Alevilik – Caferilik Şehitlerin Efendisi İmam Hüseyin’e (a.s) Gözyaşı Dökmektir.

Emevilerin İslami yönetimi ele geçirip onu saltanata çevirmelerinin ardından unutulmaya ve yok olmaya başlayan gerçek İslami değerler İmam Hüseyin’in (a.s) kıyamı ve Kerbela olayıyla yeniden canlandı ve o zamandan itibaren gerçek İslam, İmam Hüseyin (a.s)  ile özdeşleşti. Bundan dolayı bu canlı ve emsalsiz kıyamı yaşatmak ve ayakta tutmak bütün hürriyet âşıkları ve Ali (a.s) ve Hüseyin (a.s) dostu Alevi- Ceferiler için bir vazife ve görevdir. İmam Hüseyin (a.s) ve yaranları için yas tutmak ve gözyaşı dökmek bu kıyamı canlı tutmanın yolarından bir tanesidir ve bu yöntem bütün peygamberlerin ve imamların da bir geleneğidir. Hadislerde nakledildiği üzere bütün peygamberler çeşitli münasebetlerle Kerbela olayını ve ahir zaman Peygamberinin torununun zalim bir topluluk tarafında hunharca katledileceğini öğrenmişler ve onun için gözyaşı dökmüşlerdir. Bütün imamlarımızda İmam Hüseyin (a.s) ve Kerbela olayı için yas tutmuşlar ve çeşitli münasebetlerde bu olayı hüzün ve gözyaşıyla yaşatmışlardır. Hüseyin (a.s) sevdası müminlerin kalbinde yanan sönmez bir meşaledir ki kıyamete kadar bu kalplere ışık tutmaya devam edecektir.

Oniki İmamların sekizincisi olan İmam Rıza (a.s) konuyla ilgili şöyle buyurmuşlardır:

‘‘Cahiliye döneminde bile Muharrem ayında savaşmak haram bilinirdi. Ama bu ayda bizi kanımız yere döküldü, bu ayda bizim hürmetimiz ayaklar altına alındı, bu ayda kadınlarımız ve çocuklarımız esir alındı, çadırlarımız ateşe verildi ve içindekiler yağmalandı. Allah Resulü için bizim hakkımızda hiçbir hürmet bırakılmadı (onun bize olan yakınlığı bile bunlara yapmalarına engel olmadı). Gözlerimiz şişirildi (dövüldük). Gözyaşlarımız akıtıldı. Ve Kerbela’da üstün ve aziz olanımız zelil oldu ve kıyamete kerb/hüzün ve bela miras bıraktı. Öyleyse gözler Hüseyin (a.s) gibi (yiğitlere) ağlasın. Çünkü Hüseyin (a.s) için gözyaşı dökmek büyük günahları yok eder.”

Yine İmam Rıza (a.s) buyurmuştur:

“Muharrem ayı girdiği zaman babam Musa Kazım’ın (a.s) güldüğü hiç görülmezdi. On gün geçinceye kadar hep hüzünlü olurdu. Onuncu gün (Aşura) olduğunda ise o gün onun musibet, hüzün ve ağlama günü olurdu ve (ağladığı halde) şöyle buyururdu: “Bu gün öyle bir gündür ki Hüseyin (a.s) öldürüldü!”

Aynı şekilde İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur:

‘‘Kim Aşura günü (dünyevi) ihtiyaçlarının peşinden gitmeyi bırakırsa onun dünya ve ahretteki ihtiyaçları giderilir. Aşura günü kimin musibet, hüzün ve ağlama günü olursa Allah Azze ve Celle kıyamet gününü onun mutluluk ve rahatlık günü kılar ve bizimle birlikte cennete girerek gözü aydın olur. Ama kim Aşura gününü bereket ve evine bir rızk toplama günü olarak kabul ederse, onun o topladığı şeyin bereketi olmaz ve kıyamet günü Yezit, Ubeydullah b. Ziyad ve Ömer b. Saad ile birlikte hesaba çekilir ki Allah onlara lanet etsin ve onların cennetin en derin (en azaplı) yerine atsın!”

İmam Hüseyin (a.s) da şöyle buyurmuştur:

‘‘Ben gözyaşının şehidiyim. Beni anıp da gözünden yaş akmayan hiçbir mümin yoktur!”[1]


[1] – Yukarıdaki hadislerin tamamı Revzetul’l Vaizin c. 1 s: 169- 170. sayfalardan nakledilmiştir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*