlı varlıklar, O’nun kudreti altındadır. Gerçekten Rabbimin yolu doğru ve sağlam yoldur.”[1]

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*