KULLUK MADALYASI NAMAZ

İbadet gerçekte aşıkın maşukuna sevgi göstergesidir. İbadet bir taraftan nazdır, diğer taraftan ise niyaz. Yani hiçbir şeyi olmayan muhtaç kulun herşeyi olan varlığa tüm benliğiyle yönelmesi ve sonsuz güce, kutrete, zenginliğe, huzura ve rahmete kendini bağlaması.

İbadet eden kul yaradanının huzurunda ibadete durunca şöyle seslenir. Ey her şeyi olan nazlı yar, geldi kapına binbir türlü ihtiyaçla hiçbirşeyi olmayan bahtiyar.

Bir kimse ibadete böyle bakarsa ibadet onun için zor gelmediği gibi her zaman yapmayı arzuladığı bir durum halini alır.

İnsanoğlu her ne kadar dünyevi imkanlardan yararlanıyor olsa da bir yere geliyor ki artık maddiyat onun derdine deva olmuyor. Dünyevi hiçbir eğlence onun yarasına merhem süremiyor. Çünkü insan bu aşamada aslı olan çok yüksek ve yüce bir makama olan özlemi gidermenin derdine düşüyor. Buna da ne para ne pul ne de dünyevi başka birşeyle ulaşamıyor. Hayatta her insanın başına gelmiştir ki insan en zor durumlarda kendisini çaresiz hissettiğinde her şeye gücü yeten, onu duyan ve sorunlarını çözecek yegâne merci olan yaratıcıya yönelmektedir.

Her ne kadar günümüzde teknoloji ve imkanları gelişmiş olsa ve bundan dolayı bazıları kendilerini yaratıcıdan ihtiyaçsız gibi görseler de aslında teknolojinin ve bilimin gelişimi de inancın gölgesinde olmuştur. Öyle ki tarihe iz bırakan İbni Sina, Ebu Reyhan Buruni, Einstein, Newton… gibi bilim adamları Allah’a inanan ve ibadet yapan kişilerdi.

Nobel Ödüllü ünlü Fransız cerrah ve fizyolog Alexis Carrel kalme aldığı “Meçhul varlık insan kitabında” insanı hem maddi hem de manevi yönleriyle ele alır. Ayrıca yaratıcıyla manevi bağ kurma yolu olan dua hakkında da bir kitabı bulunmaktadır.

Matematikçi Pascal’ın yaratıca karşı nefis dua ve yakarışları bulunmaktadır ve Newton din hakkında 1.300.000 kelime sarfetmiştir. Hatta onun bilimi Tanrıyı anlamada araç olarak kullandığına diar kitaplar kaleme alınmıştır.

İşte Peygamberler insanın çaresizlik anında değilde her zaman yaratıcısıyla olan bağını kurmak ve ona kulluğun en güzel yollarını ve şeklini öğretmek amacıyla gelmişlerdir. Bundan dolayıdır ki Peygamberimiz (s.a.a) “ Benim kıldığım gibi namaz kılın” diye buyurmuştur ki bu dini bütün emirler için geçerli bir buyruktur. Peygambere uyan insan kullukta uzmanlaşır ve sonsuz güce, kudrete, maneviyata ve huzura bağlanır. Bu sayede artık kendisini çaresiz hitssetmez, karanlıklarda kalmaz ve önünde her zaman onu aydınlığa çıkaran bir nur bulunur.

İşte bundan dolayıdır ki bu nurun kazanılması, korunması ve iç huzuru bulmak için hadislerde “Namaz müminin nuru” olarak belirtilmiştir.

Namaz kulluğun en güzel halidir ki onunla insan manevi berrak pınarlardan yıkanarak zahiri ve batini gafletlerden arınır ve direk olarak yaratıcıyla en güzel ve samimi bir şekilde bağ kurar.

  Namaz ferdi ve toplumsal kulluktur. Bundan dolayı hem kişinin hem de toplumun kendini yaratılış hedefi doğrultusunda yetiştirmesi için birçok fayda ve etkileri vardır. İnanan toplumlarda kültürel, siyasi, toplumsal ve siyasi bağlılıklar namaz ekseninde şekillenir. Namaz kültürünün hâkim olduğu bir toplumda adalet, emniyet, eğitim, özgürlük ve kula kulluğun olmadığı bir yaşam hüküm sürer.

 Ve insanlık tarihinin en yüce şahsiyetleri namaz kılmışlardır.

Hz. Muhammed, Hz. Fatıma, Hz. Ali (a.s) başta olmak üzere bütün 12 İmam namaz kılmıştır ve taraftarlarını da buna davet etmişlerdir.

Peygamberimiz (s.a.a) “Namaz gözümğn nurudur” diye buyurmuştur.

Hz. Ali (a.s) “Namaz dinin direğidir” diye buyurmuştur.

İmam Hüseyin (a.s) Aşura gecesi “Doğrusu ben namazı çok seviyorum” diye buyurmuştur.

İmam Cafer Sadık (a.s) etrafına topladığı evlatlarına ve akrabalarına namaz kılın” Doğrusu namazı önemsemeyen kişiye biz şefaat etmeyeceğiz. Namaz bütün peygamberlerin son vasiyetidir” diye buyurmuştur………

Öyleyse namaz kulluktur, namaz huzurdur, namaz mutluluktur, namaz kurtuluştur. HAYDİ NAMAZA HAYDİ KURTULUŞA…..

Selam ve Dua İle…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*