İmam Cafer Sadık’tan (a.s) Kulluğun Hakikatine Varma ve Nefis Terbiyesi Tavsiyeleri

Yaşlı bir adam olan Ünvani Basri şöyle anlatıyor:

“Yıllarca Malik b. Enes’in yanına gidip geliyor ondan ilim öğreniyordum. İmam Cafer Sadık (a.s) Medine’ye gelince onun yanına gelip gitmeye başladım ve aynı anda Malik b. Enes’ten de ilim alıyordum. Bir gün İmam Cafer Sadık (a.s) bana, “ben sürekli hükümet yetkilileri tarafından gözetlenen biriyim. Bununla beraber gece gündüz benim okuduğum virtlerim ve dualarım var. Beni virtlerimden alı koyma. Geçmişte olduğunu gibi git Malik’ten ilim al,” dedi.

Bu olaya çok üzüldüm. Yanından ayrıldım ve kendi kendime şöyle dedim: Eğer İmam Cafer Sadık (a.s) bende liyakat görseydi beni yanına gidip gelmekten ve ilim almaktan men etmezdi. Oradan ayrılıp Peygamberin (s.a.a) Mescidine girdim. Peygambere (mezarına) selam verip oradan ayrıldım. Ertesi gün Ravza’ya geldim iki rekât namaz kıldım elimi açarak şöyle dua ettim: “Ey Allah’ım! ey Allah’ım! Cafer Sadık’ın kalbini bana karşı yumuşat ve ilminden beni rızıklandır. Öyle ki onun sayesinde doğru yola hidayet olayım.”

Üzgün ve gamlı bir şekilde evime döndüm. İmam Cafer Sadık’ın (a.s) sevgisi kalbime yer ettiği için bir daha Malik b. Enes’in yanına da gitmedim. Farz namazları mescitte kılmanın dışında başka bir şey için evden çıkmaz oldum. Öyle ki artık sabrım kalmadı. Göğsüm daraldı. Ayakkabılarımı giydim, abamı üstüme attım ve İmam Cafer Sadık’ın (a.s) evine yöneldim. İlkindi namazını yeni kılmıştım. Evinin kapısına gelince kapıyı çaldım. İzin istedim. Hizmetçisi çıkıp ne istiyorsun dedi. Ben şerife (İmam Cafer Sadık’a) selam olsun (ona işim var) dedim.  Namaz kılıyor dedi.  Ben kapının önüne oturdum ve beklemeye başladım. Bir müddet sonra hizmetçi dışarı çıkıp Allah’ın bereketiyle içeri gir dedi.

Ben içeri girdim, selam verdim ve İmam selamımı aldı. Otur Allah seni bağışlasın, dedi. Ben de oturdum. Bir müddet başını öne eğdi, sonra kaldırdı. Künyen nedir diye sordu. Ben, “künyem Ebu Abdullah,” dedim. “Allah künyeni daim eylesin ve seni rızasını kazanmaya muvaffak eylesin,” dedi. Ben içimden “eğer İmamın yanına gelip onu ziyaret edip selam vermenin dışında başka bir şey olmasa bile bu duası benim için yeterdi,” diye geçirdim.

Bir müddet başını öne eğdi sonra kaldırdı ve “ey Ebu Abdullah ne istiyorsun?” diye buyurdu.

Ben, “Allah’a senin kalbini bana karşı yumuşatması ve bana ilminden yararlanma başarısını vermesi için dua ettim. Allah’ın duamı yüce kişi hakkında kabul etmesini umuyorum,” dedim.

İmam Sadık (a.s) buyurdu: “Ey Ebu Abdullah! İlim okumakla elde edilmez. İlim bir nurdur. Allah Tebarek ve Teala onu kullarından hidayet etmek istediği kişinin kalbine yerleştirir.  Eğer ilim öğrenmek istiyorsan

  • İlk önce nefsinde kulluğun hakikatini ara.
  • İlmi ona amel etmek için öğren.
  • Allah’tan öğrendiğini kavrama başarısı iste O sana kavratır. “

Ben ey efendim, dedim. Evet, Ebu Abdullah dedi. Ben “ey İmam Cafer Sadık (a.s) kulluğun hakikati nedir?” diye sordum. “Üç şeydir diye buyurdu.”

  1. Kul kendisini Allah’ın verdiği şeylerin sahibi bilmemelidir. Çünkü kulun malı olmaz. Malı Allah’ın malı görür ve Allah Teâlâ’nın emrettiği yerde harcar.
  2. Kul kendisi için bir hesap yapmaz.
  3. Bütün meşguliyeti Allah Teâlâ’nın ona emrettiği ve yasakladığı şeyler üzerinedir.    

Buna göre;

  • Kul Allah’ın bahşettiği, şeylerde kendisini sahip olarak görmezse. Allah’ın emrettiği yolda infak edip harcaması kolaylaşır.
  • Kul nefsinin işlerini idarecisine bıraktığı zaman dünya musibet ve belaları ona kolaylaşır.
  • Kulun bütün meşguliyeti Allah Teala’nın emrettiği ve yasakladığı şeyler doğrultusunda olursa, insanlarla boş şeyler hususunda tartışmaya ve övünmeye girmez.

Allah bir kula bu üç şeyi bahşettiğinde dünya, Şeytan ve insanlardan gelen şeyler ona kolaylaşır. Dünyayı çokluk elde etme, böbürlenme aracı olarak istemez. Aynı şekilde insanlardan izzet ve yücelik beklemez. Neticede zamanını boş şeylere harcamaz.

İşte bu takvalı muttaki kulların ilk dereceleridir ki Allah Teala onlar için şöyle buyurmuştur: “İşte ahiret yurdu; biz onu, yeryüzünde yücelik ve bozgunculuk dilemeyenlere veririz ve sonuç, çekinenlerindir.”Kasas:83

Ben, “Ey İmam Sadık (a.s) bana tavsiyede bulun,” dedim.

İmam Cafer Sadık (a.s), “Sana dokuz şeyi tavsiye ediyorum, bunlar Allah Azze ve Celle’ye ulaşmak isteyen yol erlerine tavsiyemdir, Allah’a seni onları yapmaya başarılı kılması için dua ediyorum, diye buyurdu.”

Bu nasihatlerin üç tanesi nefsi eğitme hakkında, üç tanesi hilim (tahammül/hoşgörü) hakkında ve üç tanesi de ilim hakkındadır. Öyleyse onları önemse ve sakın hafife alma.”

Ben bütün dikkatimi topladım ve pür dikkat imamın söyleyeceklerini beklemeye başladım, diyor.

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu:

Nefsi eğitme ve terbiye etme hakkındaki tavsiyelere gelince;

  1. Sakın iştahın olmayan bir şeyi yeme. Çünkü bu insanda ahmaklık ve saflık doğurur.
  2. Acıkmadan yeme.
  3. Yediğin zaman helal şeylerden besmele çekerek ye.

Peygamberin şu hadisini hatırla; “Âdemoğlu karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır. Yemek yemeye mecbur kaldığında da midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya ve üçte birini de nefes için ayrılmalıdır.”

Hilim (tahammül/hoşgörü) hakkındaki tavsiyelere gelince;

  1. Eğer birisi sana eğer bir kelime söylersen on katı karşılığını duyarsın, derse, sen ona eğer on tane söylesen bir tane bile karşılık duymazsın, diye cevap ver.
  2. Eğer birisi sana hakaret ederse, ona eğer söylediklerinde doğru söylüyorsan Allah’tan beni bağışlamasını diliyorum. Eğer söylediklerinde yalan söylüyorsan Allah’tan seni bağışlamasını diliyorum, diye cevap ver.
  3. Eğer birisi seni hakaret ve küfür etmekle tehdit ederse, sen ona kendisinin iyiliğini istediğini ve onu kollayıp gözettiğini söyle.

İlim hakkındaki tavsiyelere gelince;

  1. Bilgin olmadığı şeyleri alimlere sor. Sakın alimleri zorda bırakmak ve onları sınamak için soru sorma ve kendi kafana göre amel etmekten cidden sakın.
  2. İçinden çıkamadığın (farklı ihtimaller verdiğin) hususlarda ihtiyat ve tedbiri elden bırakma.
  3. Fetva vermekten aslandan kaçar gibi kaç. Boynunu insanlar için köprü yapma. (Rastgele fetva vererek vebal alma.)

Artık yanımdan kalk ey Ebu Abdullah sana gerekli nasihati verdim. Benim virdimi bozma, ben ömrünün hesabını yapan ve boşa geçmesinden endişe edem birisiyim. Allah’ın selamı hidayet yolunu tutana olsun.

Kaynak: Biharu’l Envar c.1 s.224

Not: Bu hadis ahlak kitaplarında “Hadisi Ünvani Basri” adıyla meşhurdur ve ahlak alimleri bu hadisi en az haftada bir kez gözden geçirmeyi ve içeriğini ezberlemeyi tavsiye etmişlerdir.

Çorum Ehlibeyt Vakfı Araştırma ve Toplumu Aydınlatma Çalışma Grubu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*