İmam Hasan Askeri’nin (a.s) İmameti

Masum İmamlar’ın her biri, kendi vasilerini tanıtırken yalnızca On İkinci İmam’a kadar bütün İmamlar’ın isimlerini açıklayan umumî rivayetlerle yetinmeyerek, meselenin müphem kalmaması ve hüccetin tam ve sağlıklı olması için kendilerinden sonraki İmam’ı Ehlibeyt dostu Müslümanlara açıkça tanıtıyorlardı. Bu konuda, İmam Hasan Askerî (a.s) hakkında birçok rivayet nakledilmiştir; biz onlardan bir kıs-mına değiniyoruz:

1- Ebu Haşim el-Caferî -Şia’nın güvenilir ravilerinin büyüklerinden ve İmamlar’ın has dostlarından- şöyle anlatır:

İmam Hâdi’nin huzuruna çıktığımda, buyurdu ki: “Benim vasim, oğlum ‘Hasan’dır; vasimin vasisine nasıl davranacaksınız?!” Ben: “Canım sana feda olsun; bir gizlilik mi var?!” diye sorduğumda, İmam: “Evet, onun şahsını göremeyeceksiniz ve ismini anmanız da caiz değildir.” buyurdu. “Öyleyse onu nasıl analım?” dediğimde, “Âl-i Muhammed’in Hücceti, diye anınız.” buyurdu.[1]

2- Sagar b. Ebu Dülef şöyle diyor: İmam Hâdi’nin (a.s) şöyle buyurduğunu duydum:

Benden sonra İmam, oğlum Hasan ve Hasan’dan sonra oğlu Kaim’dir. O, zulüm ve kötülükle dolduktan sonra yeryüzünü adalet ile dolduracaktır.[2]

3- Nevfelî der ki:

İmam Hâdi (a.s) ile birlikte evinin bahçesinde idik. Oğlu Muhammed önümüzden geçti. Ben İmam’a şöyle arz ettim: “Size feda olayım, sizden sonra İmam bu mudur?” İmam şöyle cevap verdi: “Hayır, benden sonra İmamınız Hasan’dır.”[3]

4- Yahya b. Yesar der ki:

İmam Hâdi (a.s) dünyadan göçmeden dört ay önce oğlu İmam Hasan Askerî’ye (a.s) vasiyet ederek, o-nun imamet ve hilafetine işaret etti. Beni, Şiîlerinden ve özel dostlarından bir grubu da buna şahit tuttu.[4]

5- Ebu Bekir Fehfekî, İmam Ebu’l-Hasan Hâdi’nin (a.s) kendisine şöyle yazdığını der:

Oğlum Ebu Muhammed (İmam Hasan Askerî -a.s-) Peygamber sülalesi arasında yaratılış açısından, en dürüst ve mantık açısından onların en kuvvetlisi, evlatlarımın en aydınıdır. O, benim vasim olacaktır. İmamet ve ahkâmımızın silsilesi neticede gelip ona varır. O hâlde şimdiye kadar bana sorduğun her şeyi ona sor; muhtaç olduğun her şey onun yanındadır.[5]


[1]– Kemalu’d-Din, Şeyh Saduk, s.381. İmam Kaim’in (a.s) isminin anılması hususunda ulema arasında fetva ihtilafı vardır. Şeyh Ensarî, Molla Muhammed Kâzım Horasanî ve Seyyid Muhammed Kâzım Yez-dî gibi son dönem fakihleri ve büyük âlimlerden bazıları İmam’ın (a.s) adının anılmasını mekruh, Şeyh Tusî ve Şeyh Müfid gibi geçmiş dönem âlimlerden bazısı da mutlak haram bilmişlerdir. Hacı Nurî ve Muhakkik Damad gibi bazı âlimler de yalnızca alenî toplantılarda haram bilmişlerdir. Geniş bilgi için Necmu’s-Sakıb, s.48’e bakınız.

[2]– Kemalu’d-Din, Şeyh Saduk, s.383

[3]– el-İrşad, Şeyh Mufid, s.315

[4]– İ’lamu’l-Vera, s.370

[5]– el-İrşad, Şeyh Mufid, s.318

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*