Ehlisünnette Dört Mezhebin Oluşumu

Peygamber (s.a.a) vefa ettikten sonra İmam Ali’nin (a.s) İmametine ve hilafetine inanan Şia/Aleviler fıkhi konularda 12 İmama başvuruyorlardı. Ama diğerleri karşılaştıkları fıkhi konuların çözümü için Peygamberin (s.a.a) sahabelerine müracaat ediyorlardı.[1] Sahabeden her biri Peygamberden (s.a.a) duyduğu ya da ona dayandırdığı hadislerden yaptıkları çıkarım doğrultusunda fıkhi konulara cevap veriyorlardı.[2]

Sahabenin fıkhi konulardaki görüş ayrılıkları tabiin döneminde daha da fazlalaştı. Peygamberin döneminden uzaklaşıldıkça hadis nakletmedeki farklı görüşler, sahabenin görüşlerinin hüccet olma konusu, içtihat etmenin gerekliliği ve yöntemlerindeki ayrılıklar Ehlisünnet içinde birçok fıkıh mezhebinin meydana gelmesine sebep oldu.[3]

Hicri birinci asrın sonlarında hâkim olan görüş şuydu ki fakihlerin hepsinin aynı görüşte birleşmeleri insanları zor durumda bırakabiliyor, bundan dolayı görüş ayrılıkları mükellefler için bir çeşit özgürlük anlamına geliyordu. (Buna göre herkes kolayına gelen görüşe göre amel edebiliyordu.) İşte bu yüzden Ömer b. Abdulaziz’den insanları bir mezhep üzerine toplamalarını istediklerinden bunu yapmayı kabul etmiyordu.[4]

Dört Mezhebin Sabitlenişi

Hicri dördüncü asrın ortalarında fakihler geçmiş zamanda yaşayan fakihlerin görüşlerini taklit  etmeye başladılar. Öyle ki her biri geçmişte yaşayan bir alimin takipçisi oldu ve onun görüşlerini açıklamaya ve o doğrultu da fetva vermeye başladı.[5] Bu dönemde birçok fırkanın ortaya çıkması ve onların takipçilerinin düşüncelerine karşı besledikleri aşırı taassup İslam toplumunda birçok ayrılıkları beraberinde getirdi. Öyle ki Ehlisünnetin bazı fırkaları kendi takipçileri olmayan fırkadan kız alıp vermeyi caiz bilmiyorlardı. Bazıları da kendi düşüncelerinden olmayan cemaat imamının arkasında namaz kılmayı caiz bilmiyorlardı.[6]

Neticede Müslüman yöneticiler fıkhı mezhepleri kısıtlama kanaatine vardılar.[7] Hicri 663 yılında Mısır ve Şam gibi birçok İslam beldesine hâkim olan Baybaros Bundukdari[8] Hanefi, Maliki, Şaffii ve Maliki mezhebinden oluşan dört kadıyı Kahire’de atayarak diğer mezheplerin itibarının olmadığını açıkladı. Diğer mezheplerin taraftarları için de birçok kısıtlama getirdi. Bu karar bir müddet sonra diğer bölgelerde de uygulamaya konuldu.[9]

Sonuç olarak Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheplerinin taraftarları hızla arttı. Hükümetler tarafından desteklendiklerinden zamanla Ehlisünnet içindeki yerlerini sabitlediler.[10]

Zamanla Yok Olan Ehlisünnetin Fıkıh Mezhepleri

Hükümetlerin desteği neticesinde sabitlenen mezheplerin dışında başka fıkhi mezheplerde vardı. Ancak getirilen kısıtlamalar ve siyasi otoritelerce destek göremedikleri için zamanla yok oldular. Farklı bölgelerde taraftarları bulunan bazı fakihler şunlardı: Evzai (88-157 hk), taraftarları çoğunlukla Şam bölgesindeydiler. Sufyani Sevri (98-161 hk), mezhebi hadis esaslı olduğundan birçok bölgede taraftarı bulunuyordu. Davud’u Zahiri (201-271) kıyasa karşıydı ve genelde hadislerin zahiriyle amel ederdi. Bu mezhebin taraftarları çok fazlaydı.[11] Öyle ki bazı Ehlisünnet yazarları Davudiye mezhebini Ehlisünnetin dördüncü mezhebi olarak saymışlardır.[12] Muhammed b. Cerir b. Yezit Taberi de (224-310) mezhebi zamanla yok olan fakihlerden biriydi.[13] Medine’de Said b. Musayyib, Salim b. Abdullah b. Ömer, Mekke’de Ata b. Ebu Ribah, Yemen’de Tavus b. Yeman Kiysan,[14] Basra’da Hasani Basri fıkıh mezhebi zamanla yok olan fakihler arasındaydılar.[15]

Bazıları da bu mezheplerin yok olma sebeplerini onların zayıflıkları değil belki de dört mezhebin hükümetler tarafından desteklenmesine ve diğerlerinin yöneticiler tarafından kabul görmemesine bağlamaktadırlar.[16]

Ehlisünnetin Fıkıh Mezheplerinin Dört Mezheple Sınırlandırılmasının Sebepleri

İslami yöneticiler fıkhı mezhep yayılmasında ardında sabitlenmelerinden büyük pay sahibiydiler. Abbasi halifesi Harun Reşit, Hanefi mezhebinin takipçilerinden Ebu Yusuf’u kadı yaptı. Diğer kadılar da sadece Hanefi olmaları durumunda teyit alıyorlardı. Bu olay Hanefi mezhebinin yayılmasında büyük rol oynadı.[17] Endülüs ve Mağrip’te Maliki mezhebi hükümet tarafından kabul gördü.[18] Afrika’da kadı olan Abdusselam b. Said Maliki mezhebinin orada yayılmasında büyük rol oynadı.[19] Şam’da da Şafii Mezhebi bir dönem yaygındı.[20]

Dört mezhebin İslami yöneticilerce sabitlenmesi ilk olarak Mısır’da başladı[21] daha sonra diğer bölgelere yayıldı.[22] Yöneticiler bu mezheplerin yayılması için özel eğitim medreseleri kurdular. Ama birçok kısıtlamalara maruz kalan diğer mezheplerin böyle bir imkânı yoktu.[23]Hatta bu mezheplerin dışında başka bir mezhebe tabi olanların mahkemede şahitlikleri dahi kabul edilmiyordu. Aynı şekilde insanlara vaaz verme, cemaat imamı olma, ders verme yetkileri vs. de sadece dört mezhebe mensup olan alimlere mahsustu.

Ehlisünnet ve İctihat Meselesi

Dört mezheb düşüncesi halk arasında kabul gördükten sonra içtihat[24] onların içinde durakladı.[25] Onlar dört mezhepten taklit etmenin zorunluluğuna inanmaktalar ve onlara göre Peygamberin (s.a.a) şeriatına ulaşmak sadece dört mezhep kanalıyla mümkündür.[26]  Elbette bazıları bu görüşü kabul etmemektedir.[27]

Çorum Ehlibeyt Vakfı Araştırma ve Toplumu Aydınlatma Çalışma Grubu https://fa.wikishia.net sitesinden iktibasla.


[1] – Tarihi Mezahibi Fıghi, Müdüri Şaneçi, s.19.

[2] – Sahihi Fıkhus’sunne ve Edlilletuhu, Kemal b. Seyyid, c.1 s.19.

[3] – İslam,  Der Sedei Nohkist Endişehai Fıkhi, Paketçi, s.440.

[4] – a.g.e s.441.

[5] – Tarihi Fıgh ve Fugeha, Gurci, s.96.

[6] – Sahihi Fıkhus’sunne ve Edlilletuhu, Kemal b. Seyyid, c.1 s.19.

[7] – Tarihu’l İslam, Zehebi, c.49 s.21.

[8] – El-İhkam Fi Usuli’l Ahkam, İbni Hazm c.6. s.126.

[9] – El- Mevaiz ve’l İtibar, Makrizi, c.3 s.390.

[10] – El-İmamu’-Sadık ve’l Mezahibi’l Erbea, Haydar, c.2 s.139.

[11] – Tarihi Mezahibi Fıghi, Müdüri Şaneçi, s.204.

[12] – Ehsenu’t Tegasim, Mukaddesi, s.37.

[13] – Tarihi Mezahibi Fıghi, Müdüri Şaneçi, s.209.

[14] – Sahihi Fıkhus’sunne ve Edlilletuhu, Kemal b. Seyyid, c.1 s.21.

[15] – Nazratun Tarihiye Fİ Hudusil Mezahibil Fıghiyyel Erbea, c.1 s.47.

[16] – El-İhkam Fi Usuli’l Ahkam, İbni Hazm c.6. s.126.

[17] – Edvarul İctihat, Cennati, s.46.

[18] – Tarihi Fıgh ve Fugeha, Gurci, s.97.

[19] – Edvarul İctihat, Cennati, s.47.

[20] – Tarihi Fıgh ve Fugeha, Gurci, s.97.

[21] – El, Bidaye ve’n-Nihaye, İbni Kesir, c.13 s. 246

[22] – El-İhkam Fi Usuli’l Ahkam, İbni Hazm c.6. s.127.

[23] – El- Mevaiz ve’l İtibar, Makrizi, c.3 s.390.

[24] – Kuran, Sünnet akıl ve icma doğrultusunda hüküm çıkarmak.

[25] – Edvarul İctihat, Cennati, s.45.

[26] – Tatavvuru Fıkhı Selefi Ez Peydayeş ta Asrı hazır, Muhiti, s.87.

[27] – El-İmamu’-Sadık ve’l Mezahibi’l Erbea, Haydar, c.2 s.149.

2 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*