Şeyh Tusî’nin naklettiğine göre, recep ayında her gün şu duanın okunması da müstehaptır:
اللهُمَّ یَا ذَا الْمِنَنِ السَّابِغَةِ وَ الْآلاءِ الْوَازِعَةِ وَ الرَّحْمَةِ الْوَاسِعَةِ وَ الْقُدْرَةِ الْجَامِعَةِ وَ النِّعَمِ الْجَسِیمَةِ وَ الْمَوَاهِبِ الْعَظِیمَةِ وَ الْأَیَادِی الْجَمِیلَةِ وَ الْعَطَایَا الْجَزِیلَةِ یَا مَنْ لا یُنْعَتُ بِتَمْثِیلٍ وَ لا یُمَثَّلُ بِنَظِیرٍ وَ لا یُغْلَبُ بِظَهِیرٍ یَا مَنْ خَلَقَ فَرَزَقَ وَ أَلْهَمَ فَأَنْطَقَ وَ ابْتَدَعَ فَشَرَعَ وَ عَلا فَارْتَفَعَ وَ قَدَّرَ فَأَحْسَنَ وَ صَوَّرَ فَأَتْقَنَ وَ احْتَجَّ فَأَبْلَغَ وَ أَنْعَمَ فَأَسْبَغَ وَ أَعْطَى فَأَجْزَلَ وَ مَنَحَ فَأَفْضَلَ یَا مَنْ سَمَا فِی الْعِزِّ فَفَاتَ نَوَاظِرَ [خَوَاطِرَ] الْأَبْصَارِ وَ دَنَا فِی اللُّطْفِ فَجَازَ هَوَاجِسَ الْأَفْکَارِ یَا مَنْ تَوَحَّدَ بِالْمُلْکِ فَلا نِدَّ لَهُ فِی مَلَکُوتِ سُلْطَانِهِ وَ تَفَرَّدَ بِالْآلاءِ وَ الْکِبْرِیَاءِ فَلا ضِدَّ لَهُ فِی جَبَرُوتِ شَأْنِهِ یَا مَنْ حَارَتْ فِی کِبْرِیَاءِ هَیْبَتِهِ دَقَائِقُ لَطَائِفِ الْأَوْهَامِ وَ انْحَسَرَتْ دُونَ إِدْرَاکِ عَظَمَتِهِ خَطَائِفُ أَبْصَارِ الْأَنَامِ یَا مَنْ عَنَتِ الْوُجُوهُ لِهَیْبَتِهِ،
Allah’ım! Ey bol bahşişlerin, çeşitli nimetlerin, geniş rahmetin, eksiksiz kudretin, büyük nimetlerin, azametli bağışların, güzel bahşişlerin, sayısız lütuf ve ihsanların sahibi! Ey misalle vasfedilmeyen ve benzerle tasvir edilmeyen, hiçbir güce yenilmeyen (Allah)
Ey yaratıp da rızk veren, (manaları) ilham edip de konuşturan, örneği olmadan eşsiz bir yaratılışı başlatan, yücelip de (her türlü düşünce ve tasavvuru) aşan, her şeye bir ölçü koyup da en iyi şekilde takdir eden, her şeyi en sağlam ve mükemmel şekliyle tasvir eden, delil sunup da en açık ve net şekilde tebliğ eden, nimet verip de bollaştıran, bahşiş edip de çoğaltan, hadsiz hesapsız lütuf ve ihsanda bulunan (Allah)! Ey basiretli gözlerin idrak edemeyeceği izzet derecelerine yücelen, lütuf ve ihsanı yakın olmakla birlikte düşünce ve hayallere sığmayan (Rabbim)!
Ey âlemin hükümranlığını elinde bulunduran ve saltanatında hiçbir ortağı olmayan; ey nimet vermede eşi olmayan, celal ve ceberutunda zıddı bulunmayan; ey heybetinin yüceliğinde en dakik akılları dahi şaşkın bırakan; ey azametini idrak etmekten en ince basiret sahiplerini dahi âciz bırakan;
وَ خَضَعَتِ الرِّقَابُ لِعَظَمَتِهِ وَ وَجِلَتِ الْقُلُوبُ مِنْ خِیفَتِهِ أَسْأَلُکَ بِهَذِهِ الْمِدْحَةِ الَّتِی لا تَنْبَغِی اِلّا لَکَ وَ بِمَا وَأَیْتَ بِهِ عَلَى نَفْسِکَ لِدَاعِیکَ مِنَ الْمُؤْمِنِینَ وَ بِمَا ضَمِنْتَ الْإِجَابَةَ فِیهِ عَلَى نَفْسِکَ لِلدَّاعِینَ یَا أَسْمَعَ السَّامِعِینَ وَ أَبْصَرَ النَّاظِرِینَ وَ أَسْرَعَ الْحَاسِبِینَ یَا ذَا الْقُوَّةِ الْمَتِینَ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ خَاتَمِ النَّبِیِّینَ وَ عَلَى أَهْلِ بَیْتِهِ وَ اقْسِمْ لِی فِی شَهْرِنَا هَذَا خَیْرَ مَا قَسَمْتَ وَ احْتِمْ لِی فِی قَضَائِکَ خَیْرَ مَا حَتَمْتَ وَ اخْتِمْ لِی بِالسَّعَادَةِ فِیمَنْ خَتَمْتَ وَ أَحْیِنِی مَا أَحْیَیْتَنِی مَوْفُورا وَ أَمِتْنِی مَسْرُورا وَ مَغْفُورا وَ تَوَلَّ أَنْتَ نَجَاتِی مِنْ مُسَاءَلَةِ الْبَرْزَخِ وَ ادْرَأْ عَنِّی مُنْکَرا وَ نَکِیرا وَ أَرِ عَیْنِی مُبَشِّرا وَ بَشِیرا وَ اجْعَلْ لِی إِلَى رِضْوَانِکَ وَ جِنَانِکَ [جَنَّاتِکَ] مَصِیرا وَ عَیْشا قَرِیرا وَ مُلْکا کَبِیرا وَ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ کَثِیرا.
Ey heybeti karşısında makam sahiplerinin alçaldığı, azameti karşısında boyunların eğildiği ve korkusundan kalplerin titrediği (Rabbim)! Başkasına lâyık olmayan bu methüsenalar hürmetine, dua eden müminlere vermeyi kendine gerekli kıldığın ve onlara icabet etmeye kefil olduğun şeyler hakkına senden istiyorum.
Ey en iyi duyan ve en iyi gören, ey en çabuk hesaba çeken; ey sağlam ve eksiksiz kuvvet sahibi (Allah’ım)! Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed’e ve onun Ehlibeyti’ne salât et ve bu (mübarek) ayımızda en hayırlı kısmetini bana nasip buyur; kesinleştirdiğin en hayırlı hükmünü benim için takdir et ve sonunu hayırlı kıldığın kimseler arasında benim de sonumu saadetle sona erdir.
Beni diri tuttuğun müddetçe bollukta yaşat; ölürken sevinçli ve bağışlanmış olarak öldür. Beni Berzah soruşturmasından kurtarmayı kendin üstlen; Münker ve Nekir’i benden uzaklaştır, (müjdeci melekler olan) Mübeşşir ve Beşir’i gözüme göster; yolumu hoşnutluğuna ve cennetine çıkar, (orada) bana hoş bir hayat ve büyük bir hükümdarlık nasip eyle. Muhammed ve Ehlibeyti’ne çok salât et. Müellif der ki: Bu dua (Kufe’deki) Sa’saa mescidinde de okunan duanın aynısıdır.
Kaynak: Mefatihu’l Cinan Recep Ayı Amelleri Bölümü
