Mehdi Demekle Mehdevi Olmak Arasında Dağlar Kadar Fark Vardır

Bugün insanlığın kurtuluş ümidi adalet güneşi, mazlumların sığınağı ve geleceği özlemle beklenen 12. İmam Hz. MEHDİ’nin (af.) mübarek ve kutlu doğum günü o Hazretin doğumundan 1189 bahar geçti ama hala gizli hala gaybette. Peki bunca Mehdi diyen varken neden gelmiyor? Neden firakı sona erdirmiyor? Neden o Nur Cemali göremiyoruz?

Aslında bunun cevabı Mehdi demekle Mehdevi olmak arasındaki farkta gizlidir.

İmam Mehdi Allah’ın yeryüzüne gönderdiği en sonuncu Hüccettir. Hüccette son İlahi vaadi gerçekleştirecek olan kişidir. Peki Son İlahi vaat neydi:

 “Yeryüzüne ezilmişlerin hâkim olması, haksızlığın son bulması ve kurdun kuzuyla kardeşçe geçinmesi (mutlak barışın sağlanmasına örnektir), yeryüzünün içindeki bütün nimetlerini dışa vurması, herkesin refah ve mutluluk içinde yaşaması, dünyanın hiçbir yerinde zekât, humus, sadaka verecek fakirin bulunmaması…”

İşte bu vaadin gerçekleşebilmesi İslam’ın yeryüzünün tamamına yayılması ve tevhidin dünyaya hâkim olmasına bağlıdır.

Bunun gerçekleşebilmesi de Allah’ın son Hücceti Hz. Mehdi’nin zuhur etmesi ve Hz. İsa’nın gökten inerek o Hazrete yardım etmesine bağlıdır.

Hz. Mehdi’ni zuhuru da öncelikle O Hazrete inanan kişilerin ona layık taraftarlar olmasına ve onu insanlığa tanıtmalarına ve dünyadaki herkesin onun zuhuruna özlem duymasına bağlıdır.

Şimdiye kadar zuhurun gerçekleşmesi bu son şartın yerine gelmemesinden kaynaklanmaktadır ya da diğer bir deyişle Mehdi diyenlerin çok ama Mehdevi olanların az olmasına bağlıdır

Peki bizler İmam Mehdi’ye layık taraftarlar olabilmek için neler yapmalıyız, İmam Mehdi bizden ne bekliyor ve bizim İmam Mehdi’ye karşı görevlerimiz nedir?

İmam Mehdi bizden doğum gününde sadece pasta kesip alkış tutmamızı, havai fişek patlatıp resim çekmemizi, birkaç methiye okuyup, fazilet aktarmamızı beklemiyor sevinci göstermek güzel ancak Mehdevi düşünce insanın hayatının her alanına yansımadığı zaman İmam Mehdi’nin hayatımızdaki yeri de sadece kestiğimiz pastanın ağzımızdaki tadı kadar veya çektiğimiz resmin diğer resimler arasında kaybolacağı süre kadar ve dilimizdeki methiyenin yerini başka bir konudaki başka bir methiye alıncaya kadar olacaktır ve sonra hayat daha önce olduğu gibi Mehdi’siz bir şekilde devam edecektir.

İşte bundan dolayı Bizler bugün o hazrete şu sözü verebilmeliyiz:

Ey Efendim, ey İmam’ın, ey Allah’ın nuru, ey Kurtuluş Gemisi, ey Rahmetlerin iniş sebebi, ey Allah’ın yeryüzünde gören gözü, ey Kur’an’ın ortağı, ey Zamanın Sahibi, ey İmam Mehdi! bugün şu anda ve her zaman sana söz veriyorum ki;

Bundan sonra helal ve haramlara daha fazla dikkat edeceğim.

Elimi harama uzatmayacağım.

Gözümü harama kapatacağım.

Kulağımı haram dinlemekten alıkoyacağım.

İbadetlerimi en güzel şekilde yerine getirmeye çalışacağım.

Bulunduğum ortamda, çalıştığım işte, okuduğum okulda insanların en dürüstü, en ahlaklısı ve en çalışkanı olacağım ve insanların işte bu Mehdevi bir şahsiyet bu bir başkadır demelerini sağlamaya çalışacağım.

Namazlarımı ilk vaktinde kılacağım ve onları hiç aksatmayacağım.

Kişisel becerilerimi senin zuhuruna ortam hazırlama yönünde geliştireceğim.

Sahip olduğum veya seçeceğim mesleğime senin zuhuruna ortam oluşturacak şekilde yön vermeye çalışacağım.

Yalandan, kibirden, kendini beğenmişlikten vs. uzak duracağım.

Senin zuhurundan önce başka dünyevi tağutlara dünya işlerimi düzeltsinler diye ümit beslemeyeceğim. (Oculuktan buculuktan uzak duracağım, siyaset zedelikten, kavmiyetçilikten, fanatiklikten…)

Her sabah kalktığımda o günümü senin zuhuruna ortam hazırlamak ve tevhidin dünyaya yayılmasına katkıda bulunmak için harcayacağıma dair Allah’a, Sana ve kendime söz vereceğim.

Her gün kendimi geliştirmek ve senin zuhuruna ortam hazırlamak için kitap okuyacağım ve yararlı ve faydalı şeyleri okuyup dinleyip, izleyeceğim….

Hangi ortamda olursam olayım (iş, okul, çarşı, Pazar, bağ, bahçe, şehir, köy, kasaba) insanlara Seni ve zuhurunun önemini anlatacağım.

Her gün seninle yeniden biatlaşıp sana olan inanç, iman ve bağlılığımı tazeleyeceğim ki biatim şöyledir:

(Allah’ım bugünde ve yaşadığım sürece İmam Mehdi’ye olan biatimi tazeliyorum. Ona salat ve selam eyle. Beni onun yardımcılarından, taraftarlarında, yolunda mücadele edenlerden ve onun uğrunda onun huzurunda can verenlerden karar kıl. Bu benim ona karşı boynumda olan biatimdir.”   

  Evet İmam Mehdi (a.f) hayatımızın her anında ve her alanında olmadığı sürece Mehdi diyebiliriz ama Mehdevi olmaktan çok uzak sayılırız, böyle olunca da daha çok zuhuru bekleriz aslında biz Onu değil İmam Mehdi bizi bekliyor. 1189 yıldır her sabah kendine layık yeterli taraftarlarının oluşmasının yolunu gözlüyor.

İşte şimdi Ali’yi yalnız bırakan Küfe’li olmadığımızı ispat etmenin tam zamanıdır. Genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle bunu göstermenin tam yeridir.

Ağacan inşallah o mübarek gözün artık çok uzun süre yollarda kalmayacak ve nazenin kalbin daha fazla kırılmayacak. Mehdevi olma yolunda sana söz veriyoruz.

MEHDEVİ OLMA YOLUNDAKİ MÜCADELEMİZ KUTLU OLSUN

    Özgür Arapoğlu

Çorum Ehlibeyt Vakfı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*