Hz. Muhammed’in Biset Bayramının/Peygamberliğinin Başladığı Gece ve Gündüzün Amelleri

İnsanlık tarihinin belki de en önemli olayıdır Biset yani efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) Peygamberliğinin başlangıcı. Biset bir uyanış, diriliş, yeniden ayağa kalkma, silkinme, kendine gelmedir aslında.

Recep Ayının 27. Günü 12 İmamlardan gelen buyruklar üzerine Biset Bayramıdır. Biset Bayramının gündüz ve geceleri hakkında yapılması tavsiye edilen birçok amel vardır ki biz bazılarını sunuyoruz:

Bu gecenin en faziletli ameli, Emîrü’l-Müminin Hz. Ali’nin (a.s) ziyaretidir. Burada bu ziyaretin önemini belirtmek amacıyla, Ehl-i Sünnet âlimlerinden olan ve (kitabın yazılış tarihinden) altı asır önce yaşayan Ebu Abdullah Muhammed b. Battûta’nın Rıhletu İbn Battûta adlı meşhur seyahatnamesinin bir bölümünde Mekke’den dönerken Irak’ın Necef kentinde yazdığı hatıralarının bir bölümünü aktarmakta yarar görüyoruz. O şöyle yazıyor: Bu kentte (Necef) yaşayanların hepsi Rafızî’dir (!) (Şiî’dir). Bu şehirde bulunan Hz. Ali’nin (a.s) türbesinde birçok keramet vuku bulmuştur. Mesela İhya Gecesi diye bilinen recebin 27. gecesinde vuku bulan kerametleri buna örnek verebiliriz. Bu gecede Irakeyn (Kufe ve Basra), Horasan, Fars ve Rum beldelerinden felç ve sakat olan hastalar o türbede toplanıyorlar. Bunların sayısı en az otuz-kırk kişiye ulaşıyor. Yatsı namazından sonra bu hastaları türbenin mukaddes parmaklıklarının yanına getiriyorlar. Halk ise toplanıp onların iyileşip kalkmasını bekliyor; bu arada bazısı namaza, bazısı zikre, bazısı Kur’ân okumaya, bazısı ise mukaddes türbeyi seyretmeye dalıp meşgul oluyor. Gecenin yarısı veya üçte ikisi geçince bu hastaların hepsi sapasağlam bir şekilde ayağa kalkıyor ve ’Lâ ilâhe illallah, Muhammedun Resulullah, Aliyyun Bu gecenin en faziletli ameli, Emîrü’l-Müminin Hz. Ali’nin (a.s) ziyaretidir. Bu geceye ait üç ziyaret metni daha nakledilmiştir. Bunları kitabımızın ziyaretler bölümünde zikredeceğiz. Burada bu ziyaretin önemini belirtmek amacıyla, Ehl-i Sünnet âlimlerinden olan ve (kitabın yazılış tarihinden) altı asır önce yaşayan Ebu Abdullah Muhammed b. Battûta’nın Rıhletu İbn Battûta adlı meşhur seyahatnamesinin bir bölümünde Mekke’den dönerken Irak’ın Necef kentinde yazdığı hatıralarının bir bölümünü aktarmakta yarar görüyoruz. O şöyle yazıyor: Bu kentte (Necef) yaşayanların hepsi Rafızî’dir (!) (Şiî’dir). Bu şehirde bulunan Hz. Ali’nin (a.s) türbesinde birçok keramet vuku bulmuştur. Mesela İhya Gecesi diye bilinen recebin 27. gecesinde vuku bulan kerametleri buna örnek verebiliriz. Bu gecede Irakeyn (Kufe ve Basra), Horasan, Fars ve Rum beldelerinden felç ve sakat olan hastalar o türbede toplanıyorlar. Bunların sayısı en az otuz-kırk kişiye ulaşıyor. Yatsı namazından sonra bu hastaları türbenin mukaddes parmaklıklarının yanına getiriyorlar. Halk ise toplanıp onların iyileşip kalkmasını bekliyor; bu arada bazısı namaza, bazısı zikre, bazısı Kur’ân okumaya, bazısı ise mukaddes türbeyi seyretmeye dalıp meşgul oluyor. Gecenin yarısı veya üçte ikisi geçince bu hastaların hepsi sapasağlam bir şekilde ayağa kalkıyor ve ’Lâ ilâhe illallah, Muhammedun resulullah, Aliyyun veliyyullah’ diye haykırıyorlar. Bu, oldukça yaygın ve meşhur bir şeydir onların arasında. Ben güvenilir kimselerden bunu duydum. O gece ben orada bulunamadım, fakat Hz. Ali’nin (a.s) misafirhanesi olarak kullanılan medresede Rum, İsfahan ve Horasan bölgelerinden getirilmiş ve hareket edemeyen üç felçli kimseyi gördüm; onlara “Siz neden iyileşmemişsiniz ve neden buradasınız?“ diye sorduğumda şöyle cevap verdiler: “Biz yirmi yedinci gece buraya yetişemedik. Şifa bulmak için gelecek yılın recep ayının 27. gecesini bekliyoruz.“ Bu gece için, çeşitli şehirlerden gelen insanlardan kalabalık bir topluluk oluşuyor ve on güne kadar devam eden büyük bir pazar oluşturuyorlar veliyyullah’ diye haykırıyorlar. Bu, oldukça yaygın ve meşhur bir şeydir onların arasında. Ben güvenilir kimselerden bunu duydum. O gece ben orada bulunamadım, fakat Hz. Ali’nin (a.s) misafirhanesi olarak kullanılan medresede Rum, İsfahan ve Horasan bölgelerinden getirilmiş ve hareket edemeyen üç felçli kimseyi gördüm; onlara “Siz neden iyileşmemişsiniz ve neden buradasınız?“ diye sorduğumda şöyle cevap verdiler: “Biz yirmi yedinci gece buraya yetişemedik. Şifa bulmak için gelecek yılın recep ayının 27. gecesini bekliyoruz.“ Bu gece için, çeşitli şehirlerden gelen insanlardan kalabalık bir topluluk oluşuyor ve on güne kadar devam eden büyük bir pazar oluşturuyorlar.

İbn Battûta’nın bu naklettikleri yadırganmamalıdır; zira bu mukaddes türbelerde gerçekleşen ve mütevatir olarak bize sabit olan kerametler sayılamayacak kadar fazladır. Mesela geçen yıl şevval ayında (kitabın yazıldığı tarih olan h. 1343 yılı) Hz. İmam Rıza’nın (a.s) mübarek türbesine gelen ve felç vb. rahatsızlıklardan dolayı yürüyemeyen ve gittikleri bütün doktorlardan olumsuz cevap alan üç kadın şifa buldu. Bu olay kimsenin inkâr edemeyeceği şekilde o kadar yayıldı ki, hatta önceden başvurdukları doktorlar dahi son derece kuşkulu davranmalarına rağmen bu olayı doğruladılar. Hatta bazıları bu olayı yazılı olarak da teyit ettiler. Eğer sözün uzaması ve konu dışına fazlasıyla çıkma endişesi olmasaydı, bu olayları detaylı bir şekilde naklederdim. Onun için bu bölümü burada noktalıyoruz. Ne kadar da güzel ifade etmiştir Şeyh Hürr-i Âmuli, kendi dörtlüğünde:

و لقد أجاد شیخنا الحر العاملی فی أرجوزته وَ مَا بَدَا مِنْ بَرَکَاتِ مَشْهَدِهِ فِی کُلِّ یَوْمٍ أَمْسُهُ مِثْلُ غَدِهِ وَ کَشِفَا الْعَمَى وَ الْمَرْضَى بِهِ إِجَابَةُ الدُّعَاءِ فِی أَعْتَابِهِ

Vallahi o İmam’dan her gün nice keramet
Mübarek türbesinde zuhur etmekte elbet.
Nice körün, hastanın orda şifa bulması
Gösteriyor ki orda dua bulur icabet.

Şeyh Kef’emî Beledü’l-Emin kitabında Bi’set gecesinde şu duanın okunmasını tavsiye etmiştir:

اللهُمَّ إِنِّی أَسْأَلُکَ بِالتَّجَلِّی [بِالنَّجْلِ‏] الْأَعْظَمِ فِی هَذِهِ اللَّیْلَةِ مِنَ الشَّهْرِ الْمُعَظَّمِ وَ الْمُرْسَلِ الْمُکَرَّمِ أَنْ تُصَلِّیَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ وَ أَنْ تَغْفِرَ لَنَا مَا أَنْتَ بِهِ مِنَّا أَعْلَمُ یَا مَنْ یَعْلَمُ وَ لا نَعْلَمُ اللهُمَّ بَارِکْ لَنَا فِی لَیْلَتِنَا هَذِهِ الَّتِی بِشَرَفِ الرِّسَالَةِ فَضَّلْتَهَا وَ بِکَرَامَتِکَ أَجْلَلْتَهَا وَ بِالْمَحَلِّ الشَّرِیفِ أَحْلَلْتَهَا اللهُمَّ فَإِنَّا نَسْأَلُکَ بِالْمَبْعَثِ الشَّرِیفِ وَ السَّیِّدِ اللَّطِیفِ وَ الْعُنْصُرِ الْعَفِیفِ أَنْ تُصَلِّیَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ وَ أَنْ تَجْعَلَ أَعْمَالَنَا فِی هَذِهِ اللَّیْلَةِ وَ فِی سَائِرِ اللَّیَالِی مَقْبُولَةً وَ ذُنُوبَنَا مَغْفُورَةً وَ حَسَنَاتِنَا مَشْکُورَةً وَ سَیِّئَاتِنَا مَسْتُورَةً وَ قُلُوبَنَا بِحُسْنِ الْقَوْلِ مَسْرُورَةً وَ أَرْزَاقَنَا مِنْ لَدُنْکَ بِالْیُسْرِ مَدْرُورَةً اللهُمَّ إِنَّکَ تَرَى وَ لا تُرَى وَ أَنْتَ بِالْمَنْظَرِ الْأَعْلَى وَ إِنَّ إِلَیْکَ الرُّجْعَى وَ الْمُنْتَهَى وَ إِنَّ لَکَ الْمَمَاتَ وَ الْمَحْیَا وَ إِنَّ لَکَ الْآخِرَةَ وَ الْأُولَى.

Allah’ım! Yüce (recep) ayının bu gecesinde meydana gelen büyük tecellinin ve gönderilen değerli elçi hürmetine, Muhammed ve Ehlibeyti’ne salât etmeni ve bizden daha iyi bildiğin günahlarımızı bağışlamanı diliyorum senden. Ey biz bilmediğimiz hâlde bilen! Peygamberlik şerefiyle üstün kıldığın, kendi keremlerinle yücelttiğin ve şerefli bir derece verdiğin bu geceyi bize mübarek kıl. Allah’ım! Şerafet ve fazilet dolu bi’set (peygamberliğe seçiliş) hürmetine, lütuf sahibi ve iffet unsuru o efendinin hakkına senden Muhammed ve Ehlibeyti’ne salât etmeni, bu gecede ve diğer gecelerde amellerimizi kabul buyurmanı, günahlarımızı affetmeni, iyiliklerimize karşılık vermeni, kötülüklerimizi örtmeni, kalplerimizi güzel sözle sevindirmeni ve rızıklarımızı kendi indinden kolaylıkla çoğaltmanı istiyoruz. Allah’ım! Şüphesiz sen görürsün, fakat görülmezsin. Basiretlerin varabileceği en doruk nokta sensin; (her şeyin) dönüşü ve sonu sensin. Öldürmek ve diriltmek sana mahsustur. Ahiret ve dünya senindir.

اللهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِکَ أَنْ نَذِلَّ وَ نَخْزَى وَ أَنْ نَأْتِیَ مَا عَنْهُ تَنْهَى اللهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُکَ الْجَنَّةَ بِرَحْمَتِکَ وَ نَسْتَعِیذُ بِکَ مِنَ النَّارِ فَأَعِذْنَا مِنْهَا بِقُدْرَتِکَ وَ نَسْأَلُکَ مِنَ الْحُورِ الْعِینِ فَارْزُقْنَا بِعِزَّتِکَ وَ اجْعَلْ أَوْسَعَ أَرْزَاقِنَا عِنْدَ کِبَرِ سِنِّنَا وَ أَحْسَنَ أَعْمَالِنَا عِنْدَ اقْتِرَابِ آجَالِنَا وَ أَطِلْ فِی طَاعَتِکَ وَ مَا یُقَرِّبُ إِلَیْکَ وَ یُحْظِی عِنْدَکَ وَ یُزْلِفُ لَدَیْکَ أَعْمَارَنَا وَ أَحْسِنْ فِی جَمِیعِ أَحْوَالِنَا وَ أُمُورِنَا مَعْرِفَتَنَا وَ لا تَکِلْنَا إِلَى أَحَدٍ مِنْ خَلْقِکَ فَیَمُنَّ عَلَیْنَا وَ تَفَضَّلْ عَلَیْنَا بِجَمِیعِ حَوَائِجِنَا لِلدُّنْیَا وَ الْآخِرَةِ وَ ابْدَأْ بِآبَائِنَا وَ أَبْنَائِنَا وَ جَمِیعِ إِخْوَانِنَا الْمُؤْمِنِینَ فِی جَمِیعِ مَا سَأَلْنَاکَ لِأَنْفُسِنَا یَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِینَ اللهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُکَ بِاسْمِکَ الْعَظِیمِ،

Allah’ım! Zelil ve rezil olmaktan ve senin nehyettiğin şeyleri yapmaktan sana sığınırız.
Allah’ım! Rahmetinle senden cennet istiyoruz ve (cehennem) ateşinden sana sığınıyoruz; kudretinle bizi ondan kurtar. (Allah’ım!) Bize (cennet) hurilerinden (vermeni) istiyoruz; izzetinle (bunu) bize nasip buyur. En geniş rızıklarımızı bize yaşımız ilerlediği (ihtiyarladığımız) zamanda ihsan eyle ve en iyi amellerimizin, ecellerimizin yakınlaştığı zamanda olmasını sağla. İtaatin yolunda ve bizi sana yakınlaştıracak, indinde bizi faydalandırıp mukarrep kılacak istikamette ömrümüzü uzat. Bütün durumlarımızda ve işlerimizde marifet ve basiretimizi iyileştir. Yarattıklarından, bize minnet edecek hiçbir kimseye bırakma bizi. Dünya ve ahiretimizle ilgili bütün hacetlerimizi lütfeyle bize. Kendimiz için istediğimiz her şeyi önce babalarımız, evlâtlarımız ve bütün mümin kardeşlerimiz için yerine getir; ey merhametlilerin en merhametlisi! Allah’ım! Şüphesiz biz yüce ismin

وَ مُلْکِکَ الْقَدِیمِ أَنْ تُصَلِّیَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ وَ أَنْ تَغْفِرَ لَنَا الذَّنْبَ الْعَظِیمَ إِنَّهُ لا یَغْفِرُ الْعَظِیمَ اِلّا الْعَظِیمُ اللهُمَّ وَ هَذَا رَجَبٌ الْمُکَرَّمُ الَّذِی أَکْرَمْتَنَا بِهِ أَوَّلُ أَشْهُرِ الْحُرُمِ أَکْرَمْتَنَا بِهِ مِنْ بَیْنِ الْأُمَمِ فَلَکَ الْحَمْدُ یَا ذَا الْجُودِ وَ الْکَرَمِ فَأَسْأَلُکَ بِهِ وَ بِاسْمِکَ الْأَعْظَمِ الْأَعْظَمِ الْأَعْظَمِ الْأَجَلِّ الْأَکْرَمِ الَّذِی خَلَقْتَهُ فَاسْتَقَرَّ فِی ظِلِّکَ فَلا یَخْرُجُ مِنْکَ إِلَى غَیْرِکَ أَنْ تُصَلِّیَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ أَهْلِ بَیْتِهِ الطَّاهِرِینَ وَ أَنْ تَجْعَلَنَا مِنَ الْعَامِلِینَ فِیهِ بِطَاعَتِکَ وَ الْآمِلِینَ فِیهِ لِشَفَاعَتِکَ اللهُمَّ اهْدِنَا إِلَى سَوَاءِ السَّبِیلِ وَ اجْعَلْ مَقِیلَنَا عِنْدَکَ خَیْرَ مَقِیلٍ فِی ظِلٍّ ظَلِیلٍ وَ مُلْکٍ جَزِیلٍ فَإِنَّکَ حَسْبُنَا وَ نِعْمَ الْوَکِیلُ اللهُمَّ اقْلِبْنَا مُفْلِحِینَ مُنْجِحِینَ غَیْرَ مَغْضُوبٍ عَلَیْنَا وَ لا ضَالِّینَ بِرَحْمَتِکَ یَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِینَ اللهُمَّ إِنِّی أَسْأَلُکَ بِعَزَائِمِ مَغْفِرَتِکَ وَ بِوَاجِبِ رَحْمَتِکَ السَّلامَةَ مِنْ کُلِّ إِثْمٍ وَ الْغَنِیمَةَ مِنْ کُلِّ بِرٍّ وَ الْفَوْزَ بِالْجَنَّةِ وَ النَّجَاةَ مِنَ النَّارِ.

ve kadim hükümranlığın ile senden Muhammed ve Ehlibeyti’ne salât etmeni ve büyük günahımızı bağışlamanı diliyoruz; çünkü büyüğü ancak büyük bağışlar. Allah’ım! İşte bu, bize lütuf ve keremde bulunduğun haram ayların ilki olan recep ayıdır. Ümmetler arasından bu ayı bize lütfettin. Sana hamdolsun ey cömertlik ve kerem sahibi. O hâlde bu ayın ve senin yarattıktan sonra gölgene yerleşen ve senden başkasına asla geçmeyen (sana mahsus) en azametli, en azametli, en azametli, en yüce ve en değerli ismin hürmetine senden Muhammed ve tertemiz Ehlibeyti’ne salât etmeni ve bu ayda bizi kendi itaatin için amel edenlerden ve şefaatini umanlardan kılmanı istiyorum. Allah’ım! Bizi doğru yola hidayet et ve indinde yerleşeceğimiz yeri, ebedî (rahmet) gölgenin altında ve büyük hâkimiyetinde en iyi yer karar kıl. Şüphesiz sen bize yetersin ve sen ne güzel vekilsin!
Allah’ım! Bizi kurtuluşa ermiş, mutluluğu yakalamış, gazap edilmemiş ve sapmamış bir şekilde kendi indine geri döndür; rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi! Allah’ım! Dönüşü olmayan mağfiretin ve kendine farz kıldığın rahmetin hakkına senden her günahtan korunmayı, her iyilikten
nasip almayı, cenneti kazanıp ateşten kurtulmayı diliyorum.

اللهُمَّ دَعَاکَ الدَّاعُونَ وَ دَعَوْتُکَ وَ سَأَلَکَ السَّائِلُونَ وَ سَأَلْتُکَ وَ طَلَبَ إِلَیْکَ الطَّالِبُونَ وَ طَلَبْتُ إِلَیْکَ اللهُمَّ أَنْتَ الثِّقَةُ وَ الرَّجَاءُ وَ إِلَیْکَ مُنْتَهَى الرَّغْبَةِ فِی الدُّعَاءِ اللهُمَّ فَصَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ وَ اجْعَلِ الْیَقِینَ فِی قَلْبِی وَ النُّورَ فِی بَصَرِی وَ النَّصِیحَةَ فِی صَدْرِی وَ ذِکْرَکَ بِاللَّیْلِ وَ النَّهَارِ عَلَى لِسَانِی وَ رِزْقا وَاسِعا غَیْرَ مَمْنُونٍ وَ لا مَحْظُورٍ فَارْزُقْنِی وَ بَارِکْ لِی فِیمَا رَزَقْتَنِی وَ اجْعَلْ غِنَایَ فِی نَفْسِی وَ رَغْبَتِی فِیمَا عِنْدَکَ بِرَحْمَتِکَ یَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِینَ.

Allah’ım! Seni çağıran herkes gibi ben de seni çağırdım; sana el açan herkes gibi ben de sana el açtım. Senden talep eden herkes gibi ben de (hacetlerimi) senden talep ettim. Allah’ım! Güvenilecek ve ümit edilebilecek olan sensin. En iştiyaklı dua sana edilir. Allah’ım! O hâlde Muhammed ve Ehlibeyti’ne salât et. Kalbime yakin, gözüme nur, göğsüme hayırseverlik ve sadakat, dilime de gece gündüz seni zikretmeyi yerleştir. Bana geniş, kesintisiz ve engelsiz bir rızık nasip eyle ve verdiğin rızkı bereketli kıl. Zenginliğimi kendi nefsimde kıl ve (ancak) indinde olana rağbet göstermemi sağla; rahmetinle
ey merhametlilerin en merhametlisi!

Sonra secde ederek yüz defa şöyle söylersin:

الْحَمْدُ للهِ الَّذِی هَدَانَا لِمَعْرِفَتِهِ وَ خَصَّنَا بِوِلایَتِهِ وَ وَفَّقَنَا لِطَاعَتِهِ شُکْرا شُکْرا

Hamd, bizi kendini tanımaya hidayet eden, kendi velâyetine özgü kılan ve kendi itaatine muvaffak eden Allah’a mahsustur. O’na şükürler olsun; O’na şükürler olsun.

Sonra da başını secdeden kaldırıp şu duayı okursun:

اللهُمَّ إِنِّی قَصَدْتُکَ بِحَاجَتِی وَ اعْتَمَدْتُ عَلَیْکَ بِمَسْأَلَتِی وَ تَوَجَّهْتُ إِلَیْکَ بِأَئِمَّتِی وَ سَادَتِی اللهُمَّ انْفَعْنَا بِحُبِّهِمْ وَ أَوْرِدْنَا مَوْرِدَهُمْ وَ ارْزُقْنَا مُرَافَقَتَهُمْ وَ أَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ فِی زُمْرَتِهِمْ بِرَحْمَتِکَ یَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِینَ

Allah’ım! Hacetimle sana yöneldim; dileğimde sana güvendim. İmamlarım ve efendilerim vasıtasıyla sana yöneldim. Allah’ım! Onların sevgisinden bizi yararlandır; onların gireceği yere bizi de yerleştir; onlarla arkadaşlık yapmayı bize nasip eyle; onların safında bizi cennete götür; rahmetinle ey
merhametlilerin en merhametlisi!

Bugün büyük dini bayramlardan biridir. Bugünde Hz. Resulullah (s.a.a) Hz. Cebrail’in (a.s) kendisine Hak tarafından risaleti indirmesiyle peygamberliğe seçilmiştir. Hadislerde bugün için şu ameller nakledilmiştir:
1-Gusletmek.
2-Oruç tutmak. Bugünün orucu, yıl içerisinde özel bir önem ve fazilete sahip olan dört günün orucundan birisidir ve yetmiş yılın orucunaeşdeğerdir.
3-Bugünde Resulullah’a (s.a.a) ve Ehlibeyti’ne (a.s) çok salâvat getirmek.
4- Hz. Resulullah’ın (s.a.a) ve Hz. Emîrü’l-Müminin’in (a.s) ziyaretleri.
5- Şeyh Tusî Misbâhü’l-Müteheccid kitabında şöyle nakleder: “Rayyân İbn Salt’tan nakledildiğine göre, İmam Muhammed Takî (a.s) Bağdat’ta bulunduğu sırada recebin on beşinci ve yirmi yedinci günleri oruç tuttu. İmam’ın (a.s) yakınları da aynı şekilde oruç tuttular. İmam (a.s) bize on iki rekât namaz kılarak, her rekâtta bir Fâtiha ve bir sure okumamızı, namaz bittikten sonra da Fâtiha, İhlâs, Felak ve Nâs Surelerinin her birini dörder defa okumamızı, ardından da dört defa şu duayı:

لا إِلَهَ اِلّا اللهُ وَ اللهُ أَکْبَرُ وَ سُبْحَانَ اللهِ وَ الْحَمْدُ للهِ وَ لا حَوْلَ وَ لا قُوَّةَ اِلّا بِاللهِ الْعَلِیِّ الْعَظِیمِ

Allah’tan başka ilâh yoktur. Allah en büyüktür. Allah her türlü eksiklikten münezzehtir. Bütün övgüler Allah’a mahsustur. Yüce ve azametli Allah’a dayanmayan hiçbir hareket ve güç yoktur.

Dört defa:

اللهُ اللهُ رَبِّی لا أُشْرِکُ بِهِ شَیْئا

Allah’tır, Allah’tır benim Rabbim ve ben hiçbir şeyi O’na ortak koşmam.

Ve dört defa:

لا أُشْرِکُ بِرَبِّی أَحَدا

Ben hiçbir kimseyi Rabbime ortak koşmam.

6- Yine Şeyh Tusî, Şeyh Ebu’l-Kasım Hüseyin b. Ruh’tan (r.a) şöyle nakletmiştir: Bugünde (27 recep) on iki rekât namazı, her rekâtta bir Fâtiha ve surelerden kolay olanını okuyacak şekilde kılar ve teşehhüt ve selâmdan sonra, her iki rekât arasında oturarak şu duayı okursun:

الْحَمْدُ للهِ الَّذِی لَمْ یَتَّخِذْ وَلَدا وَ لَمْ یَکُنْ لَهُ شَرِیکٌ فِی الْمُلْکِ وَ لَمْ یَکُنْ لَهُ وَلِیٌّ مِنَ الذُّلِّ وَ کَبِّرْهُ تَکْبِیرا یَا عُدَّتِی فِی مُدَّتِی یَا صَاحِبِی فِی شِدَّتِی یَا وَلِیِّی فِی نِعْمَتِی یَا غِیَاثِی فِی رَغْبَتِی یَا نَجَاحِی فِی حَاجَتِی یَا حَافِظِی فِی غَیْبَتِی یَا کَافِیَّ فِی وَحْدَتِی یَا أُنْسِی فِی وَحْشَتِی أَنْتَ السَّاتِرُ عَوْرَتِی فَلَکَ الْحَمْدُ وَ أَنْتَ الْمُقِیلُ عَثْرَتِی فَلَکَ الْحَمْدُ وَ أَنْتَ الْمُنْعِشُ صَرْعَتِی فَلَکَ الْحَمْدُ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ وَ اسْتُرْ عَوْرَتِی وَ آمِنْ رَوْعَتِی وَ أَقِلْنِی عَثْرَتِی وَ اصْفَحْ عَنْ جُرْمِی وَ تَجَاوَزْ عَنْ سَیِّئَاتِی فِی أَصْحَابِ الْجَنَّةِ وَعْدَ الصِّدْقِ الَّذِی کَانُوا یُوعَدُونَ.

Bütün övgüler kendisine evlât edinmeyen, hükümranlığında hiçbir ortağı bulunmayan ve kendisini zilletten kurtarıp (izzete vardıracak) bir yardımcıya da ihtiyacı olmayan Allah’a mahsustur. O’nu büyüklükle an. Ey bütün ömrümde birikimim olan (Rabbim), ey zor günlerimde yanımda olan, ey velinimetim, ey isteklerimi (yerine getirmede) yardımcım, ey beni hacetime ulaştıran, ey gıyabımda (bana ait olan şeyleri) koruyan, ey yalnızlığımda bana yeten, ey korkulu anlarımda beni yalnızlıktan çıkaran (teselli kaynağım)! Kusurumun üstünü örten sensin; o hâlde sana hamdolsun. Hatalarımı affeden sensin; öyleyse sana hamdolsun. Düşeceğim yerde bana yardımcı olan sensin; o hâlde sana hamdolsun. (Allah’ım!) Muhammed ve Âl-i Muhammed’e salât et; ayıbımı ört; korkumu güvene çevir; hatamı affet; suçumu bağışla ve doğru bir vaatle kendilerine vaatte bulunduğun cennet ehli arasında
kötülüklerimi affederek (beni onlarla birlikte kıl).

Namaz ve duayı bitirdikten sonra ise yedi defa Fâtiha, İhlâs, Felak, Nâs, Kâfirûn ve Kadir Surelerini, yedi defa da Âyete’l-Kürsî’yi okur ve ardından yedi defa:

لا إِلَهَ اِلّا اللهُ وَ اللهُ أَکْبَرُ وَ سُبْحَانَ اللهِ وَ لا حَوْلَ وَ لا قُوَّةَ اِلّا بِاللهِ

Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür ve Allah (her noksandan) münezzehtir. Allah’a dayanmayan hiçbir hareket ve güç yoktur.

Ve yedi defa da:

اللهُ اللهُ رَبِّی لا أُشْرِکُ بِهِ شَیْئا

Allah’tır, Allah’tır benim Rabbim ve ben hiçbir şeyi O’na ortak koşmam.

zikirlerini söylersin ve dilediğin şeyleri Hak Teâlâ’dan istersin.

KaynaK: Mefatihu’l Cinan

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*