Tövbenin İnsan Hayatındaki Yeri ve Önemi

Her insan hayatında hata yapabilir ve nefsine uyarak veya şeytanın vesveselerinin neticesinde yaratıcısının emirlerini çiğneyebilir. Allah’ın buyurduklarının aksine hareket etmek veya yasakladığı şeyleri yapmaya günah denir. Günah ferdi ve toplumsal boyut taşıyabilir. Aynı şekilde günah işleyen kimse bazen yaratıcısına karşı asi olarak günah işleyebilir veya Allah’ın yarattığı diğer kulların haklarını çiğneyerek günaha müptela olabilir ki bu tür günahlara kul hakkı da denmektedir.

    Günahlar çoktur. Örneğin: Kul hakkı yemek, anne-babaya saygısızlık, namaz kılmamak, faiz yemek, içki içmek, zina yapmak, oruç tutmamak, hırsızlık yapmak, yalan söylemek, insan öldürmek, komşulara zulmetmek, mazluma yardım etmemek, zalimin yanında olmak, dedi-kodu, gıybet, kumar oynamak, zekât ve humus vermemek, iftira ve töhmet atmak, günah işlenen toplantılara katılmak vs.

      Bir kul için günah, bir kuşun bir yerden bir yere uçmak için kullandığı kanatlarının kırılması ya da bir insanın yere varmak için yararlandığı vesilelerin elinden alınması gibidir. Çünkü ilahi kemal yolunda hareket etmenin en temel unsuru, insanın günah yükünden ve nefis boyunduruğundan kurtulmasıdır. Hz. Ali’nin buyurduğu gibi; “(Günah yükünden) hafifleyin (ilahi kemal yolunda seyredenlere) katılın.” 

   Diğer taraftan insan Allah’ın Kur’an’da buyurduğu gibi zayıf yaratılmıştır ve nefsi ve şeytan sürekli olarak ona, dünyada peşin ve lezzetleri geçici olan kötü işleri yapmaya teşvik etmektedir ve bazen insan yaratılış felsefesinin aksine dünyayı ilahi kemal yolunda hareket etmek için azık toplama aracı olarak kullanacağı yerde onu yanlışlıkla asıl hedef gibi görmektedir. Yine Kur’an’ın buyurduğu gibi dünyaya çakılıp kalmaktadır, yani dünyayı hedef olarak görmekte ve onda olan nimetleri elde etmek için her türlü yola başvurmaktadır. Ancak buna rağmen rahmet ve merhameti her şeyi kuşatan yüce Allah, kullarını kendisinden yüz çevirdikleri için kendi hallerine bırakmamakta ve bir anne şefkati gibi ve hatta ondan çok daha üstün bir şefkatle onların yaptıkları hataları ve işledikleri günahları telafi etmeleri için önlerine çeşitli kapılar açmaktadır. Bu kapılardan bir tanesi tövbe kapısıdır. Tövbe; kulun yaptığı hatalarının farkına varıp yeninden rabbine yönelmesidir. Tövbe; isyan bayrağını indirip, kulluk sancağını kalp gönderine çekmektir. 

     İnsanın tövbe edebilmesi için öncelikle yaptığı bütün hata ve günahlardan içtenlikle pişmanlık duyması gerekir, ardından bir daha o hataları yapmamak üzeri kesin karar almalıdır. Daha sonra üzerinde olan hakları imkân dâhilinde sahiplerine vermesi gerekir. Ardından Rabbine isyan ettiği zamanlarda yapmadığı ibadetleri telafi etmeye çalışmalıdır. Yine dua ve yakarışla işlediği günahları rabbine ikrar edip bağışlanma dilemesi gerekir ve burada gözyaşı çok etkilidir. Yani insan yaptığı hatalar aklına geldikçe, günah işlediğinden ve rabbine isyan ettiğinde dolayı içtenlikle ağlaması gerekir. Hadiste buyrulduğu gibi; “Allah kırık kalplerin yanındadır.” Ayrıca Peygamberimizden naklolunan tövbe namazının kılınması gerekir. Bu namaz aşağıda da belirtildiği gibi adeta simya gibidir. Yani günah pisliği ve çirkefliğiyle pas tutan ve kararan kalplere yeniden ruh ve canlılık bahşediyor ve ona kendisinin en değerli ve kıymetli varlık olduğunu öğretiyor ve kulluk damgasını kalbine vurarak nefsin, cennetten başka bir şeye değişmemesi gerektiğini hatırlatıyor.

Tövbe Namazı    

Peygamber efendimizden özellikle Zilkade ayının ilk pazar günü ve genelde her pazar kılınabilecek bir Töbve namazı naklolunmuştur. Kim bu namazı kılarsa, tövbesi kabul olur; günahları bağışlanır; kıyamet günü hasımları ondan razı olurlar; iman üzere ölür; dinini yitirmez; mezarı geniş ve nurlu olur; anne-babası ondan razı olurlar; anne-babası ve çocukları Allah’ın bağışlanmasını kazanırlar; rızkı artar; ölüm anında ölüm meleği ona iyi davranır ve kolay can verir.

     Tövbe namazının kılınış şekli: Pazar günü gusül ve abdest alınır ve ardından her iki rekâtta selam verilerek dört rekât namaz kılınır. Her rekâtta bir defa “Fatiha”, üç defa “ihlâs”, bir defa “Felak” ve bir defa da “Nas” suresi okunur. 

FATİHA SURESİ

Bismillahirrahmanirrahîm. El-hamdu lillahi rabbil âlemîn. Er’rahmani’r-rahîm. Maliki yevmid’dîn. İyyake na’budu ve iyyake nesteîn. İhdine’s-sirata’l mustegîm. Siratallezine en’amte aleyhim ğayril mağzubi aleyhim vela’zzâllîn.

İHLAS SURESİ

Bismillahirrahmanirrahîm. Gul huvellahu ehed. Allahu’s-samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekul-lehu kufuven ehed.

FELAK SURESİ

  Bismillahirrahmanirrahîm. Gul e’uzu bi-rabbil-felag. Min-şerri ma haleg. Ve min şerri ğasigin iza vegab. Ve min şerrin’neffasati fil’ugad. Ve min şerri hasidin iza hased.

NAS SURESİ

  Bismillahirrahmanirrahîm. Gul e’uzu birabbinnâs. Melikinnâs. İlahinnâs. Min şerril-vesvasil hannâs. Ellezi yuvesvisu fi sudûrinnâs. Minel cinneti ven’nâs.

Namaz bittikten sonra yetmiş defa istiğfar çekilir yani; (ESTEĞFİRULLAHE RABBİ VE ETUBU İLEYH) denir ve istiğfar  “la havle vela guvvete illa billahi’l aliyyi’l azim) zikriyle bitirilir.

Ardından şöyle denir: “Ya azizu ya ğeffar, iğfir-li zunubi ve zunube cemii’l mu’minine ve’l mu’minat, fe’innehu la yeğfiru’z-zunube illa ent. Amin

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*