Peygamber Efendimizin (s.a.a) Hz. Ebuzere Vasiyeti -3-

“(Ey Ebuzer! Allah’ı ve onun özelliklerini) tanıdıktan sonra bana iman etmelisin ve Allah’ın beni bütün insanlara korkutucu, müjdeci, Allah’ın izniyle ona çağırıcı ve aydınlık saçan bir meşale olarak gönderdiğini ikrar etmelisin.”

Açıklama: Bilinmelidir ki dinin temel inançlarından bir tanesi son Peygamber Hz. Muhammed’in Peygamberliğini kabul etmektir.

Allah’ın evreni yaratmaktaki amacı kendine herhangi bir menfaat ve yarar sağlamak değildir. Çünkü O zatında ve varlığında her şeyden ganidir. Hiçbir varlığa hiçbir işte ihtiyacı yoktur. Buna göre yaratılışın hedefi Kuran’ın da buyurduğu gibi yaratılanların içinde şaheser olan insan türünün içinde manevi yönden yücelmeye ve yükselmeye uygun olanların kapasitelerinin fiiliyata geçmesi için ortam hazırlamaktır.

Bir insanın Allah katındaki değeri onun Allah katındaki maneviyatı oranındadır. Yada başka bir tabirle Allah’ın insanın yanında ne kadar değeri varsa insanında o derece Allah katında değeri vardır ve bu durum göreceli bir olaydır. İnsanın maneviyatı ve Allah’a olan itaati arttıkça Allah katındaki değeri de o derece artmaktadır. Bu durumun aksi de söz konusudur.

İnsanın varlığındaki manevi kapasiteleri fiiliyata geçirebilmesi için de onun Allah terbiyesi almış her türlü insani noksanlıklardan arı ve temiz, günah işlemediği gibi aklından dahi geçirmeyen, vahiyle desteklenen özel ilahi eğitmenlere ihtiyacı vardır. Bu yüce şahsiyetler yeri geldiğinde korku unsurundan yararlanarak yeri geldiğinde teşvik ve müjde unsurundan yaralanarak insanların yaratıcılarıyla manevi bağ kurmalarını salarlar ve bağı olanların bu bağlarını artırmaları için onlara yol gösterirler.

Dünyaya geldiği günden beri maddi hayatın pençelerine düşen, her türlü şehvani lezzetlerin ağında çırpınan, varlığının özü olan ruhu dünyevi isteklerin saldırıları sonucunda gaflet tozuyla bürünen ve nihayetinde dünyaya geliş ve yaratılış amacını ve yaratıcısını unutan insanı yeniden olması gereken çizgi ve hizaya getiren kişiler Allah tarafında seçilen Peygamberlerdir.

Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed s.a.a de kâinatın efendisi oluşu, yerlerin göklerin hürmetine yaratılması, insanların ve bütün peygamberlerin en üstünü, en yücesi olması nedeniyle takipçilerini ve izinden gidenleri Allah katındaki yüce makamında varabilecekleri en yüce makama ulaştıracak kişidir. Gönderilen elçinin yüceliği onun ümmeti olacak kişilerin de manevi kapasite bakımından büyük bir potansiyele sahip olduklarının göstergesidir.

Buna göre Hz. Muhammed’e uymak kulluğun en yüce makamlarına ulaşmak ve ebedi mutluluğun kapılarını aralamak olduğu gibi kapasite olduğu halde o hazreti inkâr etmek veya izinden gitmemek de en aşağılık duruma düşmek ve ebedi azap ve mutsuzluğun en büyük sebebidir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*