KÜSTÜM OYNAMIYORUM….

Hatırlıyorum çocukluk yıllarımızda arkadaşlarımızla oyun oynarken oyunun kurallarını kendi istediğimiz şekilde belirlemek ya da oyunu kazanacağımız şekilde yönlendirmeye çalıştığımız olurdu. Ama yapmak istediğimiz arkadaşlarımız tarafından kabul görmezse hemen ellerimizi bedenimize sarar suratımızı ekşitir “KÜSTÜM OYNAMIYORUM” derdik. Büyük ihtimalle bunu az çok hepimiz yapmışızdır. Ancak çocuk olmanın en güzel tarafı şuydu ki küslükler hiç uzun sürmezdi ve kısa süre içinde barışıp hiçbir şey olmamış gibi arkadaşlarımızla oynamaya devam ederdik.

Çocukluk yıllarımız geçti, hayatımızda birçok şey değişti ve yaşantımız farklı şekilde gelişti. Ama biraz geriden baktığımızda çocukluk yıllarımızda yaptığımız davranışları günümüzde de sergilediğimizi görebiliriz.

Bir topluğu bir araya farklı nedenler getirebilir; siyaset, futbol, kültür, sanat, inanç vs.

Kendimizden örnekleme yapacak olursak şu an içinde bulunduğumuz konumda bizlerin bir arada olmasının ana nedeni; Allah inancı, Peygamber aşkı ve Ehlibeyt bağlılığıdır. Eğer bu bağlayıcılık olmasaydı belki de birbirimizi hiç tanımayacaktık…

Kısacası İNANANLARDAN olmak bizlerin birliktelik sebebidir. Tabi bir sebepten dolayı bir araya gelmek bazı yükümlülükleri de beraberinde getirir. 12 İmama inanan kişiler de bu inanç ekseni kapsamında bir araya geldiklerinde artık her hususta birbirlerine karşı sorumludurlar.

Ama bazen nefsin ve şeytanın vesveseleri bizlere sorumluluklarımızı unutturup kişisel ve nefsani davranmamıza sebep olabiliyor ve aynı çocukluk yıllarımızda olduğu gibi çocukça davranışlar sergileyebiliyoruz.

Oysa gerçek manada 12 İmama gönül vermiş bir kimsenin küsme hakkı yoktur, sorumluluktan kaçma hakkı yoktur, kendini toplumdan soyutlama hakkı yoktur….

Buna karşın kendisine yapılan eleştirilere, uyarmalara, vefasızlıklara, haksızlıklara, dil yaralarına ve yermelere karşı tahammüllü olmalı ve sorunların giderilebilmesi için yapıcı olmaya çalışmak zorundadır.

Bizlerin bağları kopup zayıfladığı zaman kazanan şeytan ve taraftarları olacak, kaybeden ise bizler.

Oysa ki Peygamberimize yapılmadık haksızlık, gösterilmedik zorluk, cefa, vefasızlık kalmadı ama RAHMET ELÇİSİ bir kere kimseye küsmedi toplumdan uzaklaşmadı ve meydanı boş bırakmadı.

Hz. Fatıma, İmam Ali, İmam Hasan ve İmam Hüseyin’in yaşadıklarını ve başlarına getirilenleri söylemeye bile gerek yok.

Ancak tüm bunlara rağmen onlar hep toplumda insanları aydınlatma ve onları doğru yola iletme uğrunda çaba gösterdiler.

Bizler Peygamberimizin ümmeti ve 12 İmamın taraftarıyız kısacası “KÜSTÜM OYNAMIYORUM” demeye hakkımız yok. Hep oyunda kalmalıyız ve hep birlikte kazanmak için çaba göstermeliyiz. Birimiz kulluk yolunda düştüğünde diğerimiz onu kaldırmalıdır.

Unutmayalım kalpleri fethetmek Muhammed-i ahlakın insan yaşantısından hayat bulmasıyla mümkündür.

Bu gün O’nun seçilme günü olduğuna O’nun da yüce ahlak üzerine olduğuna Kur’an’ın şahitlik ettiğine  ve kendisinin buyurduğu gibi efendimizin “Yüce ahlaki değerleri tamamlamak için” bizlere gönderildiğine göre gelin ELLERİMİZİ ÇÖZELİM KÜSTÜĞÜMÜZLE BARIŞALIM, HAKKIMIZ VARSA HELAL EDELİM ŞEYTANIN BURNUNU SÜRTÜP MUHAMMEDİ ALEVİ OLDUĞUMUZU TÜM ALEME GÖSTERELİM.

YAŞASIN DOSTLUK KARDEŞLİK AFFETME VE HATALARI GÖRMEZDEN GELME.

YAŞASIN MUHAMMEDİ AHLAK ALEVİ YAŞAYIŞ…..

Çorum Ehlibeyt Vakfı Araştırma ve Toplumu Aydınlatma Çalışma Grubu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*