Cemevlerinin Tarihi Yakın Geçmişe Dayanmaktadır

Özgür Arapoğlu

Bilindiği üzere gündemden hiç düşmeyen konu Alevilik ve özellikle gündem yapılmak istenen ise Cemevleri ve statüsü konusu. Tarih boyunca türlü işkence, eziyet dışlanma ve ayrımcılığa maruz kalmış olan Aleviler inançlarını bağlı oldukları 12 İmam İslam anlayışı içinde yaşatarak günümüze kadar getirmişlerdir. Ne var ki Kent Aleviliği ve Avrupa’ya göçün başlamasıyla birçok sorunlarda beraberinde gelmiştir. Daha önce arı duru ve net bir şekilde bir ortamda bulunan Aleviler kendilerini farklı inançların yaşandığı bir toplumun içinde bulmuş ve dünyada gelişen olayların da etkisinde kalarak bazı değişimler geçirmiştir. Bir taraftan kentli olmaya alışmak, bir taraftan ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmenin verdiği sorunlarla kimlik bunalımımdan kurtulma mücadelesi, bir taraftan kominizm rüzgarını yıkıcı etkilerinden etkilenmemeye veya etkisini en aza indirmeye çalışmak, bir taraftan Avrupa’ya göç ve batılı toplumlara entegre olma sorunu, bir taraftan Halil Öztoprak ve Şinasi Koç gibi Aleviliği İslam dışına taşıma çabası güdenlerle mücadele, bir taraftan devletin sünnileştirme çalışmalarına karşı direnme, bir taraftan devlet eliyle Alevileri kontrol altında tutmak için cemevlerinin örtülü ödeneklerle kurdurulması ve bir taraftan kürtlerin Alevilere musallat olması ve bir diğer taraftan da Avrupa devletlerinin Alevileri kendi toplumlarında eritmek amacıyla verdikleri İslam dışına çıkarma ve Aleviliği İslam’dan ayrı bir inanç gibi göstermeye çalışmalarının Alevilik ve Aleviler üzerinde yıkıcı etkileri olmuştur.

Alevilik 12 İmam’ın İslam anlayışına dayalı bir yoldur. Bunu yaşatmak biz Alevilerin en büyük sorumluluğudur. Bundan dolayı Aleviliğin orijinini korumak için bu inancın içine sokulmak istenen yanlışlarla mücadele etmeliyiz. Son zamanlarda cemevleri cami ve mescitlere alternatif gösterilerek Alevilerin ibadethanesiymiş gibi gösterilmeye çalışılıyor ki bu planın ardında yatan gerçek art niyetin ne olduğunu her basiretli insan raharlıkla görebilir. Alevilerin önderi Hz. Muhammed ve 12 İmam, dini İslam, kitabı Kur’an, kıblesi Kabe ve ibadetyeri de bütün Müslümanlarda olduğu gibi mescitlerdir.

Alevilik Hz. Muhammed ve Ali başlamıştır, ancak Cemevlerinin tarihi yaklaşık yirmi küsur yıla dayanmaktadır. Buna göre sosyal ihtiyaçların getirdiği bir zorunluluk olarak kent Aleviliğinde oluşan Cemevleri her ne kadar toplanma yeri olsa da ibadethane olamaz. Farklı ihtiyaçların karşılandığı kültür merkezleri olarak yaşatılabilir. Bu gerçeği görmez ve bu doğrultuda cemevlerine statü, vermezsek uzun vadede emeli ve ameli kötü olanların Alevilik üzerinde oynadıkları oyunlara yardım etmiş olacağız. Tabi bunu söylerken devletin Aleviliği inanç olarak dahi görmeden bir kültür gibi kültür bakanlığına bağlamasına da şiddetle karşıyız ve kesinlikle onaylamıyoruz.

Şimdi sizlere Cemevlerinin ve özellikle İstanbul’da bulunan cemevlerinin tarihi ile ilgili Nail Yılmaz tarafından hazırlanmış bir yazıyı sunuyorum:

İSTANBUL’DA CEMEVLERİ

“Dört Kapı Kırk Makam” olarak bilinen kurallar, bütünüyle Türk-İslam kültürünün önemli isimlerinden Ahmet Yesevî ve onun takipçisi olan Hacı Bektaş-ı Velî tarafından biçimlendirilen Alevîlik, inanç bakımından Sünni İslam anlayışına göre bazı değişiklikler gösterse de daha ziyade İslam’ın içerisinde tasavvufi bir kol olarak değerlendirilmektedir. Tasavvufi İslam anlayışlarının ise farz ibadetlere ilaveten, kendine özgü usul ve erkânları (ritüelleri) bulunmaktadır. Dolayısıyla Alevî İslam anlayışının da kendine has birtakım ritüelleri vardır.

Otantik ifadesiyle ayincem olarak isimlendirilen bu ritüeller, Alevî öğretisi ve sosyal yaşantısının sürekliliği açısından merkezî bir yerde durmaktadır. Anadolu Alevîlerine göre, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin Kırklar Cemi’nin sembolize edilmiş şekli olan ayin-i cem, çeşitli aşamalardan geçtikten sonra kurumsallaşmıştır. Söz konusu cemler; bir kişinin yola alınması için yapılan ikrar cemi; iki aile arasında yol ve ahiret kardeşliği için yapılan musahiplik cemi; genellikle perşembeyi cumaya bağlayan akşam yapılan Abdal Musa cemi ve toplum içerisinde ergenlik çağına gelen gençler ile genel manada toplumsal düzenin sorgulandığı görgü cemi şeklinde dörde ayrılmaktadır. Anadolu Alevî toplum kesimlerinin ibadet şekli olarak değer yüklenen, fakat aynı zamanda sosyal yaşamın düzenleyicisi konumunda olan cemler, uygun şartları haiz olması kaydıyla her mekânda yapılabilir. Yani cemler için özel bir mekâna gerek duyulmamaktadır. Bu açıdan tarihî bir cemevi yapılanmasından söz etmek mümkün değildir. Cemler, geleneksel olarak daha ziyade köy odaları (meydan evi), dedelerin evi ya da uygun görülen herhangi bir yerde yapılagelmiştir.

Bağımsız cemevi yapılanmaları ise göç ve kentleşme hareketlerinin bir ürünü olarak modern dönemlerde ortaya çıkmıştır. Zira Türkiye’de 1950’lerle başlayıp her geçen gün artarak devam eden göç ve kentleşme hareketleri, toplumun bütün kesimleri gibi Alevîleri de yakından etkilemiş; başta inanç ve ibadetler olmak üzere ciddi sosyal değişimlere neden olmuştur. Kentlere yerleşmek durumunda kalan Alevîler, inanç ve ibadetlerini yerine getirme noktasında zorlanmışlar; uzun bir süre inanç ve ibadetlerini terk etmişlerdir. Hatta bu süreçte bir kısım Alevîler, farklı inanç ve ideolojileri benimseyerek geleneksel Alevîlikten uzaklaşmışlardır. Bu tür gelişmeler Alevîliğin silikleşmesine, belli bir dönemle sınırlı da olsa kamuoyunun gündeminden çıkmasına neden olmuştur. Ancak ilerleyen zamanlarda farklı iç ve dış nedenlere bağlı olarak inanç ve kültürlerini yeniden keşfetmişler, 1990’lı yılların başından itibaren özellikle ibadet ihtiyaçlarını giderebilme adına birtakım arayışlar içerisine girmişlerdir.

İlk başlarda daha ziyade yöresel örgütlenmelerde (hemşehri dernekleri) bir araya gelen ve ayin-i cemlerini buralarda yapmaya başlayan Alevîler, bu tarz örgütlenmelerin ihtiyaca cevap verememesi nedeniyle yeni yapılanmalar geliştirmişlerdir. Bu yapılanmalar Alevî kimliğini merkeze alarak, farklı bölge ve kentlerden gelen kişileri de kapsayan; aynı çatı altında ayin-i cemler dâhil her türlü ritüelin yapılabildiği inanç temelli dernek ve vakıf örgütlenmeleri olmuştur. Başka bir ifadeyle Alevîlerce kurulan dernek ve vakıflar dinî ihtiyaca göre şekillenmeye başlamıştır. Söz konusu örgütlenmelerden biri de İstanbul’un Kartal ilçesinde 1993 yılında kurulan “Kartal Cemevi Kültür Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Derneği”dir. İleriki zamanlarda vakıf statüsüne kavuşturulan dernek, bir adım daha öteye giderek, ritüellerini cemevi olarak inşa edilecek bağımsız bir birimde yapmaya karar vermiştir. Bu maksatla 1993 yılında Alevîlerin yoğun bir şekilde yaşadığı Kartal’da, Türkiye ve İstanbul’un ilk cemevi binası inşa edilmiştir. Bir yarışma neticesinde projelendirilen cemevinin mimarisinde tekke ve dergâh tipi bir mimari yansıtılmak istenmiştir. Bu ilk uygulamada, mimari üslup kaygısı taşınsa da sonraki dönemlerde yapılan cemevlerinde bu kaygıların devam ettirilmediği görülmektedir.

Cemevlerinin kendine has mimari bir anlayış geliştirememiş olması tarihî, kültürel ve siyasi birçok nedene bağlı olarak açıklanabilir. Ancak böyle bir durumun ortaya çıkmasında göç ve kentleşme ile birlikte, diğer bütün toplum kesimlerini de içine alan sosyoekonomik problemler daha etkili olmuştur. Zira ekonomik zorluklar içerisinde kente tutunmaya çalışan Alevî kesimler, dinî ritüellerini yerine getirebilecekleri sosyal mekânları bir an evvel inşa etmek istemişlerdir. Bu sebeple cemevlerinin çoğu, projelendirilmeden ruhsatsız ve kaçak olarak cemaatin kıtkanaat imkânlarıyla inşa edilmiştir.

Kentleşme olgusunun bir ürünü olarak son zamanlarda ortaya çıkan cemevlerinin, günümüz itibarıyla yasal bir statüsü bulunmamaktadır. Daha ziyade geçmişin tekke ve dergâh yapılanmaları örneğine benzer bir yapılanma çerçevesinde biçimlenmiş, modern toplumun ihtiyaçlarını da esas alarak, birtakım yeni işlevler üstlenmişlerdir. Bu işlevler arasında Alevî öğretisine has ritüellerin yerine getirilmesi, öğretinin yeni kuşaklara aktarılması, Alevîlik araştırmalarının yapılması, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin icrası, Kur’an öğrenimi dâhil bilgisayar, muhasebe ve yabancı dil kurslarının düzenlenmesi, Alevî toplum kesimlerinin kültürel ve sosyal dayanışmasına imkân sağlayan çok farklı işlevler sayılabilir. 1990’lı yılların sonundan itibaren hızla artan cemevlerinin bazıları otantik Alevîlerin çoğu tarafından onaylanmasa da “Alisiz Alevîlik” tasarımını benimsemiş, sol grupların ideolojik faaliyetlerine de ev sahipliği yapabilmiştir.

İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Ocak 2013 yılı itibarıyla Türkiye’deki cemevlerinin toplamı 937 olarak tespit edilmiştir. 64 tanesinin İstanbul’da olduğu görülen cemevlerinin 40 tanesi şehrin Avrupa yakasında; 24 tanesi ise Anadolu yakasında bulunmaktadır. İstanbul’da bulunan cemevlerinin dağılımı aşağıdaki gibidir.

İstanbul’daki Cemevlerinin Dağılımı
Avrupa Yakası33 Kazlıçeşme Erikli baba Cemevi
1 Adalar Cemevi34 Okmeydanı Cemevi
2 Alibeyköy Cemevi35 Sarıyer Cemevi
3 Armutlu Cemevi36 Seyit Seyfi Cemevi
4 Arnavutköy Boğazköy Cemevi37 Seyrantepe Cemevi
5 Aydınlı Cemevi38 Şahintepe Cemevi
6 Bağcılar Cemevi39 Şişli Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür V. Cemevi
7 Bakırköy Cemevi40 Yenibosna Cemevi
8 Bayramtepe Sonevler Cemevi 
10 Cem Vakfı Beşiktaş CemeviAnadolu Yakası
11 Cem Vakfı Çatalca Cemevi1 Beykoz Kırklar Cemevi
12 Erenler Kültür Cemevi2 Cem Vakfı Beykoz Cemevi
13 Erikli Baba Cemevi3 Cem Vakfı Maltepe Cemevi
14 Esenyurt Kıraç Cemevi4 Çekmeköy Ümraniye Cemevi
15 Esenyurt Örnek Mahallesi Cemevi5 Esenyalı Seyit Seyfi Cemevi
16 Fatma Ana Cem Kültür Evi6 Karacaahmet Cemevi
17 Firüzköy Cemevi Avcılar7 Kartal Cemevi Vakfı
18 Garipdede Cemevi Küçükçekmece8 Kartal Esentepe Cemevi
19 Gazi Mahallesi Cemevi9 Kazım Karabekir Cemevi
20 Gaziosmanpaşa Karayolları Cemevi10 Maltepe Gülsuyu Cemevi
21 Güneşli Ateştuğla Cemevi11 Mustafa Kemal Cemevi
22 Gürpınar Cemevi12 Pendik Sülüntepe Cemevi
23 Güvercintepe Hacı Bektaş Veli Cemevi13 Samandıra Veysel Karani Cemevi
24 Habibler Cemevi14 Samandıra Sarı Saltık Cemevi
25 Halkalı Cemevi15 Samandıra Yunus Emre Cemevi
26 Haramidere Cemevi16 Sarıgazi Cemevi
27 Haydar Eren (HAKEV) Cemevi17 Sultanbeyli Cemevi
28 İkitelli Cemevi18 Şahkulu Cemevi
29 İstanbul PSAKD Esenler Cemevi19 Taşdelen Cemevi
30 İstanbul PSAKD Eyüp Cemevi20 Tuzla Orhanlı Cemevi
31 İstanbul PSAKD Gaziosmanpaşa Cemevi21 Uğur Mumcu Cemevi
32 Kâğıthane Cemevi22 Ümraniye Ihlamur Kuyu Cemevi

KAYNAKLAR

Öz, Gülağ, İslamiyet Türkler ve Alevîlik: Bin Dörtyüz Yıllık Muhalefet, Ankara 1999.

Yılmaz, Nail, Kentin Alevileri, İstanbul 2005.

http://www.cemevi.com/istanbul.html (01.10.2013).

http://www.kartalcemevivakfi.com/kurulus.asp (30.09.2013).

http://www.haber7.com/guncel/haber/1002426-hangi-ilde-kac-cemevi-var-liste (20.09.2013).

Cemevlerinin tarihine ilişkin makalenin kaynağı: https://istanbultarihi.ist/179-istanbulda-cemevleri

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*