Dünya Nasıl Bir Yer…

Yazar

Dünya öyle bir yer ki zulmü kaldıracak kapasiteye sahip tek yerdir. En büyük zulümleri dahi taşıma kapasitesi vardır dünyanın. Dünya, düşük ve alçak anlamına gelir. Yaratılış âlemindeki en düşük yer; melekût âleminden en uzak yer dünyadır. Bu uzaklığından dolayı, zulmü barındırabilir. 

İmam Hüseyin (a.s) dünya hakkında şöyle buyuruyor:

“Dünya o kadar alçak ve düşük bir yer ki Yahya b. Zekeriya’nın başı kesilerek Ben-i İsrail zalimlerinden bir zalime hediye olarak götürülmüştü. Bilmiyor musun ki Ben-i İsrail Güneşin doğması ile batması arasında 70 tane peygamberi öldürüyorlardı ve sonra da sanki hiçbir şey olmamış gibi işlerinin başına gidip alışveriş yapıyorlardı. Allah onlara bir süre mühlet verdi; ama sonunda onlardan çok şiddetli intikam aldı.”

Ne demek! Bir günde yetmiş tane peygamberin başını kesiyorlar ve bir taş dahi yerinden oynamıyor. Sanki hiçbir şey olmamış gibi çarşı pazara gidip alışveriş yapıyorlar. Bütün iyi insanlar, Allah tarafından gönderilen nebiler, evliyalar, Masum İmamlar, hepsi dünyanın bu acımasızlığına maruz kalıyorlar. Son nebi Hz. Muhammed Mustafa’ya zulmediyorlar, Ehlibeytine zulmediyorlar, Kerbela olayı vuku buluyor, ama yine de Güneş doğmaya devam ediyor, geceleri Ay, yine aydınlatmaya devam ediyor, yıldızlar yine parlıyor…

İyi, dürüst, masum insanlara iftira atılıyor, buna herkes inanıyor, bunun sonucunda bu insan yaşamakta zorlanıyor, ama dünya hala dönüyor…

Mazlum insanların başlarına bombalar yağıyor, insanlar evsiz barksız kalıyorlar, soğukta donuyorlar, ama dünya hala dönüyor…

Küçük yaşta masum çocuklar yetim ve öksüz kalıyor, etrafındaki büyükler, onlara akla gelmeyen işkencelerde bulunuyor, dünyaya geldiklerine pişman ediyorlar, ama dünya hala dönüyor…

Bir tarafta şahlar, padişahlar, Arap şeyhleri, daha fazla yiyebilmek için kusup kusup yiyorlar, bir tarafta bir kuru ekmek bulamadıkları için minik yavrular ölüyorlar; ama dünya hala dönüyor…

İnsanları, inançlarından ötürü yakıyorlar, kesiyorlar, eziyorlar ve karşılarına geçip kahkaha atıyorlar; ama dünya hala dönüyor…

Evet, Dünya böylesi zulümlere şahit olmasına rağmen, hala dönmeye devam ediyor.

Bazen insan soruyor: Allah’ım, neden dünyayı bu şekilde yarattın? Neden bu dünyaya zulmü kaldıracak kapasite verdin? Keşke bu kapasitesi olmasaydı da en ufak bir zulümde darmadağın olsaydı, dağlar parçalansaydı, gök yarılsaydı, Güneş ve ay birbirine girseydi, dönemeseydi dünya en ufak bir zulümde. Neydi bunun hikmeti?

Bu sorunun hemen peşinden meleklerin şu sorusu ve Allah’ın şu cevabı aklıma geliyor:

“Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.” Bakara/30      

Ya da Hz. Zeynep’in Kerbela’daki şu sözü: “Ben Kerbela’da güzellikten veya güzelden başka bir şey görmedim.”

Evet, dünyaya zulmü kaldıracak kapasitesinin verilmesinde bir hikmet vardı. Neydi bu hikmet? Bu hikmeti ancak o güzeli görebilen anlayabilir ve idrak edebilir…

İnsan olmak, zahiren değil hakiki manada insan olmak, bunun tek yolu bu zulüm diyarından sağlam bir şekilde, zulümler karşısında vazifeleri yerine getirerek ve hiç kimseye en ufak zulümde bulunmadan geçmekle mümkündür. Zalime karşı durmak ve zalim olmamakla mümkündür.

İmam Ali (a.s): “Allah’ın huzuruna zalim olarak değil, mazlum olarak varmaya çalışın.” Bu söz, hakkınızı yedirin, zulme boyun eğin anlamında değildir. Siz iyi insan olmaya çalıştığınızda birileri sizlere zulmedecek ve siz zulme maruz kaldığınız için mazlum olacaksınız. Ama bunun tam tersi olmayın; yani iyi olmaya çalışan birilerine zulmederek sakın zalim olmayın. Bin defa zulme uğrasanız da sakın bir defa dahi zalim olmayın…  

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*