İnsanı Ebedi Yaşantıda Kurtaracak En Önemli Etken: HAYIRLI SON

Hayatımızda karşılaşmışızdır. Birçok insan bir zamanlar ibadet ehliyken cami cemaati terk etmiş, birçok insan inançlıyken belli bir süre sonra hayatın kendisi için getirdiği şeylere göre inancını değiştirmiştir. İşte bundan dolayı Peygamberimiz ve 12 İmam’ın buyruklarında insanın hayırlı sona ermesinin önemi defalarca vurgulanmıştır. Kendileri de dualarında sürekli olarak “Allah’ım! İşimizin sonunu hayırlı kıl”, “Allah’ım! Bir göz açıncaya kadar bizi nefsimizle baş başa bırakma” şeklinde yakarışta bulunmuşlardır.

Bir insanın bir şeye başlaması değil onun sonlandırması esastır. Ancak ne var bazı kimseler aynı sahilde gündüz kumdan evler, kaleler yapan ama akşam olup evlerine dönerken onu ayaklarıyla yıkıp dağıtan çocuklar gibi inanç ve ibadetlerini yaşantılarında karşılaştıkları sorunlar nedeniyle bir çırpıda silip atmaktalar. Ancak şunu bilmek gerekir ki inanıp ta sebat gösterenler hedefe ulaşırlar;

“Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!” Fussilet:30

Ve hayırlı son sonuna kadar kul olmayı başarabilenlerindir;

“İşte akıbet (ve hayırlı son) ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.” Kasas:83

Aşağıda naklettiğimiz hadisler hayırlı sonun önemini açık bir şekilde vurgulanmıştır;

İmam Cafer Sadık’ın (a.s) naklettiğine göre Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“En hayırlı iş sonu hayırla bitendir.”

İmam Cafer Sadık’ın (a.s) babaları kanalıyla naklettiğine göre Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Her kim ömrünün geri kalanını düzeltirse geçmişte işlediği günahlardan dolayı cezalandırılmaz. Ama her kim ömrünün geri kalanında kötülük yaparsa hem geçmişteki hem de gelecekteki günahlarından dolayı cezalandırılır.”

İmam Cafer Sadık’ın naklettiğine göre İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Saadetin hakikati insanın amelini saadetle bitirmesi ve bedbahtlığın hakikati de insanın amelini kötü bitirmesidir.”

İmam Ali’nin (a.s) bildirdiğine göre Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Her kim dış görünüşte insanlara Allah’ın sevdiği şeyleri yaptığını gösterir ama gizlide Allah’ın hoşlanmadığı şeyleri yaparak Allah’a karşı gelirse, kıyamet günü huzuruna vardığında Allah ona gazaplı ve öfkeli olur.”

Ebu Ferve Ensari’nin bildirdiğine göre Hz. İsa şöyle buyurmuştur:

“Ey Havariler! Size hakkı söylüyorum ki insanlar, binanın aslının onun temeli olduğunu söylemekteler ama ben böyle demiyorum.”

Havarileri; “Ey İsa Ruhullah peki sen diyorsun” dediklerinde şöyle buyurmuştur:

“Size hakkı söylüyorum ki duvarcının koyduğu son tuğla esastır. (Yani bir işin başlaması değil onun hayırla bitmesi esastır.)

İmam Cafer Sadık’ın (a.s) naklettiğine göre İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Fakihler ve bilgeler birbirlerine mektup yazdıklarında şu üç şeyi tavsiye ederlerdi dördüncüsü yoktu;

  • Her kimin çaba ve tasası ahret olursa Allah onun dünya tasasını giderir.
  • Her kim içreğini ve batınını düzeltirse Allah onun dışını ve zahirini düzeltir.
  • Her Allah Azze ve Celle ile arasını düzeltirse Allah onunla diğer insanların arasını düzeltir.”

İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Her kimin dışı içine ağır basarsa terazisi hafif olur.”

Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Allah bazen kulunu sever ama onun yaptıklarını sevmez bazen de kulun amelini sever ama yapanı sevmez. Bil ki her amelin bir kökü ve gelişimi vardır. Aynı bitkiler gibi ki her bitkinin suya ihtiyacı vardır. Sular da yararlı ve zararı olmaları açısından çeşitlidir. Hangi bitkinin suyu faydalı olursa onun meyvesi de lezzetli olur. Hangi meyvenin suyu zararlı olursa onun meyvesi de kötü olur.”

Esraru’s-Salat kitabından nakledildiğine göre bir adam vardı. Bir gün şöyle dedi: Allah’a öyle bir şekilde ibadet edeceğim ki herkes beni konuşsun.”

 O günden sonra mescide ilk o girerdi, mescitten en son o çıkardı. Ne zaman mescide gelseler onu namaz kılarken görürlerdi ve gündüzleri de sürekli oruç tutardı, zikir halkalarına katılır sürekli Allah’ı anardı. Uzun bir süre bu şekilde devam etti.

Ama ne zaman insanların yanından geçse onu görenler şu gösteriş budalasına bakın hele diye birbirleri arasında onun arkasından konuşurlardı.

Bunu üzerine o adam kendi kendine düşündü ve “ben ibadetlerimi şimdiye kadar Allah için değil insanlara gösteriş için yaptım” dedi ve bundan sonra amellerini sadece Allah için yapmaya karar verdi. Daha önce yaptığı gibi ibadet ediyordu ancak niyeti sadece Allah rızasını kazanmaktı. Bir müddet sonra Allah, o adamın halisane ibadetleri karşısında onu kullarına sevdirdi. Ondan sonra ne zaman bir topluluğun yanından geçse onun arkasından “Allah falancayı korusun, ne de hayırlı bir adam oldu” demeye başladılar.”

Kaynak: Biharu’l Envar c.68 s.363-369

Çorum Ehlibeyt Vakfı Araştırma ve Toplumu Aydınlatma Çalışma Grubu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*