İmam Mehdi’nin (a.f) Zuhurunun Vaktini Belirtmek

Daha önce demiştik ki: İmam Mehdi’nin (a.s) dördüncü özel naibi Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed Semerî’nin vefatından sonra, Gaybet-i Kübra devri başladı ve şimdiye kadar da devam etmektedir. Bu dönemin sonunda İmam Mehdi (a.s) elbette Allah Teala’nın emriyle kıyam ve zuhur edecektir. Ehlibeyt İmamları birçok hadiste, zuhur vaktinin belirtilemeyeceğini ve bunu sadece Allah’ın bildiğini, zuhurun ansızın Allah’ın emriyle vuku bulacağını ve zuhur için zaman tayin eden kimsenin yalancı olduğunu açıklamışlardır.

Fuzeyl, İmam Bâkır’a (a.s): “Acaba bu iş için bir zaman belirtilecek mi?” diye sorunca, İmam üç defa: “Vakit belirtenler yalancıdırlar.”[1] diye buyurmuştur.

İshak b. Yakup, Muhammed b. Osman el-Amrî vasıtasıyla İmam Mehdi’ye (a.s) bir mektup yazarak birkaç soru sordu. İmam (a.s) soruları cevaplandırırken zuhur vakti hak-kında şöyle buyurdu:

Zuhur vakti Allah’ın emrine bağlıdır ve vakit belirtenler yalancıdırlar.[2]

Vakti belirtmekten maksat, zuhur vakti şu zamandır, de-mektir ve bu gibi şeylerin vaktini belirtmeyi İmamlar (a.s) asla caiz bilmemişler, Allah’ın sırlarından saymışlardır. Ama zuhurla ilgili birtakım alametler saymışlar ki, onların gerçekleşmesi zuhur vaktinin de yakınlaştığı anlamına gelir.

Zuhur Alametleri

Zuhurdan önce meydana gelecek hadiseler ve zuhurun alametleri hakkında çok çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan bazıları toplumların, özellikle de İslâm toplumunun durumunu beyan etmektedir. Diğer bir kısmı zuhura yakın meydana gelecek olayları, bazısı da şaşırtıcı, hayret verici ve ilginç şeylerin meydana geleceğini anlatmaktadır.

Bunların her birinin açıklığa kavuşması için müstakil kitaplara ihtiyaç vardır. İlgi duyanlar, bu hadisleri nakleden makale ve kitaplara müracaat edebilirler. Biz burada daha açık ve idraki daha kolay olan birkaç alameti zikrediyoruz:

a) Zuhur Öncesinin Durumunu Bildiren Hadisler

1) Bütün dünyada ve İslâm toplumlarında zulmün, kötülüğün, fesadın, günahın ve dinsizliğin çoğalması.

İslâm önderleri İmam Mehdi’nin (a.s) mübarek kıyamını müjdeledikleri birçok hadiste onun, dünyanın zulüm ve kötülükle dolduğu bir zamanda zuhur edeceğini vurgulamışlardır. Hadislerin bir kısmında da Hz. Mehdi’nin (a.s) kıyamından önce, özellikle zuhuruna yakın bir vakitte, Müslüman toplumlarda bile sapıklık, sefahat, çeşitli günah ve kötülüklerin tamamen yaygınlaşacağını hatırlatmış ve şu kötülüklere işaret etmişlerdir:

Açıkça sarhoş edici maddeler alınıp satılacak. Şarap içilecek. Faiz yemek, zina ve diğer kötü işler yaygın bir şekilde yapılacak. Katı kalplilik, sahtekârlık, nifak, rüşvet yemek, ri-yakârlık, bidat, gıybet, dedikodu, iffetsizlik, hayâsızlık, zulüm, haksızlık umumileşecek ve hicapsız kadınlar çekici elbiselerle ortalıkta dolaşacak. Elbise ve makyajda kadınlar er-keklere, erkekler de kadınlara benzeyecekler. İyiliği emredip kötülükten alıkoymak terk edilecek. Müminler hakir, naçiz ve mahzun olup, günah ve kötülükleri engelleme kudretine sahip olmayacaklar. İmansızlık, sapıklık, dinsizlik yaygınlaşacak. İslâm ve Kur’ân’a amel edilmeyecek. Evlatlar baba ve annelerine eziyet edecek, saygı göstermeyecek. Küçükler bü-yüklerine saygı göstermeyecek, büyükler küçüklere acımayacak ve akrabalık bağları gözetilmeyecek. Humus ve zekât ödenmeyecek yahut masraf edilmesi gereken yere ulaşmayacak. Yabancılar, kâfirler ve sapıklar Müslümanlara galip gelecek ve Müslümanlar kendini kaybederek bütün işlerde; giyimlerinde, konuşmalarında ve hareketlerinde onları taklit edecek ve onları izleyecekler. İlâhî hüküm ve cezalar uygulanmayacak…

Ve İmamlarımızın çeşitli hadislerinde zikredilen diğer birçok olaylar ve facialar vuku bulacaktır…[3]

b) Zuhurdan Önceki Olaylar

2 ve 3- Sufyanî’nin ortaya çıkışı ve yerin Süfyanî ordusunu yutması.

Ehlibeyt İmamları’nın önemle vurgulayıp apaçık beyan ettikleri alametlerden birisi de Sufyanî’nin çıkışıdır. Sufyanî, bazı rivayetler gereğince Emevîlerden, Yezid b. Muaviye b. Sufyan’ın neslindendir ve halkın en kötüsüdür. Adı Osman b. Anbese’dir. Nübüvvet ve imamet sülalesine ve Şiîlere karşı özel bir düşmanlığı vardır. Kızıl suratlı, mavi gözlü, çirkin yüzlü, zalim ve hain biridir. (Dımışk, Filistin, Ürdün, Humus ve Kanserin’i içine alan eski) Şam’da kıyam edecek ve kısa bir sürede beş şehri tasarrufu altına alacak ve büyük bir orduyla Irak’ta Kûfe üzerine hareket edecek ve Irak şehirlerinden özellikle Necef ve Kûfe’de büyük cinayetler işleyecek ve diğer bir orduyu da Arabistan’da Medine’ye gönderecektir. Sufyanî’nin ordusu Medine’de nice cinayetler işleyip şeh-ri yağma ettikten sonra Mekke’ye doğru hareket edecek, Me-dine ve Mekke arasında yüce Allah’ın emriyle yer yarılacak ve onlar yerin dibine gömülecekler. İşte o zaman Hz. Mehdi (a.s), birtakım olaylardan sonra Mekke’den Medine’ye ve Me-dine’den Irak’a ve Kûfe’ye gelecek ve Sufyanî Irak’tan Şam’a kaçacak, İmam Mehdi (a.s) onu takip etmesi için bir ordu gönderecek ve nihayet onu Beytu’l-Mukaddes’te helak edip başını bedeninden ayıracaktır.[4]

4- Seyyid Hasanî’nin çıkışı.

Ehlibeyt İmamları’ndan ulaşan hadislere göre Seyyid Ha-sanî, İran’da Deylem ve Kazvin nahiyesinden (Kazvin’in kuzey dağlık bölgesinden bir bölümünün adı Deyleman’dır) huruç ve kıyam edecek Şia büyüklerindendir. Bu dindar ve değerli şahıs, imamet ve Mehdilik iddiasında bulunmayacak, Halkı İslâm’a ve Ehlibeyt İmamları’nın yoluna davet edecektir. İşi büyüyecek ve birçok izleyici bulacak ve kendi bölgesinden Kûfe’ye kadar olan yerleri zulüm, kötülük ve sapıklıktan temizleyecektir. İtaat olunan bir hâkimdir ve adaletli bir sultan gibi hükümet edecektir. Ordusu ve dostlarıyla Kû-fe’de olduğu bir zamanda İmam Mehdi’nin (a.s) dost ve izleyicileriyle Kûfe’nin etrafına geldiğini ona bildirdiklerinde, Seyyid Hasanî ordusuyla birlikte İmam Mehdi (a.s) ile görüşecektir.

İmam Sadık (a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur:

Seyyid Hasanî İmam’ı tanıyacak. Dost ve izleyicilerine, onun imamet ve faziletini ispatlamak için tanıdığını belli etmeyecektir. İmam’dan imamet delillerini ve Peygamber’den (s.a.a) ona ulaşan mirasları göster-mesini isteyecek. Bunun üzerine İmam birtakım keramet ve mucizeler gösterecek. Sonra Seyyid Hasanî İmam’a biat edecek, ardından izleyicilerinden 4000 ka-darı hariç tamamı İmam’a biat edeceklerdir.

Bu 4000 civarında biatten geri kalanlar, sihir iftirasında bulunarak İmam’ın imametini kabul etmeyecek-ler. İmam da üç gün nasihat ve öğütte bulunduktan sonra, hakikati kabullenmeyerek iman etmeyenler hak-kında ölüm fermanını verecek ve hepsi İmam’ın emriyle öldürülecekler.[5]

5- Semavî nida.

Maruf alametlerden biri de gökyüzünden yüksek bir sesin duyulmasıdır. Olay şöyle olacaktır:

İmam Mehdi’nin (a.s) zuhurundan önce Mekke’de gökyüzünden herkesin duyacağı çok yüksek ve müthiş bir ses duyulacaktır. İlâhî ayetlerden olan bu seste insanlara, İmam’ın ismi, nesebi tanıtılacaktır. Hidayete ermeleri, İmam Meh-di’ye (a.s) biat etmeleri ve haktan sapmamaları için onun hükmüne karşı çıkmamaları tavsiye edilecektir.[6]

Zuhurdan önce diğer bir ses de Hz. Ali’nin (a.s) ve onun Şiîlerinin hakkaniyeti için vuku bulacaktır.[7]

6- Hz. İsa’nın (a.s) gökten nüzulü, namazda Hz. Mehdi’ye (a.s) uyması.

Hadislerin bir kısmında, Hz. İsa Mesih’in (a.s) gökten i-nerek namazda Hz. Mehdi’ye (a.s) uyacağı, arkasında nama-za duracağı şeklindeki açıklamalar, onun zuhuru esnasında vuku bulacak olaylardandır. Hz. Peygamber (s.a.a) değerli kızı Hz. Fatımatu’z-Zehra’ya (s.a) şöyle buyurmuştur:

Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a andolsun ki, İsa b. Meryem’in, arkasında namaz kılacağı bu ümmetin Mehdi’si bizdendir.[8]

Kitaplarda bunların dışında başka birçok alamet ve nişane daha nakledilmiştir. Bu alametlerin hepsinin vuku bulup bulmayacağı, değişikliğe uğrayarak gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusuna gelince, bu kendi yerinde etraflıca incelenmiş ve sonuç olarak şöyle buyurmuşlardır: Bu alametler iki kısımdır: Kesin olanlar ve kesin olmayanlar. Sadece kesin olanlar vuku bulacaktır.

Bazı rivayetlerde, kesinlerin dahi değişebileceği hatırlatılmıştır; yalnızca Allah’ın vaadini verdiği şeylerin değişmeyeceği, çünkü Allah Teala’nın vaadine aykırı davranmadığı söylenmiştir.[9]

Açıktır ki, kesin alametlerin dahi değişmesini mümkün bilen hadisler, sürekli bekleyiş içinde olmaları ve kendilerini hazırlamaları için Şia toplumunda bekleyişi daha bir güçlen-diriyor. Çünkü alametler vuku bulmadığı hâlde de onun zu-hur etmesinin mümkün olduğu beyan edilmiştir.


[1]– el-Gaybet, Şeyh Tusî, s.261–262

[2]– Kemalu’d-Din, c.2, s.160, 4. hadis

[3]– Ravzat-u Usul-i Kâfi, s.36–42 ve İsbatu’l-Hudat, c.7, s.390–391; Biharu’l-Envar, c.52, s.254 ve Kifayetu’l-Muvahhidin, c.2, s.844–846 ve Munteha’l-Amal, 12. İmam’ın (a.s) Hayatı, s.106–107. Alametler ve nişaneleri zikreden birçok diğer kitaplara müracaat edilebilinir.

[4]– Muntehe’l-Amal, 12. İmam’ın Hayatı, s.102–103; İsbatu’l-Hudat, c.7, s.398 ve 417. Gaybet-i Nu’manî, 14. bab s.247–283. Gaybet-i Tusî, Zuhur Alametleri, s.265–280; Ravzat-u Usul-i Kâfi, s.310, Hadis: 483; Biharu’l-Envar, c.52, s.186 ve 237–239 ile Zuhur Alametleri babının diğer sayfaları, s.181–278; Kifayetu’l-Muvahhidin, c.2, s.841–842

[5]– Muntehe’l-Amal, 12. İmam’ın Hayatı, s.103–104; Biharu’l-En-var, c.53, s.15–16; Kifayetu’l-Muvahhidin, c.2, s.842–843

[6]– Muntehe’l-Amal, 12. İmam’ın Hayatı, s.102; el-Gaybet, Şeyh Tu-sî, s.27–44; İsbatu’l-Hudat, c.7, s.424; Gaybet-i Nu’manî, s.257, Hadis: 14, 15 ve bu kitabın 14. babının diğer hadisleri; Kifayetu’l-Muvahhidin, c.2, s.740; Ravzat-u Usul-i Kâfi, s.209–210, Hadis: 255 ve s.310, Hadis: 483; Biharu’l-Envar, c.52, s.181–278

[7]– İsbatu’l-Hudat, c.7, s.399

[8]– İsbatu’l-Hudat, c.7, s.14

[9]– İsbatu’l-Hudat, c.7, s.431

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*