Çağın Sorunu: Ön Plana Çıkma ve Fenomen Olma Hastalığı

Son yıllarda insanlarda görünme isteği sanal ortamda olduğu kadar gerçek hayatta da göze çarpmaktadır. Öyle ki genelde her yaş grubu ve özelde de gençler kendilerini ön plana çıkartmak, özel ve değerli biri olduğunu göstermek amacıyla meşhur kişilerle çektikleri fotoğraf vs. şeylerle gündeme gelmeye ve gündemde kalmaya çalışıyorlar. Hatta bazen bunun olması için para bile harcamaktan geri kalmıyorlar.

Görünme ve fenomen olma hastalığı

Şimdiye kadar kendini öne çıkarmaya aşık olan birini gördünüz mü? Böylelerinin başkalarından daha özel bir kişilik ve kimlikleri de yoktur. Ancak yaptıkları farklı davranışlarla insanların dikkatini çekerek toplumda yer edinmeye çalışıyorlar ve insanların onlara önem vermesini sağlama gayreti içine giriyorlar.

Dikkatleri üzerine çekmenin araçlarından biri de marka oluşturmaktır: “En genç bilim adamı….. En mükemmel baba…. Dünyanın en hayırsever insanı….Kimsenin yapamadığını o yaptı…..Korkmadan Herkesi Eleştiren En Cesur Adam” Bu sözleri sarf eden kişi neye ve kime dayanarak bu iddialarda bulunuyor belli bile değil, neye dayanarak kendini ön plana çıkarıyor kendisinden başka kimse bilmiyor!

Günümüzde dikkat çekmek o kadarda zor bir iş değil. Biraz utanmazlık ve vurdumduymazlık tavrı, kimsenin giymediği tarzda ve renklerde elbise giyip saç modeli yaptırmak, aykırı söz ve davranışlar göstermek daha önce akla gelmeyen yeni aptallıkları sergilemek sanal ortamda takipçilerin sayısını her saniye artırmaya yetiyor.

Elbette bazı kimseler de dikkat çekme olayını sadece sanal ortamla sınırlandırmıyor belki gerçek dünyada da dikkat çekip başkalarının sevgisini kazanarak kendini ön plana çıkarma peşine düşüyorlar. Benim falanca kimseyle fotoğrafım var. Benim eleştirilerime kimse cevap veremiyor. Beni falanca toplantıya çağırdılar. Beni falanca TV kanalına çıkardılar. Öyleyse ben önemli bir kişiyim.

Bazen bakıyorsunuz 16-17 yaşlarında bir genç medyada gündem oluyor ve kendini jenerasyonundan hatta kendinden büyük olanlardan bile önemli ve değerli biri olarak tanıtabiliyor. Bazen kendini ön plana çıkarmak için sanal ortamda oluşturduğu reklamlarla birçok para harcıyor. Bazen de kendi adına kitap bile bastırıyor. “Batının Yıldızı…” Bu kişi genç yaşında hangi tecrübe ve beceriyle bu kadar önemli bir şahsiyet haline geldi ve başkalarına bir şeyler sunma boyutuna ulaştı? Cevap olarak: Kesinlikle hiçbir şeyle diyebiliriz.

İzleyiciler Oyuncuların Kişiliklerini Güçlendirir

Sosyolog Doktor Muhammed Ali Elesti konuyla ilgili şöyle diyor: “Psikolojik açıdan insan “görünmeye” ve “görmeye” meyillidir. İnsanlar hem görmeyi severler hem de görülmeyi. Bu tür insanlar “Sosyal Kişilikler” olarak adlandırılır. Bunun karşısında bazı insanlar ne görmeyi ne de görünmeyi severler. Bu tür insanlar “Münzevi Kişilikler” olarak adlandırılır. Bazı kişiler ise görmeyi severler ancak görünmeyi sevmezler. Bu tür insanlar “İzleyici Kişilikler” olarak adlandırılır. Bazı kişiler de görünmeyi severler ama görmeyi pek sevmezler. Bu tür insanlar “Oyuncu Kişilikler” olarak adlandırılır.”

“Oyuncu” ve “İzleyici” karakterler bir bütünün iki parçasıdır. Sosyal medyada ve basın yayın organlarından kendini gösteren ve ön plana çıkarak kişiler “Oyuncu” kişiliğe sahip kişilerdir ki “İzleyici” karaktere sahip kişiler tarafından desteklenerek her geçen gün gündemde kalmak için her türlü ahmaklığı yapmaktan geri kalmıyorlar.

Liyakate Bakmaksızın Ortaya Çıkan Şöhret Düşkünlüğü

Doktor Elesti sözlerine şöyle devam ediyor: “Oyuncu” karaktere sahip kişiler bazen tuhaf ve ilginç çıkışlarla bazen de normal gibi görünen davranışlarla kendi kapasitelerinin üstünde olan hareketler sergileyerek şöhret düşkünlüğü yapmaya çalışırlar. “Oyuncu” karakterler bazen önemli şahsiyetlerle poz vererek, onlara mesaj tebrik mesajı vs. yollayarak kendilerini var olmadıkları konum ve pozisyonda göstermeye çalışıyorlar. Çünkü böyle insanların görünme arzu ve istekleri normalin dışındadır. Son yıllarda ve özelliklede iletişim çağında görünme ve ön plana çıkma arzusu ekonomik, ticari, kültürel, spor faaliyetleri, dini açıdan… her geçen gün daha da artmaktadır. Bazıları daha çok para için, bazıları egosunu tatmin etmek için…. Bu tür şeylere başvurmaktadırlar. Öyle ki bu durum bu işi yapanlar arasında rekabete bile dönüşmektedir. “

Sosyolog Mecit Ebheri de konuyla ilgili olarak şöyle anlatmaktadır: “Ruhsal açıdan ve eğitim boyutundan eksiklikleri herkese malum olan bazı kimseler daha çok görünme ve ön plana çıkma duygusu yaşayan kişilerdir. Çocukluk ve gençlik döneminde aile ortamında, okul ve arkadaşlar arasında kendini gösterme fırsatı bulamayan kişiler gençlik dönemlerinde faklı davranışlar sergileyerek kendilerini gösterme çabasına girmektedirler. Son yıllarda sanal dünyanın verdiği imkanlarla bu tür kişilik sahipleri kendileri ön plana çıkardılar ve takipçi sayılarını artırarak egolarını tatmin etme gayreti içerisine girdiler. Hatta bazen kendilerini ön plana çıkarmak için paralar harcamakta, reklamlar vermekte ve basın yayın organlarına kendilerini övdürmektedirler.

Zor Zamanlarda Yardımseverlik Adı Altında Kendini Gösterme Hastalığı

Sosyolog Emanullah Gırai Mukaddem ise kişilerin yardımseverlik hususunda sergiledikleri hastalığı andıran davranışları hakkında şöyle demektedir:

“Günümüzde insanlar ön plana çıkmak için her hareketi yapıyorlar. Örneğin bir yerde deprem olduğu, sel geldiğinde veya savaş olan ya da yiyecek içecek sıkıntısı çeken bir ülkede kendilerini göstermek amacıyla hayır yapma gayretine giriyorlar. Bunun için bazen bin bir zorluğa da katlanıyorlar. Çektikleri resimleri sanal ortamda paylaşarak kendilerini önemli bir kişilik olarak sunmaya çalışıyorlar.”

Liyakat Anlamını Kaybedince Şöhret Hastalığı Öne Çıkıyor

Sosyolog Meysem Mehdiyar da kendini gösterme güdüsünün genel olarak her insanda mevcut olduğunu belirterek şöyle devam ediyor:

“İlişkiler liyakatin yerini aldığı zaman ön plana çıkmak daha fazla ilgi odağı oluyor. Bazen gençler bunu siyasilerin davranışlarından örnek alarak yaşantılarının başka alanlarını da uyguluyorlar. Bu ortamda ikili ilişkiler tecrübe ve becerinin yerini alıyor. Eğer birisinin özel bir rantı varsa başarı ve ilerlemesi de çabuk oluyor. Tabi bu tür ilerlemeler gerçeklikten uzak yalancı ilerlemedir. Çünkü normalde bir kişi makam şoförüyken bir gecede bölüm müdürü olamaz. Onlarca yıllık mesafeyi bir atama imzasıyla kat edemez.

Sosyologların birçoğu bu tür davranış bozukluklarını kişilerin çocukluk döneminde etrafında bulunanların ve ebeveynlerin davranışlarına bağlıyorlar. Bazı davranışlarımız ister istemez “Oyuncu Karakteri” kendinde gösteriyor. Çocukları gereksiz teşvik etmek, ailede çocukların sayısının az olması neticesinde ilginin bir kişi üzerine odaklanması, bazen çocuklara gerekli ilgiyi göstermemek, onları başkalarıyla kıyaslamak bu tür davranışların ortaya çıkmasındaki ilk sebepleri oluşturmaktadır.

Günümüzde gençler ve hatta yetişkinler herhangi bir zahmet çekmeden, tecrübe ve kabiliyet elde etmeden kendileri için yalancı özellik ve üstünlük oluşturmaya çalıyorlar. Böyle kişilere bu tür davranışlardan elde edilen sonuçlarının geçici ve yalancı olduğunu hatırlatmak, onları doğru yola sevk etmeye çalışmak gerekir.

 https://www.farsnews.ir/news/14000717000223 haber sitesinden iktibasla.

Not: Bu tür davranışlar sosyologlar açısından davranış ve kişilik bozukluğu olarak açıklansa da dini ve ahlaki açıdan kişinin yaptığı amellerin boşa gitmesine sebep olan bir durumdur. Ahlak ilminde buna “Ucub/Kendini Beğenmişlik ve Kibir’” denir.

Bundan dolayı eğer bir insanda;

  • Sürekli kendi resmini paylaşma ve ondan haz alma isteği varsa,
  • Sürekli kendini ve düşünceleri beğenip başkalarını cahillikle suçlama durumu varsa,
  • Yaptığı iyilikleri sadaka, yardım kolisi, su kuyusu açma, kurban kesme vs. durumları paylaşma güdüsü varsa,
  • Başkalarının dikkatini çekmek için dinen haram olan kişinin şahsiyet ve onurunu gözetme konusuna dikkat etmeksizin insanları eleştiriyorsa,
  • Sürekli olarak başkalarına akıl veriyorsa -ki bu kişinin kendini başkalarından akıllı görmesi ve diğerlerini küçümsemesi demektir-,
  • Önemli kişi ve şahsiyetlerle resmini paylaşıyorsa,
  • Yazdığı her yazı, paylaştığı her resmin beğenilmesinde zevk alıyorsa,

Ucub ve kendini beğenmişlik hastalığı var demektir. Böyle durumda yapılan iyi davranışlar ve hayır-hasenatın ortadan gitmesi söz konusudur. Neden çünkü Allah Kur’an’da sadece “Takvalılardan” iyi davranışları kabul edeceğini bildirmektedir. Ön plana çıkma ve kendini beğenme güdüsü ile yapılan ameller takvaya aykırıdır. İşte bundan dolayı nefsimizin bizlerle aynı bir kedinin fare ile oynadığı gibi oynamasına müsaade etmeden onu dizginlemeyi ve kontrol altına almayı öğrenmeliyiz.  

Netice de hayırlı akıbet arınanların ve takvalı olanlarındır.

İktibas ve Açıklama: Çorum Ehlibeyt Vakfı Araştırma ve Toplumu Aydınlatma Çalışma Grubu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*