Her Yerde ve Her Zaman Takvanın Gerekliliği

Hz. Ali (a.s) buyuruyor: “أُوصِيكُمْ عِبَادَ اللَّهِ بِتَقْوَى اللَّهِ” “Size Allah’a karşı takvalı olmayı ve sakınmayı tavsiye ediyorum.”

Ne kadar ilginç! Her yerde takva tavsiye ediliyor. Takvayı ibadet mihrabıyla, seccadeyle ve mescitle özetlememek gerekiyor; takvayı, zihnimizde var olan şekliyle dış görünüşte ve zahirde sakınan bir pozla kısıtlamamalı ve onu yeterli görmemeliyiz. Takva yani insanda oluşan bir durumdur ki o meydana geldiğinde, bir mümine o haleti ruhiye üflendiğinde hiçbir şekilde günahın-kısaca onu Allah’ın emirlerine karşı isyana sevk eden durumların- etrafında dolanmaz. Bir defasında konuşmalarımın birinde takvayı günah karşısında aşılanmaya benzettim. Bir seferinde insan hastalanıyor ve tedavi olup kendini iyileştirmenin peşine düşüyor. Ama bir defasında da onda bir durum meydana geliyor ve bunun sayesinde hastalık ve maraz onda etki etmiyor, bu durum takva durumudur. Perhizkar olmak ve sakınmak takva için iyi bir muadildir. Her işte, her meslekte, hayatın her bir alanında, yaşantının her bir meydanında takva farklılık arz eder; Namazın ilk vaktindeki takva, insanın huzu huşu ve zahiri ve batini taharetle Allah’ın zikri ve ibadetiyle meşgul olmasıdır; alış-verişteki takva, insanın alış-veriş adıyla ve alış-veriş şekliyle hırsızlık yapmamasıdır; düşman karşısındaki takva, insanın ona kanmamasıdır; savaş meydanındaki takva, insanın sırtını dönmemesi ve meydanı terk etmemesidir; sözdeki takva, insanın hakikati söylemesi ve gizlememesidir. Yaşamın her bir meydanında takva ayrı bir mısdak buluyor ve bazı rivayetlerde geldiği üzere bütün durumlarda takvanın mana ve mefhumu şudur: “اَن یِراقِبَ الله فِی کُلِّ فِعلٍ یَفعَلُهُ وَ فِی کُلِّ اَمرٍ یَترُکُهُ” Yaptığı her işte ve yapmadığı her işte Allah’ın emirlerini ve İlahi taahhütlerini göz önünde bulundurmalı ve dikkat etmelidir. “أُوصِيكُمْ عِبَادَ اللَّهِ بِتَقْوَى اللَّهِ” Ey halk eğer takvalı olursanız, eğer insanlar için günah karşısında bu korunma zırhı oluşursa işte o zaman çeşitli kementlerle onu farklı yönlere ve semtlere çekmeye çalışan çeşitli şeytanlar, insanın varlığının ve şahsiyetinin dışındaki etkenler bu sağlam kayayı yerinden oynatmaktan aciz kalırlar, takva insanda oluştuğu zaman hiçbir karşıt rüzgâr onu titretemez. Bundan dolayı Emirü’l Müminin (a.s) hükümetinin balında halkta takva oluşturmaya çalışıyor.

Mazlum hakların önderi Seyit Ali Hamanei, Alevi Devletinin Tüzüğü, s.75

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*