Ehlisünnet kitaplarında önceki dinlerde de Aşura gününde oruç tutulduğu geçmektedir. Bundan dolayı Peygamber efendimizin onları bu konuda taklit ettiği yazmaktadır. (Hz. Peygamber; “Biz Musa`nın sünnetine sizden daha yakınız.” dedi ve o gün oruç tuttu ve ashabına da tutmalarını emir buyurdu. (Buhârî, Savm, 69; Tecrîd-i Sarih, VI, 308, 309)
(Aşura gününün Yahudilerin bayram olarak kutladıkları ve oruç tuttukları Tişri ayının onuna tekabül ettiği Yom Kipur günü olduğu söylenmektedir.)
Bunlara verilecek cevap şudur:
Eğer Peygamber Efendimiz (s.a.a), peygamber olmadan önce kendisinden önceki peygamberlerin (Hz. Musa, Hz. İsa…) din ve şeraitlerine göre amel ediyorduysa, yaşanan bazı hadiselerde onlara başvurarak vahyin gelişini beklemezdi. Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.a) böyle yapmamıştır.
a) Eğer böyle yapmış olsaydı bu durum herkes tarafından bilinir ve meşhur olurdu.
b) Bir gün Ömer Tevrat’tan bir sayfa okuduğunda Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a) öfkelenerek şöyle buyurdu: “Eğer Musa yaşasaydı, bana uymaktan başka hiçbir çaresi olmazdı.”
Kısacası Hz. Resulullah (s.a.a) kesinlikle önceki dinlere tabi değildi.
c) Muaz, kitap ve sünnetten bir hüküm bulamadığında kendisi bir hüküm vermişti. Eğer Tevrat’a başvurmak gerekiyorduysa bunu yapar ve içtihat etmezdi. (El-Mahsulat, Fahri Razi, c. 3, s. 263.)
Ebu’l Hüseyin Basri şöyle diyor: “Peygamberimiz ve ümmeti hiçbir din ve şeriata tabi olmamışlardır.” (El-Mu’temid, Ebu’l Hüseyin Basri, s. 336)
Ayrıca birçok Ehli sünnet kaynağında Yahudi ve Hıristiyanlara benzemek kınanmış ve yasaklanmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Her kim bizden başkalarına Yahudi ve Hıristiyanlara kendisini benzetirse bizden değildir.” (Süneni Tirmizi, c. 4, s. 159)
Hz. Resulullah (s.a.a) buyurmuştur: Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeyiniz.” “Fethu’l Bari, İbn Hacer, c. 11, s. 12)
Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ayakkabı ve terliklerinizle namaz kılarak Yahudilere karşı muhalefet ediniz.” (El- Mu’cemu’l Kebir, c. 7, s 290, hadis: 7165; El-Bidayet ve’n Nihayet, İbn Kesir, c. 2, s. 172; El-Müstedrek Ale Sahiheyn, c. 1, s. 260)
Bu rivayetleri dikkate alırsak Peygamber Efendimiz (s.a.a) nasıl olurda Aşura günü oruç tutarak Yahudilere tabi olarak onlara benzer?!
Şimdi burada Ehli sünnet rivayetlerindeki çelişkili rivayetlerden birkaçına değiniyoruz. (Buradaki hadisler birçok Sünni internet sitesinde bulunabilir)
1. Müslim’in rivayetine göre Hz. peygamber (s.a.a) “Ramazan ayından sonra oruç için en faziletli ay Muharrem ayıdır.” diye buyurmuştur. (Müslim, Sıyam, 202-203)
Burada açıkça Peygamber Efendimiz (s.a.a) Ramazan ayından sonraki en faziletli orucun Muharrem ayındaki oruç olduğunu söylemektedir.
2. Hz. Peygamber (s.a.a) Medine`ye geldiği zaman Yahudilerin Aşura günü oruç tuttuklarını gördü ve bunun ne orucu olduğunu sordu!! cevap olarak (Yahudiler) şöyle dediler:
“Bugün, iyi bir gündür. Allah, İsrailoğulları’nı Firavun`un zulmünden bugün kurtarmıştır. Musa (a.s.) Allah`a şükür için bugünde oruç tutmuştur. Biz de tutmaktayız dediler. Hz. Peygamber; “Biz Musa`nın sünnetine sizden daha yakınız.” dedi ve o gün oruç tuttu ve ashabına da tutmalarını emir buyurdu. (Buhârî, Savm, 69; Tecrîd-i Sarih, VI, 308, 309)
Bu hadiste Peygamber Efendimizin Aşura günü orucunu bilmediği ve haberdar olmadığı Yahudilere sorduktan sonra bunu öğrendiği açıkça geçmektedir. Ayrıca Medine’ye geldiği vakit bu olay oluyor. Yani yaklaşık olarak peygamberliğinden en az 13 yıl geçmiştir. (Halbuki Peygamber efendimiz o zamanlar herkesin birbirini tanıdığı küçücük bir yer olan Mekke ve Medine’de Yahudilerle birlikte büyümüş ve onların adetlerine tam olarak vakıftı. Yani peygamber olmayan sıradan bir insan bile komşu ve arkadaşları olan Yahudilerin geleneklerini bilmekteydiler.)
3. Ayşe`den nakledilen şu hadiste, Allah Resulünün (s.a.a) Mekke döneminde de Aşura orucu tuttuğu anlaşılıri
“Cahiliye devrinde Kureyş, Aşura gününde oruç tutardı. Hicretten önce Hz. Peygamber (s.a.a) de Aşura orucu tutardı. Medine`ye hicret ettikten sonra bu oruca devam etti. Ashabına da tutmalarını emretti. Ertesi yıl, Ramazan orucu farz kılınınca, Aşura günü orucunu bıraktı, isteyen bu orucu tuttu, dileyen de bıraktı.” (Buhârî, Savm, 69; Tecrîd-i Sarîh, VI, 307, 308).
Bu hadis ne diyor?
Cahiliye devrinde Kureyş’in de (Yahudiler gibi) bu orucu tuttuğu ve bundan daha ilginç olan ise Hz. Peygamberin de (s.a.a) Hicretten önce bu orucu tuttuğunu söylemektedir! Halbuki birinci hadiste Peygamberimizin (s.a.a) Medine’ye geldiğinde bu oruçtan haberdar olmadığı ve Yahudilere sorduktan sonra öğrendiği geçmişti. Ve Yahudilerden öğrendikten!!! Sonra kendisi de bu orucu tutarak ashabına da emrettiği açıkça hadiste geçmişti. Peki bu hadiste ne diyor? Diyor ki bir yıl sonra Ramazan orucu farz olduktan sonra Aşura orucunu tutmayı bıraktı… eee ne oldu şimdi? Daha sonra efendimiz bu orucu tutmayı bırakmış ve tutmamış!! Ama isteyenler tutmuş ve istemeyenler tutmamış!!
Birinci hadis ne diyordu? Hz. peygamber (s.a.a) efendimizin “Ramazan ayından sonra oruç için en faziletli ayın Muharrem ayı” olduğunu buyurduğunu diyordu. Şimdi bu ne yaman çelişkidir böyle. Burada Ramazan ayından sonra bu orucu tutmayı terk ettiği söylenmişti. Ama birinci hadiste Ramazan ayından sonraki en faziletli oruç olduğu söylenmişti. En faziletli oruçsa neden kendisi buna amel etmedi?!! Eğer faziletli idiyse neden bazı sahabeler tuttu bazı sahabeler tutmadı?! Meğer Peygamber Efendimizin (s.a.a) yaptıkları sadece farz ve müstahap değil midir? Hatta efendimizin mubah bile yapmadığı bilinen bir gerçekken nasıl olurda Ramazandan sonraki en faziletli oruç olan Muharrem orucunu terk eder? Öte yandan başka bir hadiste en faziletli der ve tutulmasını tavsiye eder. Bu nasıl bir çelişkidir böyle?
(Burada naklettiğimiz üç hadisi de sorularla İslamiyet sitesinden aktardık. Hadislerde o kadar çok çelişki var ki bırakın alim olmayı İslam bilgisi olmayan sıradan insana bile bu hadisler sorulursa ne kadar çelişkilerle dolu olduğunu bize söyler. Ayrıca ilginçtir bu hadisler Ehli sünnetin sihah kitapları olan en meşhur Sahihi Buhari ve Müslim tarafından nakledilmiştir… Zaten Türkiye’deki Turan Dursun, Aziz Nesin…vb. gibi insanların neden dinden çıktıkları az çok herkesin malumu. Allah’ın dini dedikleri bu çelişkiler yumağı mı?! din eğer buysa komünistlik, ateistlik… daha iyidir demektedirler!!)
Ayrıca tüm İslam mezheplerinin ittifak ettikleri Ramazan ayından sonra oruç tutmak için en faziletli ayların Recep ve Şaban ayı oldukları yönündedir. Ayrıca zilhicce ayının ilk dokuz günü…
Yine aynı siteden naklediyoruz:
Ayşe anlatıyor:
“Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem bazı aylarda çok oruç tutardı. Hatta biz, onu bu ayda (Şaban ayını kast ediyor) hiç iftar etmedi sanırdık. Bazı aylarda da çok iftar ederdi. Hatta biz, onu bu ayda hiç oruç tutmadı derdik.
“Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesellemin Ramazan’dan başka bir ayın orucunu tamamladığını görmedim. Hiçbir ayda da Şaban ayında tuttuğundan daha fazla oruç tuttuğunu görmedim.” (Buhari, Savm: 51, Ebû Dâvud, Savm: 59)
Enes rivayet ediyor:
Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi Vesellemden sordular:
“Ya Resulallah, Ramazan’dan başka en faziletli oruç ayı hangi aydır?”
Peygamberimiz şöyle buyurdu:
“Ramazan’ı tazim için (Ramazan hürmetine) Şaban’da tutulan oruçtur” cevabını verdi. (Tirmizî, Zekât: 28)
Bu iki hadisten de Muharrem ayında ve Aşura günü oruç tutmanın Ümeyye oğulları tarafından uydurulduğu ve buna birde dini boyut kazandırarak insanları aldattıkları ortaya çıkmaktadır. Ama maalesef halen bu yalanlar her gün televizyon kanallarından, radyolardan, gazetelerden… sitelerden insanlara anlatılarak halkımız kandırılmaktadır.
12 İmam Buyruklarına dayanarak Alevi-Şia Alimlerinin Aşura Günü Orucu Hakkındaki Görüşü
1. Aşura günü oruç tutmak din ve Ehlibeyt düşmanlarının sünnet ve geleneğidir. Müslümanlar bugünü ihya etmemeli ve onlara benzememelidir.
2. Aşura günü oruç tutmak Ehlibeyt ve ashabı arasında olmayan ve onların yaşantısında görülmeyen bir şeydir.
3. İkindi vaktine kadar bir şey yiyip içilmeden (oruç kastıyla değil) beklenmeli ve ikindi vakti biraz bir şeyler yenilmelidir.
Selefilerin Aşura Orucundaki Israrları
Çok şaşırtıcı olan ise zamanımızın Emevileri olan Selefi Vahabiler, Aşura günü oruç tutma konusunda Müslümanlara baskı yapmakta bugünde oruç tutulmasının gerekliliği üzerine kitaplar kaleme almakta, sosyal paylaşım sitelerinde tebliğde bulunmaktadırlar. Emevilerin zamanımızdaki temsilcileri olan Selefilerin bu konuda ısrarlı olmaları da bunun bir Emevi geleneği olduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır.
